Tahran Alarmda: Başkentte Olağanüstü Güvenlik Hali ve Sokağa Çıkma Çağrısı
İran'ın başkenti Tahran, Kıdemli Savcı Ali Salihi'nin tüm vatandaşlara yönelik yaptığı kritik "dışarı çıkmayın" çağrısıyla adeta teyakkuza geçti. Bu sarsıcı açıklamanın hemen ardından kent genelindeki tüm okulların hafta sonu da dahil uzaktan eğitime geçme kararı alması, başkentteki gerilimin boyutlarını gözler önüne serdi. Özellikle dün gece yaşanan ve büyük tahribata yol açan şiddet olaylarının ardından alınan bu hızlı ve kapsamlı adımlar, yönetimin artan güvenlik endişelerini ve sokaklardaki kontrolü yeniden sağlama kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Aylardır dinmeyen protesto dalgasının ulaştığı bu kritik gerilim noktası, Tahran sokaklarında hissedilen derin kaygı ve ülkedeki güvenlik riskinin boyutlarını bir kez daha zirveye taşıdı.
Yargıdan Sert Uyarı: "Dışarı Çıkmayın", Düşman Unsurlar Tahran Sokaklarında
Tahran Savcısı Ali Salihi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, başkent sokaklarının mevcut durumda son derece güvensiz olduğuna çarpıcı bir dille vurgu yaparak, halka yönelik kritik bir uyarıda bulundu. Salihi, "Düşmanın paralı unsurları, gösterilere katılanları öldürüyor. Dışarı çıkmayın" ifadelerini kullanarak, sadece bir çağrı yapmakla kalmadı, aynı zamanda yönetimin protestoları bastırma konusundaki tavizsiz ve sert duruşunu da netleştirdi. Bu gözdağı niteliğindeki açıklamanın hemen ardından, potansiyel çatışmaların ve halk sağlığı ile güvenliğine yönelik tehditlerin önüne geçmek amacıyla, kent genelindeki tüm okullar hafta sonu da dahil olmak üzere uzaktan eğitime geçti. Tahran yönetiminin, dün geceki büyük tahribatın da etkisiyle, krize hızla ve kapsamlı bir şekilde müdahale ettiği gözleniyor.
Birikmiş Öfkenin Tarihsel Kökleri: Tahran'ı Saran Toplumsal Dalgalar
Tahran'da son günlerde tırmanan bu gerilimin temelinde, yakın zamanda, 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran Büyük Çarşı'da esnafın başlattığı protestolar yatıyor. Ancak mevcut olaylar, İran'da yıllardır ardı ardına yaşanan toplumsal dalgalanmaların sadece son halkasını oluşturuyor. Ülke, özellikle 2019'daki büyük benzin zammı protestolarından bu yana, ekonomik sıkıntılar, yaşam pahalılığı, yüksek işsizlik oranları ve temel haklara yönelik kısıtlamalar gibi faktörlerin tetiklediği pek çok büyük gösteriye sahne oldu. Ülke çapında geniş katılımlı ve şiddetli çatışmalara yol açan benzin zammı sonrası yaşananlar, toplumsal hoşnutsuzluğun ilk güçlü ve yaygın sinyallerini vermişti. 2022'de Mahsa Amini'nin hayatını kaybetmesiyle alevlenen ve aylarca süren gösteriler ise, yönetimin baskıcı uygulamalarına rağmen toplumsal muhalefetin ne denli derin ve köklü olduğunu acı bir şekilde gözler önüne sermişti. Başkentte başlayan mevcut eylemler de, benzer sosyo-ekonomik ve siyasi taleplerle birleşerek kısa sürede ülkenin birçok kentine yayıldı ve Tahran yönetiminin üzerinde giderek artan bir baskı oluşturarak, rejimin toplumsal huzursuzlukla mücadelesinin derinleştiğini bir kez daha kanıtladı.
Muharebe Suçu Uyarısı: Protestoculara Yönelik En Ağır Tehdit
Savcı Ali Salihi'nin açıklamaları, Tahran yönetiminin protestolarla mücadele konusundaki tavizsiz duruşunu ve güvenlik önlemlerinin artırılacağını bir kez daha net bir şekilde ortaya koydu. Salihi, gösterilere katılan herkesle en sert şekilde mücadele edileceğini belirterek, özellikle soğuk silah (kesici, delici alet) taşıyanların da tıpkı ateşli silah taşıyanlar gibi muamele göreceği uyarısında bulundu. Bu sert ifade, olası ceza yargılamalarında "muharebe suçu" gibi çok ağır suçlamaların yöneltilebileceğinin açık bir sinyalini veriyor; zira muharebe suçu, İran hukuk sisteminde ağırlaştırılmış cezalar gerektiren bir kategori. Salihi, güvenlik güçlerine yönelik herhangi bir saldırıya hiçbir şekilde müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizerek şu çarpıcı ifadeleri kullandı: "Silahlı unsurlara hiçbir şekilde müsamaha göstermeyeceğiz. Muharebe suçu ile yargılanacaklar. Vatandaşlarımızın güvenliği kırmızı çizgimizdir. Teröristlere karşı mücadelemiz caydırıcı olacak." Dün gece Tahran’da yaşanan ve kentte büyük tahribata yol açan olaylar, yönetimin bu kararlı ve sert tavrının en önemli gerekçelerinden biri olarak öne sürülüyor.
Kanlı Bilançonun Perde Arkası: Çelişkili Rakamlar ve Bilgi Kirliliği
Protestoların neden olduğu can kayıpları ve gözaltılara ilişkin resmi makamlardan henüz detaylı ve şeffaf bir açıklama gelmemiş olması, bilgi kirliliğini ve kamuoyundaki belirsizliği daha da artırıyor. Böylesi gergin bir ortamda uluslararası ve yarı resmi kaynaklardan paylaşılan çelişkili rakamlar, olayların gerçek boyutuna ilişkin ciddi bir soru işareti oluşturuyor:
- ABD merkezli "İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA)", dün yaptığı duyuruda, gösterilerde 8'i emniyet görevlisi olmak üzere toplam 42 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ajans ayrıca, onlarca kişinin yaralandığını ve 2 bin 277 kişinin gözaltına alındığını duyurarak tablonun vahametini gözler önüne serdi.
- Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise 7 Ocak'ta yayımladığı haberinde, gösterilerde yaralanan polis sayısının 568'e, gönüllü güvenlik güçleri olarak bilinen Besic mensubunun sayısının da 66'ya yükseldiğini kaydetti. Tesnim, bu haberinde toplam can kayıplarına ilişkin herhangi bir bilgiye yer vermeyerek, resmi açıklamalardaki belirsizliği ve şeffaflık eksikliğini sürdürdü.
Gelecek Perspektifi: Gerilimin Gölgesinde Tahran ve Bölgesel Etkileri
Tahran yönetiminin Kıdemli Savcı Salihi aracılığıyla yaptığı "dışarı çıkmayın" çağrısı ve okulların kapatılması kararı, ülkedeki güvenlik endişelerinin ne denli derinleştiğini ve durumun vahametini ortaya koyuyor. Protestoların kaynağına ve şiddetine dair kamuoyuna yansıyan farklı rakamlar ise, gerilimin farklı boyutlarda algılandığını ve bilgi akışında ciddi bir şeffaflık sorunu bulunduğunu gözler önüne seriyor. Başkentteki bu kapsamlı güvenlik tedbirleri, yakın gelecekte protestoların daha da sertleşebileceği veya yönetimin Savcı Salihi'nin "kırmızı çizgi" vurgusuyla güvenlik operasyonlarını daha da artıracağı yönünde güçlü sinyaller veriyor.
Bu gerilim, sadece iç politikada değil, bölgesel dinamikler üzerinde de derin izler bırakabilir. Halihazırda kritik bir jeopolitik konumda bulunan İran'daki istikrarsızlık, özellikle Ortadoğu'daki diğer çatışma bölgelerine sıçrama riski taşıyor ve uluslararası aktörlerin dikkatini çekiyor. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kuruluşların ve Batılı ülkelerin, insan hakları ihlalleri ve sivil protestoculara yönelik muamele konusunda baskılarını artırması bekleniyor. Yetkililerin vatandaşları resmi duyuruları takip etmeye ve zorunlu haller dışında evde kalmaya çağırması, Tahran'da belirsizliğin, sosyal gerilimin ve güvenlik kaygısının önümüzdeki günlerde de artarak devam edeceğine işaret ediyor. İran, hem iç hem de dış politikada kritik bir eşikte duruyor ve önümüzdeki günler, ülkenin kaderini belirleyecek önemli gelişmelere gebe olabilir.