İçeriğe Atla

Borsa İstanbul Yıla Rekorla Başladı: Pozitif Rüzgar Esti

Borsa İstanbul Yıla Rekorla Başladı: Pozitif Rüzgar Esti 💰 Ekonomi
AI destekli
... 5 dk Kaynak

Borsa İstanbul'da Rekor Rüzgarı: Yeni Yılın Dinamik Başlangıcı

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, yeni yılın ilk işlem haftasına tarihi bir ralliyle giriş yaparak zirveleri zorladı. Yıla 11.296,52 puandan başlayan endeks, yurt içi ekonomik verilerin sunduğu olumlu sinyaller ve Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki borçlanma maliyetlerinin belirgin bir şekilde gerilemesiyle güçlü bir ivme yakaladı. Geçtiğimiz hafta özellikle finansal kiralama ve faktoring sektörü öncülüğünde kaydettiği yüzde 6,11'lik artışla dikkat çeken BIST 100, 12.200,95 puanla yeni bir rekor seviyeden kapanış gerçekleştirerek piyasalardaki pozitif beklentileri perçinledi. Bu dikkat çekici yükseliş, ekonomi yönetiminin son aylarda istikrarı hedefleyen politikalarının piyasalarda yarattığı güvenin somut bir kanıtı olarak yorumlanıyor.

Mayıs 2023 Öncesi Dönemin Gölgesinden Çıkış: Politika Değişiminin Etkileri

Türkiye ekonomisi, özellikle Mayıs 2023'teki genel seçimler öncesinde, yüksek enflasyonist baskılar, gelenekselden ayrışan ekonomi politikaları ve uluslararası piyasalarda giderek artan risk algısıyla zorlu bir mücadele içindeydi. Bu dönemde yabancı sermayenin çekingen tavrı ve sermaye çıkışlarının hızlanması, ülkenin Kredi Risk Primi (CDS) seviyeleri ile Türk Lirası varlıklarına olan ilgide belirgin bir düşüşe neden olmuştu. Bu tablo, ekonomik istikrar arayışının ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyordu.

Ancak seçimlerin ardından göreve başlayan yeni ekonomi yönetimi, ortodoks politikalara kesin bir dönüş sinyali vererek piyasalarda uzun süredir beklenen güven ortamının yeniden tesisine zemin hazırladı. Bu köklü değişimle birlikte sıkı para politikaları ve mali disiplin adımları hızla hayata geçirildi. Borsa İstanbul'daki bu tarihi yükselişin ardındaki temel dinamikler, söz konusu politika dönüşümünün ilk ve en somut yansımaları olarak okunuyor. Bu stratejik hamleler, uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye yönelik bakış açısını kısa sürede olumlu yönde etkilemeye başladı.

Ekonomi Yönetiminin Kararlı Adımları ve Güvenin Yeniden İnşası

Türkiye ekonomisi, Mayıs 2023 seçimlerinin ardından belirgin bir politika dönüşümüne tanık oldu. Yeni ekonomi yönetimi, enflasyonla mücadeleyi ve makroekonomik istikrarı önceliklendiren ortodoks politikalara yöneldi. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından uygulanan sıkı para politikası ve faiz artışları, piyasalarda güven ortamının yeniden tesis edilmesinde kritik bir rol oynadı. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısından itibaren gözlemlenen bu adımlar, ülkenin risk priminde belirgin bir gerilemeye zemin hazırlarken, uzun süredir gözlenen sermaye çıkışlarını da tersine çevirme potansiyeli taşıyor. Özellikle yabancı yatırımcılar için daha öngörülebilir ve şeffaf bir ekonomik iklim yaratılması, mevcut borsadaki güçlü rallinin temel dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Küresel Rüzgarlar ve Enflasyonla Mücadelede Somut Başarı

Piyasalarda esen bu pozitif rüzgarın arkasında sadece yurt içi değil, küresel faktörler de önemli rol oynuyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine yönelik güçlü beklentileri, teknoloji ve yapay zeka şirketlerine dair "yüksek değerleme" endişelerindeki azalma ile petrol fiyatlarındaki düşüş, dünya genelinde süregelen enflasyonla mücadeleye destek vereceği yönünde güçlü bir beklenti yaratıyor. Bu küresel gelişmelerin olumlu etkileri yurt içi piyasalarda da hissedilirken, ekonomi yönetiminin attığı adımlar ve TCMB tarafından yürütülen para politikasının pozitif etkileri makroekonomik verilerde somutlaştı. Özellikle aralık ayında enflasyonun yüzde 0,89 ile beklentilerin altında gelmesi ve yıllık bazda yüzde 30,89 ile 49 ayın en düşük seviyesine gerilemesi, piyasalarda oluşan güven ortamını pekiştirdi. Enflasyonun bu denli düşük bir seviyeye inmesi, TCMB'nin gelecekteki olası faiz indirimlerine yönelik beklentileri güçlendirerek borsadaki rallinin önemli itici güçlerinden biri oldu.

CDS'te Tarihi Düşüş: Yabancı Yatırımcı İlgisi Artıyor

Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki algısını doğrudan etkileyen kredi risk primi (CDS) de tarihi bir düşüş kaydetti. Ülkenin 5 yıllık CDS'i, 204,5 baz puana inerek Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Bu düşüş, uluslararası yatırımcıların Türkiye ekonomisine yönelik risk algısının önemli ölçüde iyileştiğinin net bir göstergesi olarak kabul ediliyor ve dış borçlanma maliyetlerini doğrudan aşağı çekiyor. Ayrıca, bölgesel gerilimlerde gözlemlenen azalma eğilimi ve Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki stratejik ve güçlü duruşu da yabancı yatırımcıların Türk Lirası varlıklara olan talebini artırarak, ülkenin daha uygun koşullarda fon temin etmesine olanak tanıyor. Güven endekslerindeki bu yükseliş, Türkiye'nin uluslararası arenadaki konumunu güçlendiriyor.

Dış Ticarette Yeni Bir Dönem: Dört Ay Süren Cari Fazla Serisi

Makroekonomik dengelenme çabalarının bir diğer önemli göstergesi de cari işlemler hesabında gözlendi. Türkiye'nin cari işlemler hesabı, ekim ayında 457 milyon dolar fazla vererek önemli bir başarıya imza attı. Bu fazla, cari işlemler hesabının üst üste dördüncü ayda da pozitif seyrini sürdürdüğünü gösteriyor. Temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarını kapsayan 4 aylık dönemde toplam cari fazla 8 milyar 653 milyon dolara ulaşarak, ekonominin dış denge konusunda gösterdiği iyileşmeyi net bir şekilde ortaya koydu. Bu durum, ekonomistler tarafından sürdürülebilir büyüme ve dış şoklara karşı dirençlilik açısından son derece olumlu bir sinyal olarak yorumlanıyor. Cari fazla hedefinin yılın ilk çeyreğinde de devam etmesi bekleniyor, bu da Türkiye ekonomisinin dış şanstan bağımsız bir dengeye ulaşma yolunda ilerlediğinin kanıtı.

Ankara'dan Gelen Sinyaller ve Türkiye Ekonomisinin Yarınları

BIST 100 endeksindeki bu güçlü ivme, Türkiye ekonomisinin yeni yıla dinamik bir giriş yaptığının en somut işareti olarak okunuyor. Enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerleme, CDS'lerdeki rekor düşüş ve cari dengedeki pozitif seyir, Türkiye'nin uluslararası yatırımcılar nezdindeki cazibesini artırıyor. Finans uzmanları, bu pozitif seyrin önümüzdeki dönemde ülkeye yabancı sermaye girişini hızlandırabileceği ve şirketlerin sermaye piyasaları yoluyla daha kolay kaynak bulabileceği öngörüsünde bulunuyor. Bu durum, aynı zamanda ekonomik büyümenin finansmanında dış kaynaklara bağımlılığı azaltma potansiyeli taşıyor.

Ankara'nın Orta Vadeli Program (OVP) ile çizdiği yol haritası, makroekonomik istikrarın yanı sıra yapısal dönüşüme de odaklanıyor. Özellikle dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu ve yeşil enerji dönüşümü gibi alanlarda atılacak adımlar, yeni nesil yatırımcılar için cazip fırsatlar sunma potansiyeli taşıyor. Bu dönemde bankacılık sektörünün düşük risk primi ve artan yabancı ilgisiyle daha sağlam bir finansman yapısına kavuşması, sanayi sektörünün küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmesi ve teknoloji şirketlerinin yenilikçi projelerle öne çıkması bekleniyor. Turizm gelirlerindeki rekor artış beklentileri ve enerji bağımlılığını azaltmaya yönelik stratejik projeler de, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelini destekleyen kritik unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, açıklanacak yeni ekonomik verilerin ve küresel piyasalardaki seyrin, bu güçlü başlangıcın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirtirken, yatırımcılara kısa vadeli dalgalanmalar yerine orta ve uzun vadeli potansiyele odaklanmaları yönünde çağrı yapıyorlar. Türkiye ekonomisinin bu yeni dönemde daha dirençli, öngörülebilir ve uluslararası sermaye için daha çekici bir destinasyon haline gelmesi hedefleniyor.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda