Küba'dan ABD'ye Net Mesaj: Kimse Bize Ne Yapacağımızı Dikte Edemez
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD eski Başkanı Donald Trump'ın Washington ile “geç olmadan anlaşma yapmaları” yönündeki çağrısına sosyal medya platformu X üzerinden sert yanıt verdi. Canel, “Küba özgür, bağımsız ve egemen bir ülkedir. Kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez” ifadelerini kullanarak Küba'nın egemenlik duruşunu bir kez daha vurguladı. Bu açıklama, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi, özellikle de Venezuela'daki son olayların ardından yeni bir boyuta taşıdı.
Havana'dan Sert Ton: 66 Yıllık Direniş Vurgusu
Diaz-Canel, açıklamasında Küba'nın “saldırgan” bir devlet olmadığının altını çizdi ve ülkenin 66 yıldır ABD'nin saldırılarına maruz kaldığını vurguladı. Küba halkının kanının son damlasına kadar vatanını savunmaya hazır olduğuna işaret eden Diaz-Canel, kimsenin ülkeyi “tehdit de edemeyeceğini” belirtti. Bu ifadeler, Küba'nın uzun süredir devam eden bağımsız dış politika çizgisini koruma kararlılığının bir göstergesi olarak yorumlandı.
Trump'ın Suçlamalarının Perde Arkası: Venezuela Bağlantısı
Donald Trump'ın 11 Ocak'ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım, Küba ile gerilimi tırmandıran temel noktalar arasında yer alıyor. Trump, Küba'nın yıllardır Venezuela'dan gelen “büyük miktarda petrol ve parayla” yaşadığını öne sürmüş, karşılığında Venezuela'ya “güvenlik hizmeti” sunduğunu iddia etmişti. Ancak Trump'ın en dikkat çekici iddiası, “O Kübalıların çoğu geçen haftaki ABD saldırısında öldü” ifadesi oldu. Trump, ayrıca Venezuela'nın artık “dünyanın açık ara en güçlü ordusu olan ABD'nin korumasına sahip” olduğunu ve Küba'ya “hiç petrol ya da para gitmeyeceğini” belirterek, Havana'ya “çok geç olmadan anlaşma yapmalarını şiddetle” önermişti.
Venezuela'daki Gerilim ve ABD Operasyonu İddiaları
Trump'ın Kübalıların ABD saldırısında öldüğü yönündeki iddiaları, 3 Ocak'ta Venezuela'nın başkenti Caracas'ta yerel saatle 02.00 civarında duyulan patlama ve uçak sesleri ile ilişkilendiriliyor. Venezuela yönetimi, bu patlamaların ardından ABD'yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı. Washington'dan yapılan açıklamalar da gerilimi artırdı.
- ABD Başkanı Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşi Cilia Flores'in ülke dışına çıkarıldığını duyurdu.
- ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD'de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro'ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD'ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıkladı.
- Venezuela yönetimi, ABD'nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulunurken, bazı ülkeler saldırıyı eleştirdi, bazıları ise ABD'ye destek verdi.
- ABD'nin Venezuela'ya hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Maduro'yu alıkoymasının ardından, yardımcısı Delcy Rodriguez 5 Ocak'ta Meclis'te yemin ederek Geçici Devlet Başkanlığı görevini resmen üstlendi. Rodriguez, yaptığı konuşmada “ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve (eşi) Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum” ifadesini kullandı.
Krizin Gelecek Rotası: Diplomasi Kapısı Daralıyor
Diaz-Canel'in bu net mesajı, ABD ile Küba arasındaki uzun süreli ve karmaşık ilişkilerde yeni bir dönemeç olarak görülüyor. Donald Trump yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte, Barack Obama döneminde yaşanan yumuşama süreci sona ermiş, Washington'ın Küba'ya yönelik ekonomik ve diplomatik baskıları yeniden artmıştı. ABD, Küba'yı insan hakları ihlalleri ve Venezuela yönetimine destek vermekle suçlarken, Küba yönetimi bu suçlamaları reddediyor. Özellikle Trump'ın Venezuela'daki olayları Küba ile ilişkilendirmesi ve Kübalıların ABD saldırısında öldüğünü iddia etmesi, ilişkilerdeki tansiyonu daha da yükseltti.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tür açıklamaların iki ülke arasındaki buzları eritmeyi daha da zorlaştıracağına dikkat çekiyor. Uzmanlar, Küba'nın kendi yolunu çizme konusunda kararlı olduğunu ve dış müdahalelere kapalı olduğunu her platformda gösterdiğini, ABD'nin mevcut yaklaşımının ise bu direnişi daha da körüklediğini ve diplomasi kapısını daralttığını belirtiyor. Venezuela'daki olayların Küba-ABD gerilimine doğrudan yansıması, bölgedeki dengeleri daha kırılgan hale getiriyor.