Batı Şeria'da Alarm Zilleri Çalıyor: BM'den Tarihi Uyarı
Filistin topraklarında devam eden gerilim, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan çarpıcı bir raporla bir kez daha uluslararası gündemin ilk sıralarına oturdu. İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik saldırılar, rekor seviyeye ulaşarak bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne serdi. Uluslararası hukuka aykırı olduğu sıkça vurgulanan İsrail yerleşim birimlerinin genişlemesi ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden yerleşimcilerin şiddet eylemleri, on yıllardır süregelen çatışmanın en kanlı dönemlerinden birine işaret ediyor. Bu durum, özellikle Gazze Şeridi'ndeki son gelişmelerin gölgesinde, Batı Şeria'daki kırılgan durumu daha da tehlikeli hale getiriyor.
İşgalin Derin Yarası: Hukuka Aykırı Yerleşimler ve Sonuçları
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'daki yerleşim politikası, uluslararası toplum tarafından başından beri uluslararası hukuka aykırı kabul edilmiştir. Bu yerleşimlerin pervasızca genişlemesi ve Filistinlilere yönelik sistematik şiddet eylemleri, bölgedeki istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri olarak gösterilmektedir. Geçmişte defalarca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla kınanan bu durum, iki devletli çözüm vizyonunun önündeki en büyük ve aşılmaz engellerden biri olmayı sürdürmüştür. Bölgede tırmanan gerilim, benzer krizlerle 2023 yılında da gündeme gelmişti; ancak BM'nin mevcut raporu, şiddetin daha önce görülmemiş, vahim boyutlara ulaştığını teyit ediyor.
Rakamlar Kan Donduruyor: 1800'den Fazla Saldırı, En Yüksek Günlük Ortalama
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, New York'taki BM Genel Merkezinde düzenlediği günlük basın toplantısında kritik açıklamalarda bulundu. Dujarric, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailli yerleşimciler tarafından 2025 yılında 1800'den fazla saldırının kayıtlara geçtiğini duyurdu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yaklaşık 280 yerleşim biriminde belgelenen bu saldırıların, çok sayıda can kaybına veya geniş çaplı mal hasarına yol açtığı vurgulandı. Sözcü Dujarric, OCHA'nın 2006'dan bu yana bu tür olayları kaydetmeye başlamasından itibaren görülen en yüksek günlük ortalama olarak kayıtlara geçen bu şiddet sarmalının, her gün ortalama beşten fazla saldırıya tekabül ettiğini belirtti. Bu korkunç veriler, bölgedeki şiddetin sistematik ve endişe verici bir şekilde yükseldiğini gözler önüne seriyor.
Gazze'nin Gölgesinde Batı Şeria: Ekim 2023 Sonrası Şiddet Karteli
Batı Şeria'daki bu vahim tablo, bölgedeki daha geniş çaplı çatışmaların acı bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda belirgin ve ciddi bir artış yaşanmıştır. OCHA raporu, bu saldırılar ve artan baskılar nedeniyle birçok Filistinli ailenin evlerinden, topraklarından zorla yerinden edildiğine de dikkat çekerek, tüm üye devletlere bu bölgelerdeki sivillerin uluslararası hukuk çerçevesinde ivedilikle korunması çağrısını yineledi. İnsan hakları kuruluşları, bu artışın özellikle son dönemde ivme kazanan yerleşimci faaliyetleri ve bölgedeki güvenlik güçlerinin kayıtsız tutumuyla doğrudan ilişkili olduğunu savunuyor. Bu durum, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı ve sivillerin temel haklarının hoyratça ihlal edildiği yönündeki endişeleri tırmandırıyor.
Nablus'ta Korkunç Manzaralar: Kundaklama ve Irkçı Saldırılar
Son dönemde yaşanan olaylar, şiddetin ulaştığı korkunç boyutu somut bir şekilde gözler önüne seriyor. En son işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan Nablus kentinin kuzeyindeki Bazariya köyünde, Filistin topraklarını gasbeden İsrailli yerleşimciler tarafından 5 araç ateşe verilmiş, adeta gözdağı verilmişti. Aynı saldırıda, bir okula da el uzatılarak duvarlarına ırkçı sloganlar yazılmıştı. Bu tür doğrudan ve pervasız saldırılar, Filistin toplumunda derin bir travma yaratırken, uluslararası toplumun pasifliğini ve etkisizliğini de derinden sorgulatıyor. Bu olaylar, sadece mal kaybına değil, aynı zamanda Filistin halkının toplumsal dokusuna, geleceğe yönelik umutlarına ve var olma iradesine de ağır darbeler vurmaktadır.
Barışa Giden Yol Tıkandı mı? Uluslararası Toplumdan Acil Eylem Çağrısı
BM'nin açıkladığı bu korkutucu rakamlar ve somut şiddet olayları, uluslararası topluma acil eylem çağrısı niteliği taşıyor. Batı Şeria'daki gerilimin kontrol altına alınamaması, bölge genelinde daha geniş çaplı ve yıkıcı çatışmalara zemin hazırlayabilir ve zaten kırılgan olan barış umutlarını tamamen yok edebilir. Bu şiddet döngüsünün devam etmesi, Orta Doğu'da kalıcı barışın tesisi için hayati önem taşıyan iki devletli çözüm vizyonunu da sekteye uğratmaktadır. Diplomatik çevreler, bölgede tansiyonun düşürülmesi, sivillerin korunması ve uluslararası hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi için kapsamlı bir stratejiye ve uluslararası hukuka uygun kararlı adımlara ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.
- Uluslararası toplumun, bu sistematik şiddet döngüsünü durdurmak,
- Filistinlilere yönelik saldırıların sorumlularını adalete teslim etmek,
- Ve barış arayışlarını yeniden canlandırmak için daha etkin ve kararlı adımlar atması hayati önem taşımaktadır.
Aksi takdirde, bölgedeki insani felaket daha da derinleşecek ve geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracaktır.