İçeriğe Atla

Bakan Şimşek'ten Kritik Enflasyon Mesajı: 2026 Hedefi Belli Oldu

Bakan Şimşek'ten Kritik Enflasyon Mesajı: 2026 Hedefi Belli Oldu 💰 Ekonomi
AI destekli
... 7 dk Kaynak

Bakan Şimşek'ten MÜSİAD Zirvesinde Kritik Mesajlar: Enflasyonla Mücadelede 2026 Hedefi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) ev sahipliğinde düzenlenen "2025 Yılı Değerlendirmesi 2026 Yılı Beklentileri" programında Türkiye ekonomisine dair kapsamlı ve kritik mesajlar verdi. Ekonominin temel sorunlarından enflasyonla mücadelede tam kararlılık vurgusu yapan Bakan Şimşek, devam eden düşüş trendine işaret ederek, 2026 yılı için enflasyonu yüzde 20'nin altına indirme hedefini kamuoyuyla paylaştı. Bu hedef, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemdeki rotasını çizen en önemli göstergelerden biri olarak öne çıktı.

Ortodoks Politikalara Geçişin Perde Arkası: Ekonomik Dalgalanmalar ve Yeni Dönem

Türkiye, son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyonun getirdiği zorlukların ardından, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın liderliğinde daha ortodoks ekonomik politikalara geçiş yaparak fiyat istikrarını merkeze alan güçlü bir programı uygulamaya koydu. Bu stratejik dönüşüm, özellikle önceki dönemlerde uygulanan ve piyasalarda belirsizlik yaratan politikaların ardından, finansal istikrarı yeniden tesis etme ve sürdürülebilir büyümeyi sağlama amacı taşıyor. Bakan Şimşek'in MÜSİAD'daki sunumu, bu yeni dönemin somut hedeflerini ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye'nin konumunu net bir şekilde ortaya koydu. Geçtiğimiz yılın, hem iç hem dış talep açısından zorlu geçtiği ancak tüm olumsuzluklara rağmen ilerleme kaydedildiği Bakan tarafından özellikle vurgulandı. Bu dönüşümle birlikte, ülke ekonomisinin öngörülebilirliği artırılarak uluslararası yatırımcı güveninin yeniden kazanılması hedefleniyor.

Küresel Belirsizlikler Çağı: Dünya Ekonomisi 1930'ları Anımsatıyor

Bakan Şimşek, konuşmasında dünyanın olağanüstü bir belirsizlik içinden geçtiğini, küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik endeksinin tarihin en üst seviyelerine ulaştığını vurguladı. Ticarette artan korumacılık eğilimleri, yüksek küresel borçluluk, yaşlanan dünya nüfusu, dönüştürücü ve yıkıcı teknolojiler, iklim değişikliği ile artan jeopolitik gerilimler ve çatışmalar gibi unsurların orta-uzun vadede zorlu bir tablo çizdiğini belirtti. Şimşek, bugünkü ortamın özellikle 1930'lu yılları anımsattığını ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan kural bazlı sistemin "çatırdadığını", hatta "dünyanın kural bazlı bir ekosistemden çıktığını" ifade etti.

Ancak bu zorluklara rağmen küresel piyasa algısının 2026 için kısa vadede Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler açısından olumlu bir senaryo çizebileceği öngörüsünü paylaştı. Ticaret ortaklarında sınırlı da olsa yaşanan toparlanmanın dış talep için önemli olduğunu, avro/dolar paritesinin Türkiye açısından olumlu ilerlediğini ve gümüş ile bakır gibi istisnalar olsa da emtia ve enerji fiyatlarının bir süre daha düşük kalmasının beklendiğini kaydetti. Diğer yandan, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine devam etmesi beklense de, Fed'in enflasyonu düşürme çabalarının geleceği ve artan korumacılık eğilimleri ise küresel endişe kaynakları arasında yer aldı.

Türkiye'nin Makroekonomik Direnci: Borç Avantajı ve Rezerv Rekoru

Türkiye'nin bu küresel ortamda bölgede entegrasyona önem vereceği, bağlantısallığı artıracağı, yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarına ve hizmet ihracatına odaklanacağı açıklandı. Şimşek, ülkenin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin toplam borcunun (hane halkı, şirketler, finans sektörü ve devletin borçları) milli gelire oranının yüzde 94 seviyesinde olduğunu, benzer ülkelerde bu oranın yüzde 236, dünya ortalamasının ise yüzde 311 olduğunu belirterek, "Dezenflasyonla birlikte ülkemizin önüne çok önemli bir fırsat penceresi çıkacak. Çünkü biz borçluluk anlamında önemli bir avantaja sahibiz," dedi. Hane halkı ve reel sektörün borcunun milli gelire oranı da uzun dönem ortalamalarının oldukça altında seyrettiği vurgulandı. Ankara, rezervlere ilişkin endişeleri giderdiklerini ve geniş tanımlı rezerv yeterliliğini sağladıklarını belirtti. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) gerilediği ve dış finansman maliyetlerinin düştüğü kaydedildi. Yurt dışından temin edilen finansmanın maliyetlerinin gerilediği, Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından çıkışın başarılı bir şekilde yönetildiği ve swap hariç net rezervlerde 123 milyar dolarlık önemli bir artış sağlandığı açıklandı. KKM'deki azalış ve swap hariç net rezervlerdeki artış sayesinde program döneminde Türkiye bilançosunda toplamda 266 milyar dolarlık bir iyileşme sağlandığı, bu iyileşmenin henüz bilançolara tam yansımasa da şirketlerin değerine yansımaya başladığı ifade edildi. Borsa İstanbul'daki halka açık şirketlerin piyasa değerinin 271 milyar dolardan 410 milyar doların üzerine çıktığı bilgisi de paylaşıldı.

Rakamlarla Dezenflasyon Süreci: Kararlı Adımların Meyveleri

Ankara'nın ekonomik programında enflasyonla mücadeleye verdiği önemi bir kez daha ortaya koyan Bakan Şimşek'in açıklamaları, geçmiş dönemdeki çabaların somut sonuçlarını ve gelecek hedeflerini detaylandırdı. Bakan, enflasyonun düşüş trendini rakamlarla şu şekilde özetledi:

  • 2023 Yılı Enflasyonu: Yüzde 65 civarında gerçekleşti.
  • 2024 Yılı Enflasyonu: Yüzde 44'e gerileme kaydedildi.
  • 2025 Yılı Enflasyonu: Yüzde 31 civarına düşüş beklentisi var.
  • 2026 Yılı Hedefi: Yüzde 20'nin altına indirmek olarak belirlendi.

Bu düşüşün sadece genel bir rakamdan ibaret olmadığını, gerçekten bütün alt bileşenlerde gerileme yaşandığını vurgulayan Şimşek, detaylı verileri de aktardı:

  • Yıllık hizmet enflasyonu: 2023'te yüzde 91'den 2024'te yüzde 66'ya, 2025'te ise yüzde 44'e geriledi.
  • Gıda enflasyonu: 2023'te yüzde 72 iken, 2024'te yüzde 44'lere, 2025'te ise yüzde 28 civarına kadar indi.
  • Temel mal enflasyonu: Benzer şekilde 2024'te yüzde 27'ye ve hatta 2025 yılında yüzde 18'in altına geriledi.

Enflasyonu Dizginleyen Somut Adımlar: Mali Disiplinden Arz Yönlü Tedbirlere

Enflasyonun düşmeye devam etmesi için atılan adımlar arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) uyguladığı politika seti, kamu maliyesinde özellikle hedeflenen enflasyonla uyumlu yönetilen fiyat düzenlemeleri ve arz yönlü tedbirler bulunuyor. Bu kapsamda, maktu vergilerin son 6 aylık enflasyonun çok altında artırıldığı, akaryakıt vergisinde sadece 1 liralık artış yapıldığı ve yeniden değerleme oranının enflasyon hedefinin üst noktası olan yüzde 19'un altında, yüzde 18,95 olarak belirlenerek vergi gelirlerinden fedakarlık yapıldığı açıklandı.

Özellikle konut arzındaki çok ciddi artışın kira enflasyonunu olumlu yönde etkilediği belirtildi. Son yıllarda ilk defa 1 milyonun üzerine çıkan yapı ruhsatı sayısının, yüksek seyreden kira enflasyonunun hızlı bir şekilde gerileceğini net bir şekilde ortaya koyduğu ve konut fiyatı ile kira makasının kapanmaya başladığı ifade edildi. Ayrıca, hizmet enflasyonu bileşenlerinden eğitimde fiyat artışları için kural bazlı bir çerçeve oluşturulduğu belirtildi. Geçen yılı zorlaştıran unsurlardan biri olan tarımdaki don ve kuraklık kaynaklı gıda fiyatları zorluk yaratmış olsa da, bu senenin yağışlar açısından bereketli başlamasıyla 2026'da tarımda ciddi bir verimlilik ve üretim artışı beklendiği kaydedildi. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyretmesine rağmen, düşmeye devam ettiği de belirtildi.

Geleceğin Ekonomi Motorları: Yapay Zekadan Stratejik Sektörlere

Türkiye'nin ekonomik geleceğinde enflasyonla mücadelenin yanı sıra, stratejik alanlara yapılan yatırımlar ve dijital dönüşüm de büyük önem taşıyor. Bakan Şimşek, yapay zekanın geçmiş dönemdeki dönüşüm sürelerine kıyasla çok daha hızlı ilerlediğini ve "sadece ChatGPT tarzı platformlar üzerinden görülmemesi gerektiğini" vurguladı. "Bu aslında üretim hatlarından tutun yeni malzemelerin keşfinden, sağlıktaki devrimden, savunma sanayisindeki devrime kadar pek çok alanı kapsıyor. Olaya basit bir şekilde bir uygulama üzerinden bakmamak lazım." diyerek yapay zekanın rekor düzeyde yatırımı tetiklediğine dikkat çekti. Türkiye'nin Yapay Zeka Hazırlık Endeksi'nde kendisine benzer ülkelere göre oldukça iyi noktada bulunduğunu ve gelişmiş ülkeler ortalamasını yakalamayı hedeflediklerini ifade etti. Ülkenin büyük ölçekli veri merkezlerine yatırım yaptığını, nükleer enerjiye yapılan yatırımın bu sene sonuç vereceğini, büyük dil modeli tabanlı uygulamaları desteklediklerini anlatan Şimşek, dijital dönüşüm yol haritasında hızlı mesafe katedildiğini söyledi.

Sulama yatırımlarına verilen desteklere değinen Şimşek, yeşil dönüşümün yönetilmesiyle birlikte su yönetimi konusunda reform çalışmasının devam ettiğini aktardı. Ayrıca, küresel anlamda talebin her geçen yıl arttığı savunma sanayisinde Türkiye'nin imza attığı başarılara dikkat çekti. Geçen yıl bu alandaki ihracatın 10 milyar doları aştığını ve henüz sürecin erken aşamasında olmalarına rağmen önemli mesafe katedildiğini belirtti. Savunma sanayisinde kilogram ihracat değerinin 65 dolar olduğunu, oysa toplam ihracatın kilogram değerinin 1,5 dolar olduğunu vurgulayarak, "Türkiye bu konuda bir taraftan kendi savunmasını güçlendiriyor ama bir taraftan da ortaya çıkan fırsatları değerlendiriyor," değerlendirmesinde bulundu.

Jeopolitik Krizler ve Türkiye'nin Aktif Diplomasi Rolü: Bölgesel İstikrarın Anahtarı

Bakan Şimşek, dünya genelindeki bölgesel gerginliklere ve çatışmalara da değinerek, Türkiye'nin jeostratejik öneminin arttığı bu olağanüstü döneme hazırlıklı olduğunu vurguladı. "Gerçekten ülkemiz çok şanslı. Cumhurbaşkanlığı liderliğinde deneyimli, muazzam bir birikimi olan ve bu süreçleri iyi yöneten bir liderle giriyoruz bu döneme" ifadeleriyle liderliğin önemine değindi. Batı ile makul, dengeli ve iki tarafın yararına olacak pragmatik ilişkiler inşa edildiği belirtildi. Suriye'de istikrarın sağlanması, Gazze'de ateşkesin devamı, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış sürecinin belirli bir noktaya gelmesi gibi konularda Türkiye'nin üstlendiği aktif rolün altı çizildi. Rusya-Ukrayna ateşkesi konusundaki soru işaretleri de gündeme geldi.

Ekonomide Yeni Vizyon: Fiyat İstikrarında Tam Kararlılık ve Gelecek Beklentileri

Bakan Şimşek, koşulların dezenflasyona müsait olduğunu, yani dezenflasyonu desteklediğini yineleyerek, "Biz bu konuda kararlıyız. 2026 yılında da sonrasında da enflasyonu düşürmek için elimizdeki bütün enstrümanlarla mücadeleye kararlı bir şekilde devam edeceğiz," ifadeleriyle mesajını pekiştirdi. Ekonomik programın temel hedefi olan fiyat istikrarının sağlanmasıyla birlikte, Türkiye'nin global ekonomideki konumunu daha da güçlendireceği ve yatırım ortamının daha da iyileşeceği bekleniyor. Şimşek'in bu kararlı duruşu, Türkiye ekonomisinin geleceği için sağlam bir zemin oluşturma niyetini ortaya koydu. Bu hedeflere ulaşılması, geniş kitlelerin refah seviyesini doğrudan etkileyecek ve ülkenin uluslararası rekabet gücünü artıracaktır. Programın başarısı, Türk ekonomisinin önümüzdeki yıllarda küresel şoklara karşı daha dirençli olmasını ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına girmesini sağlayacak anahtar bir faktör olarak görülüyor.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda