Gezegenin Öfkesi: Yeni Bir Süper Kasırga Çağı Başlıyor
Küresel iklim değişikliği, gezegenin dört bir yanında doğal afetlerin hem sıklığını hem de şiddetini endişe verici boyutlara taşıyor. Özellikle fırtına oluşumuna zemin hazırlayan okyanuslardaki sıcak noktaların hızla büyümesiyle, kasırgalar mevcut sınıflandırma sistemlerini zorlayacak bir yıkıcılığa ulaştı. Bu durum, bilim dünyasını harekete geçirerek, fırtınaların tahribat gücünü daha doğru yansıtabilecek, çağın gerçeklerine uygun yeni bir derecelendirme arayışına itti.
Tayvan Ulusal Üniversitesi ve Hawaii Üniversitesi'nden önde gelen akademisyenlerin Amerikan Jeofizik Birliği (AGU) tarafından yayımlanan çığır açıcı ortak çalışması, bu tartışmaların odağında yer alıyor. Araştırmacılar, rüzgar hızı saatte 296 kilometreyi aşan fırtınaların 'Kategori 6' olarak tanımlanması gerektiğini önererek, iklim krizinin tetiklediği aşırı hava olaylarının geldiği kritik noktayı gözler önüne seriyor. Bu kritik çağrı, sadece bir isimlendirme değişikliği değil, aynı zamanda yükselen tehditlere karşı küresel hazırlık ve adaptasyon stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinin de güçlü bir işareti.
Saffir-Simpson Ölçeği Sınırları Zorluyor: Kategori 5'in Ötesi
Yarım asrı aşkın süredir dünya genelinde kasırgaları sınıflandırmak için kullanılan Saffir-Simpson Kasırga Rüzgar Ölçeği, kasırgaları sürekli rüzgar hızlarına göre 1'den 5'e kadar derecelendiriyor. Bu ölçek, özellikle tropikal fırtınaların potansiyel tahribatını hızlıca anlamak ve erken uyarı sistemlerini kurmak için temel bir araç olmuştur. Mevcut ölçeğe göre kasırga kategorileri şu şekilde belirlenmiştir:
- Kategori 1: Rüzgar hızı saatte 119-153 kilometre
- Kategori 2: Rüzgar hızı saatte 154-177 kilometre
- Kategori 3: Rüzgar hızı saatte 178-208 kilometre
- Kategori 4: Rüzgar hızı saatte 209-251 kilometre
- Kategori 5: Rüzgar hızı saatte 252 kilometre ve üzeri
Ancak, küresel iklim değişikliğinin tetiklediği ve yıkıcı gücü artan fırtınalar karşısında bu köklü ölçeğin sınırları zorlanıyor. Özellikle Kategori 5'in, rüzgar hızı saatte 252 kilometrenin üzerindeki tüm fırtınaları tek bir çatı altında toplaması, çok daha yıkıcı potansiyele sahip kasırgalar arasında gerekli ayrımı yapmayı engelliyor. Uzmanlar, Kategori 5'in kendi içinde bir şiddet aralığı bulundurmasının, kasırgaların gerçek tahribat gücünü yeterince yansıtamadığını ve kamuoyunun tehlike algısını eksik bıraktığını vurguluyor. Bu durum, özellikle can ve mal kaybının önlenmesi noktasında kritik öneme sahip.
Kategori 6 Gerçeği: İklim Değişikliği ve Yıkıcı Veriler
Araştırmacılar, iklim değişikliğinin, fırtına oluşumuna yol açan okyanuslardaki sıcak noktaların büyümesinde yüzde 60 ila 70 oranında etkili olduğunu belirtiyor. Okyanuslardaki bu sıcak noktalardaki artış, kasırgaların şiddetini de doğrudan etkileyerek mevcut 5 seviyeli sınıflandırmanın bu yeni şiddet seviyesini tanımlamada yetersiz kalacağına işaret ediyor.
Son 40 yılda kaydedilen tüm büyük kasırgaları inceleyen bilim ekibi, önerilen Kategori 6 tanımına (saatte 296 kilometreyi geçen rüzgar hızı) uyan fırtınaların giderek daha fazla yayıldığını çarpıcı verilerle ortaya koydu. Buna göre:
- 1982'den 2012'ye kadarki 30 yıllık süreçte rüzgar hızı saatte 296 kilometreyi geçen 8 tropikal siklon kaydedildi.
- 2013'ten 2023'e kadarki son 10 yıllık dönemde ise bu sayı, endişe verici bir artışla, 10'a fırladı.
Bu veriler ışığında, son 40 yılda meydana gelen ve Kategori 6 tanımına girebilecek toplam 18 siklonun 10'unun yalnızca son 10 yılda yaşanmış olması, iklim değişikliğinin etkilerindeki hızlanmayı açıkça gösteriyor. Bu aşırı şiddetli kasırgaların büyük kısmı, özellikle Filipinler ve Borneo Adası'nın doğusundaki Batı Pasifik ile Kuzey Atlantik'te, Küba, Hispaniola Adası ve Florida'nın doğusunda yer alan kritik sıcak noktalarda meydana geldi. Çalışma, bu sıcak noktaların yıllar içinde giderek büyüdüğünün ve fırtına oluşumları için giderek daha elverişli koşullar sunduğunun da altını çiziyor.
Bilim İnsanlarından Kritik Çağrı: Prof. Dr. Türkeş Uyarıyor
İklim bilimci Prof. Dr. Murat Türkeş, okyanusların daha fazla ısı tutması, sıcaklıkların artması ve deniz yüzey sıcaklıklarının kasırga mevsimlerinde daha uzun süre 27 derece ve üzerinde seyretmesinin, iklim değişikliği ve tropikal siklonlar arasındaki güçlü bağlantının kanıtı olduğunu vurguluyor. Türkeş, Kategori 5 düzeyini aşan bazı bölgelerin sıcak noktalar olarak tanımlandığını belirtirken, iklim değişikliği şiddetlendikçe, tropikal siklon oluşum mevsiminde ortalama deniz yüzey sıcaklıklarının 27 derece ve üzerine çıkmasıyla, sadece sayıdan daha da önemlisi Kategori 5'in üzerine çıkacak kadar şiddetli merkez rüzgarına sahip siklonların oluşacağının öngörüldüğünü ifade ediyor. Yüzey sıcaklıklarının artmasıyla bu sıcak sularda buharlaşmanın çoğalmasının, iklim değişikliğiyle birlikte daha şiddetli kasırgalara, tayfunlara ve siklonlara yol açtığını belirten Türkeş, Saffir-Simpson Ölçeği'nin Kategori 5 kapsamında şiddet aralığı bulunmamasının da bu yeni sınıflandırma arayışında önemli bir etken olduğunu kaydediyor.
Yeni kategorilerin belirlenmesi aşamasında iklim normali kapsamında son 30 yılda meydana gelen tropikal siklonların şiddetine bakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Türkeş, eğer çok sayıda oluşum Kategori 5'i aşıyor ve saatte 250 kilometreden çok farklı, örneğin saatte 300 kilometreye eşit veya daha yükseğe çıkıyorsa, o zaman siklonun ciddiyetini anlatabilmek için bir Kategori 6 oluşturulabileceğini dile getiriyor. Ancak şu anda Kategori 5'in bu ihtiyaca hizmet ettiğini ve tropikal siklon oluşum ve büyüklüklerine ilişkin klimatolojik istatistiksel bir çalışma için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu da ekliyor. Türkeş, 20-30 yıllık dönemdeki 8-10 gibi sayıların istatistiksel açıdan henüz 'çok önemli' kabul edilmediğini, ancak önümüzdeki yıllarda bu sayıların aşılması durumunda Kategori 6'nın, şiddetli tropikal siklonların yaratacağı olumsuz etkileri duyurmak için kaçınılmaz hale geleceğinin altını çiziyor.
Geleceğin Fırtınalarına Hazırlık: Afetlere Dirençli Toplumlar İçin Küresel Eylem Planları
Araştırmayı yapan uzmanlara göre, kasırga kategorisinin 6'ya çıkarılması, özellikle şiddetli kasırgaların daha sık görüldüğü sıcak noktalardaki yerleşimlerin kasırga etkilerine daha dayanıklı hale getirilmesine yardımcı olacak hayati bir adım. Prof. Dr. Türkeş de binaları uçuracak kadar şiddetli fırtınaların, sel, taşkın, heyelan, kentsel su baskını gibi aşırı yağışları da beraberinde getirdiğini, ayrıca can ve mal kayıplarına yol açan tarım alanlarına ve ekosistemlere büyük zarar verdiğini hatırlatıyor. İklim değişikliği etkilerinin olmadığı bir senaryoda bile yılın belli dönemlerinde ve tropikal siklon coğrafyalarında can ve mal kayıplarına yol açan, tarım alanlarına ve ekosistemlere zarar veren siklonların meydana geldiği dikkate alındığında, iklim değişikliğiyle birlikte şiddetleri daha da artan tropikal siklonlara karşı erken uyarı sistemlerinin artık her zamankinden daha fazla önem kazandığı tespitini paylaşıyor.
Bu tür bir sınıflandırma değişikliği, sadece bilimsel bir güncelleme olmanın ötesinde, küresel ölçekte uluslararası işbirliğini, risk yönetimini ve iklim adaptasyon stratejilerini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Yeni bir Kategori 6 eşiği, tüm dünyada hükümetleri, yerel yönetimleri ve toplulukları, gelecekteki daha şiddetli fırtınalara karşı altyapılarını güçlendirmeye, acil durum planlarını güncellemeye ve afetlere dirençli toplumlar inşa etmeye teşvik edecektir. Bu, insanlığın ortak mücadelesinde atılacak en kritik adımlardan biri olarak öne çıkıyor; ekonomik yükü hafifletmek, can kayıplarını en aza indirmek ve yaşam kalitesini korumak adına atılması gereken somut adımları da beraberinde getiriyor. Türkiye'nin de bu küresel çabalara aktif olarak katılımı, hem kendi vatandaşlarının güvenliği hem de uluslararası iklim mücadelesindeki rolü açısından büyük önem taşımaktadır.