İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Suudi Arabistan'ın Cidde kentindeki ana merkezinde gerçekleştirdiği Olağanüstü İİT Bakanlar Toplantısı'nın ardından açıkladığı sonuç bildirgesiyle, İsrail'in Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland bölgesini tanımasını sert bir dille kınadı. Toplantıda, "İsrail'in Somaliland bölgesini bağımsız bir devlet olarak tanımasının ardından Somali'deki gelişmeler" ele alınırken, İİT bu adımı uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel barış ile istikrara ciddi bir tehdit olarak niteledi.
İİT Genel Sekreteri'nden Sert Çıkış: 'Tehlikeli Bir Adım'
İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, İsrail'in Somaliland bölgesini resmen tanımasının, uluslararası hukukun açık bir ihlali olmasının yanı sıra, bölgesel güvenlik ve istikrara doğrudan bir tehdit oluşturan 'tehlikeli bir adım' olduğunu vurguladı. Taha, teşkilatın Somali'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini koşulsuz desteklediğini belirterek, bu tür tek taraflı eylemlerin uluslararası düzeni zayıflattığına ve benzer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirebileceğine dikkat çekti. Somali'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine yönelik bu ihlal, bölgedeki birçok ülkenin tepkisini çekti.
Netanyahu Duyurdu: İsrail Somaliland'ı Tanıyan İlk Ülke Oldu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Somaliland bölgesini "bağımsız ve egemen devlet" olarak tanıdıklarını duyurması, uluslararası arenada şok etkisi yarattı. Bu kararla birlikte İsrail, Somaliland'ı uluslararası düzeyde tanıyan ilk ülke unvanını kazandı. Bu gelişme, uluslararası toplumun Somaliland'ı Somali'nin ayrılmaz bir parçası olarak gören genel tutumuyla doğrudan çelişiyor ve bölgedeki diplomatik denklemleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Somaliland'ın Tartışmalı Statüsü ve Mogadişu'nun Kararlı Tutumu
Somaliland, 1991 yılında Somali'den tek taraflı olarak ayrıldığını ilan etmişti. Ancak o tarihten bu yana uluslararası toplum tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmamış, yalnızca belirli ülkelerle resmi olmayan diplomatik ilişkiler kurabilmişti. Somali ise, Somaliland'ı ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak görmekte ve bölgeyle ilgili tüm uluslararası anlaşmaların yalnızca Mogadişu yönetiminin yetkisinde olduğunu kararlılıkla vurgulamaktadır. Bu durum, bölgedeki jeopolitik gerilimi artıran köklü bir anlaşmazlık olarak öne çıkıyor.
Afrika Boynuzu'nda Yükselen Tansiyon ve Küresel Etkileri
Kıdemli diplomatlar, İsrail'in bu hamlesinin, Afrika Boynuzu'nda zaten kırılgan olan siyasi dengeleri daha da bozabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Bölgedeki ülkeler arasında süregelen ihtilafların ve jeopolitik rekabetin, bu kararla birlikte yeni ve endişe verici bir boyut kazanabileceği değerlendiriliyor. Uluslararası ilişkiler uzmanları, uluslararası hukuk düzenini zayıflatan bu tür tek taraflı eylemlerin, sadece bölgeyi değil, küresel çapta karşılıklı güveni zedeleyerek çözüme kavuşması gereken bölgesel sorunları daha da karmaşık hale getirebileceğini belirtiyor.
Gazze Mesajı ve İİT'nin Genişleyen Gündemi
İİT Bakanlar Toplantısı'nın gündemi sadece Somaliland ile sınırlı kalmadı. Genel Sekreter Taha, Filistin'deki duruma da değinerek, İsrail'i Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmeye zorlamanın gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, Gazze'ye insani yardım girişinin güvence altına alınması için tüm sınır kapılarının açılmasının kritik önemine dikkat çekti. Bu vurgu, İİT'nin bölgesel güvenlik ve istikrara ilişkin kapsamlı endişelerini ve diplomatik çabalarının çok boyutluluğunu ortaya koyuyor.
Uluslararası Hukuka Çağrı ve Gelecek Senaryoları
İİT, toplantıda alınan kararla, İsrail'in uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine aykırı hareket ettiğini güçlü bir şekilde ifade etti. Teşkilat, tüm uluslararası aktörleri, Somali'nin toprak bütünlüğüne saygı duymaya ve bölgedeki istikrarı bozacak adımlardan kaçınmaya çağırdı. Bu çağrının, Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve diğer bölgesel kuruluşlar tarafından nasıl karşılanacağı ve küresel diplomasi üzerinde yaratacağı etkiler, önümüzdeki günlerde yakından takip edilecek en önemli başlıklar arasında yer alıyor. Uluslararası kamuoyunun, bu tek taraflı adımı hangi düzeyde kınayacağı, bölgedeki dengelerin geleceği açısından belirleyici olacak.