Japonya Sayıştayı, ABD'den Yabancı Askerî Satışlar (FMS) programı kapsamında tedarik edilen yaklaşık 6,9 milyar dolar değerindeki askerî teçhizatın, sözleşmelerin imzalanmasının üzerinden beş yılı aşkın süre geçmesine rağmen Japonya Öz Savunma Kuvvetleri'ne teslim edilmediğini açıkladı. Tokyo'dan gelen bu rapor, iki müttefik ülke arasındaki savunma işbirliğinde önemli bir krize işaret ediyor.
6.9 Milyar Dolarlık Kritik Boşluk
Sayıştay raporunda, 2018 mali yılından bu yana imzalanan FMS sözleşmelerinin mercek altına alındığı belirtildi. İncelemeler sonucunda, toplamda 118 tedarik dosyasının, başlangıçta öngörülen teslimat takvimlerinin çok ötesine sarktığı tespit edildi. Bu durum, Japonya'nın modern savunma kapasitesini güçlendirme planlarını ciddi şekilde etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle Doğu Asya'daki stratejik dengeler göz önüne alındığında, bu gecikmelerin bölgesel güvenlik üzerindeki etkisi tartışılıyor.
Washington'dan Beklenen Açıklama
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu denli büyük bir askeri tedarik gecikmesinin Washington tarafından nasıl bir yanıt bulacağını merakla bekliyor. Japonya'nın, stratejik bir müttefiki olan ABD'den bu denli kritik bir gecikmeyle karşılaşması, ikili ilişkilerde hassas bir dönemi işaret ediyor. Sektör kaynakları, Washington'ın, küresel tedarik zinciri sorunlarını veya kendi iç önceliklerini gerekçe gösterebileceğini ancak Tokyo'nun bu gerekçeleri yeterli bulmayabileceğini ifade ediyor. Japon yetkililer, bu durumun, ülkenin savunma harcamalarının etkinliği ve müttefik ilişkilerinin güvenilirliği konusunda ciddi soruları beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Savunma Stratejileri Yeniden Gözden Geçiriliyor
Daha önce de benzer tedarik gecikmeleri farklı ülkelerle yaşanmış olsa da, 6.9 milyar dolarlık bu çapta bir sorunun, Asya-Pasifik'teki güvenlik ortamı açısından da düşündürücü olduğu belirtiliyor. Japonya'nın savunma sanayii temsilcileri ve analistler, bu tür gecikmelerin yerel üretimi teşvik etme yönünde yeni stratejiler geliştirmeye kapı aralayabileceğini, uzun vadede tedarik çeşitliliğinin artırılabileceğini dile getiriyor. Bu kriz, Tokyo'nun gelecekteki savunma planlamasında daha bağımsız adımlar atmasına zemin hazırlayabilir.