Ekonomide Soğuk Duş: BETAM'dan Alarm Zilleri Çaldı
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), Türkiye ekonomisinin 2025 yılı dördüncü çeyreğinde yıllık bazda daralacağı yönündeki güçlü sinyalleri ortaya koyan çarpıcı bir rapor yayımladı. Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Dr. Oğuz Yurtoğlu imzasıyla hazırlanan "Ekonomik Büyüm ve Tahminler Aralık 2025, Dördüncü Çeyrekte Durgunluk" başlıklı rapor, 2025 yılının dördüncü çeyreğine dair kritik öngörülerle piyasaları hareketlendirdi. Rapora göre, Türkiye ekonomisinin söz konusu dönemde, yani 2025'in son çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,6 oranında küçülme yaşayabileceği belirtiliyor.
BETAM'ın bu tahmini, kesinleşen Ekim ve kısmen açıklanan Kasım ayı öncü göstergeleriyle yapılan detaylı hesaplamalara dayanıyor. Bu hesaplamalar, tüketici kredileri ve kamu harcamalarında belirli bir artışa işaret ederken, sanayi üretimi, ihracat ve yatırım göstergelerinde zayıflamanın ısrarla sürdüğünü gözler önüne seriyor.
Politika Dönüşümünün Bedeli: Ekonomideki Yavaşlama Kaçınılmaz mıydı?
Türkiye ekonomisi, son yıllarda zaman zaman yüksek büyüme oranlarıyla dikkat çekse de, özellikle 2023 yılının ikinci yarısından itibaren uygulanan sıkı para ve maliye politikalarıyla "istikrar odaklı" bir döneme girmişti. Bu yeni politika çerçevesi, enflasyonla mücadeleyi önceliklendirirken, beraberinde ekonomik aktivitede bir yavaşlama getirme potansiyeli taşıyordu. BETAM'ın bu çarpıcı daralma tahmini de, geçmiş çeyreklerdeki nispeten daha güçlü büyüme performanslarının ardından gelmesiyle önem arz ediyor.
Küresel ekonomideki yavaşlama sinyalleri, Türkiye'nin yüksek enflasyonla mücadelesi ve uygulanan sıkı para politikaları, bu beklenen yavaşlamanın ana nedenleri arasında gösteriliyor. Uzmanlar, büyüme odaklı önceki dönemlerin ardından gelen bu daralma beklentisinin, ekonomik dengelerin yeniden şekillenmesi açısından kritik bir dönemece işaret ettiğini vurguluyor. Özellikle küresel ticaret hacmindeki daralma ve enerji fiyatlarındaki oynaklıklar da Türkiye ekonomisi üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu durum, Türkiye'nin son dönemde uygulamaya koyduğu ortodoks politikaların, beklenen etkilerini göstermeye başladığının bir kanıtı olarak yorumlanıyor.
Alarm Zilleri Çalıyor: GSYH'de Durgunluk Kapıda mı?
BETAM raporu, 2025 yılının son çeyreğinde ekonomik aktivitede belirgin bir yavaşlama yaşanabileceği endişelerini derinleştiriyor. Hazırlanan tahminlere göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) bir önceki çeyreğe kıyasla değişmeyeceği öngörülüyor. Bu durum, ekonominin büyüme ivmesinin durduğunu ve durgunluk riskinin kapıda olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Ekonomistler, bu tablonun, Türkiye'nin büyüme hedefleri ve makroekonomik istikrar arayışları için ciddi sınamalar barındırdığı görüşünde. BETAM'ın ekonominin alt kalemlerine ilişkin dördüncü çeyrek projeksiyonları da, bu endişeleri daha da derinleştiriyor.
Sanayi ve Dış Ticarette 'Kırmızı Alarm': Veriler Ne Söylüyor?
BETAM raporunun alt kalemleri, sanayi ve dış ticaretin ekonomiyi aşağı çeken temel unsurlar arasında yer aldığını keskin bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle sanayi üretimindeki ciddi gerileme beklentisi endişe verici:
- Dayanıklı sanayi üretim endeksinde yıllık yüzde 8,8'lik düşüş,
- Dayanıksız sanayi üretiminde yüzde 5,3'lük azalma,
- İmalat sanayi üretim endeksinde ise yıllık bazda yüzde 4,5'lik düşüş bekleniyor.
Dış ticaret cephesinde de zayıf seyir devam ediyor. İhracatın bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,5 azalacağı tahmin edilirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalatın bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 7,4 artması dış ticaret dengesi üzerindeki baskıyı artırıyor. Ayrıca, sanayinin can damarlarından biri olan kapasite kullanım oranında da geçen yılın aynı dönemine göre 1,4 puanlık düşüş öngörülüyor.
Hizmetler Direnirken Konut ve Otomotivde Sert Fren
Ekonominin tüm sektörlerinde durum aynı değil. Sanayideki daralmaya karşın, hizmet sektöründeki talebin yıllık yüzde 3,1 artacak olması bir nebze olumlu bir tablo çiziyor. Ancak bu kısmi canlılık, bazı kritik sektörlerdeki keskin düşüşlerle gölgeleniyor. Raporda dikkat çeken bir diğer nokta ise tüketici ve kamu harcamalarının göreceli gücü:
- Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamalarının bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 10 oranında artması,
- Kamu tüketim harcamalarının ise yıllık bazda yüzde 4,9 artacağı tahmin ediliyor.
Ancak bu destekleyici unsurlara rağmen, özellikle konut ve otomotiv sektörlerinde yaşanan gerileme endişe verici boyutlarda:
- Konut kredilerinde yıllık yüzde 11,6'lık,
- Özel araç ithalatında ise yüzde 22,1'lik sert bir gerileme bekleniyor.
Ankara'nın Ekonomik Yol Haritası: Daralmaya Karşı Hangi Adımlar Atılacak?
BETAM'ın yüzde 0,6'lık daralma öngörüsü, istihdam piyasası, tüketici harcamaları ve genel yatırım ortamı üzerinde potansiyel olarak ciddi baskılar yaratabilir. Sektör temsilcileri, bu tür bir raporun yatırım kararlarını doğrudan etkileyebileceğini ve gelecek dönem için daha temkinli bir yaklaşım benimsenmesine yol açabileceğini ifade ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak resmi verilerin, BETAM'ın bu kritik öngörüsünü teyit edip etmeyeceği piyasalarda merakla bekleniyor.
Ankara'daki ekonomi yönetimi ve ilgili bakanlıklar, verilerin göstereceği yön doğrultusunda olası yeni adımları ve politika düzenlemelerini değerlendirecek. Özellikle küçülme riskinin gerçekleşmesi durumunda, istihdamı destekleyici, enflasyonu düşürücü ve büyümeyi tetikleyici dengeli bir politika setinin devreye alınması gerekebilir. Piyasalar, Merkez Bankası'nın faiz kararlarını ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bütçe disiplini adımlarını yakından takip edecek. Özellikle yurt dışı yatırımcıların bu raporlara vereceği tepki, ülkenin risk primi ve döviz kuru üzerinde belirleyici olacak.
Türkiye'nin 2025 yılı geneli için büyüme performansının, bu son çeyrekteki görünümden nasıl etkileneceği, gelecekteki makroekonomik politikaların şekillenmesinde belirleyici bir rol oynayacak. Olası bir daralmanın etkilerini sınırlamak adına alınacak tedbirler ve açıklanacak yeni teşvik paketleri de yakından izlenecek. Ekonomi yönetimi, hem iç piyasadaki beklentileri yönetmek hem de uluslararası yatırımcı güvenini korumak adına atacağı adımlarla kritik bir sınavdan geçecek.