Türkiye bankacılık sektörü, Merkez Bankası’nın son faiz indirimleri ve enflasyon endeksli tahvillerden gelen getirilerle kârlılıkta önemli bir toparlanma eğilimi gösteriyor. Sektörde 103 milyar TL’lik rekor bir kâr beklentisi oluşurken, enflasyon muhasebesinin ertelenmesiyle artan vergi yükü, bu yükselişi sınırlayan kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.
Piyasaların Gözü Bankaların Kârında: Destekleyici Faktörler
Bankaların gelir tablolarında yaşanan bu pozitif rüzgarın temelinde iki ana etken yatıyor: Birincisi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son dönemdeki faiz indirimleri. Bu indirimler, bankaların fonlama maliyetlerini düşürerek kâr marjlarını destekledi. İkincisi ise, enflasyondaki düşüşle birlikte TÜFE endeksli tahvillerden elde edilen getirilerin yüksek seyretmesi. Ekonomistler, bu tahvillerin, özellikle değişken faiz ortamında bankaların bilançolarını güçlendiren önemli bir kalem olduğunu belirtiyor.
Kârlılıkta 'Muhasebe' Engeli: Beklentiler Kısıtlanıyor
Ancak sektörün tam potansiyeline ulaşmasını engelleyen kritik bir durum söz konusu: Enflasyon muhasebesinin ertelenmesi. Sektör temsilcileri, bu ertelemenin bankaların efektif vergi yükünü kayda değer ölçüde artırdığını ve beklenen kârlılık artışını ciddi şekilde kısıtladığını ifade ediyor. Uzmanlar, enflasyonist ortamda gerçek kârın sağlıklı tespiti için hayati önem taşıyan enflasyon muhasebesinin, bu türden ertelemelerle bankaların maliyetlerini artırdığına ve yatırım kararlarını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri de sektörün toparlanma emarelerini desteklerken, vergi kalemlerindeki artışın bu ivmeyi yavaşlattığı görülüyor. Yüksek kâr beklentilerine rağmen, maliyet baskısının sürmesi, bankaların yılsonu hedeflerine ulaşmasında belirleyici olacak.