Türkiye, 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli, Pazarcık ve Elbistan'da meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki yıkıcı depremlerin etkilerini silmek için merkezi bütçeden devasa bir kaynak ayırdı. Bu felaket, 15 milyona yakın nüfusun yaşadığı 11 ilde etkili olmuş, resmi açıklamalara göre 53 bin 697 kişinin hayatını kaybetmesine, 107 bin 213 kişinin yaralanmasına yol açmıştı. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre, 2023-2025 döneminde deprem bölgelerine yönelik toplam harcama 3,6 trilyon lirayı, yaklaşık 91,5 milyar doları buldu.
Yıkımın Boyutu ve Acı Bilançosu
Depremlerin üzerinden geçen üç yılda, bölgenin yaşadığı tahribatın boyutu kayıtlara geçti. 36 bin 932 bina tamamen yıkılırken, 311 bin bina ise kullanılamaz hale geldi. Bu denli büyük bir yıkımın ardından, devletin tüm imkanları seferber edilerek yaraların sarılmasına öncelik verildi. Bölgelerinden göç eden nüfusun yaklaşık yüzde 85'inin kentlerine geri döndüğü gözlemleniyor, bu da yeniden inşa sürecinin moral ve demografik boyutunu işaret ediyor.
Dev Bütçe ve Yeniden İnşa Seferberliği
2023 resmi tahminlerinde depremin neden olacağı harcamanın 103 milyar dolar olarak hesaplandığı bu süreçte, geçen üç yıl içinde fiilen 91,5 milyar dolar harcama yapıldı. Türk lirası cinsinden ise bu tutar 3,6 trilyon TL'ye karşılık geliyor. Merkezi yönetim bütçesinden karşılanan bu devasa kaynak, altyapı ve konutlar ile ticari yapılar dahil hemen her alanda yeni inşaatlara, barınma, destek, gıda, enerji ve insani giderlere, sosyal yardımlara tahsis edildi. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı raporunda, 2023-2025 döneminde merkezi yönetim bütçesinden yapılan toplam deprem harcaması 3,6 trilyon TL olarak kaydedilirken, 2026 bütçesinde deprem bölgesi için ayrıca 653 milyar TL ek kaynak ayrıldığı açıklandı.
Konut ve İşyeri Yarışı: Tamamlananlar ve İhtiyaçlar
Üçüncü yıl dönümü öncesi yayımlanan yeni raporda 433 bin 667 konut ve 21 bin 690 işyerinin inşasının tamamlandığı belirtildi. Ancak Ocak 2026 itibarıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hasar durumu tespitleri doğrultusunda, orta ve daha üst düzey hasarlı konut sayısının 632 bin 667, işyeri sayısının ise 108 bin 383 olarak belirlendiği göz önüne alındığında, inşaat ve yeniden yapılanma sürecinin hala büyük bir hızla devam etmesi gerektiği anlaşılıyor. Bu durum, felaketin üçüncü yılında yeniden inşa sürecinin maliyetini ve kapsamını bir kez daha gözler önüne seriyor.
AFAD Kaynakları ve Sektörel Destekler
Yardım kampanyaları da bu sürece önemli katkılar sundu. AFAD bağış hesabında toplanan 146,8 milyar TL'nin 137,6 milyarı harcandı. Bu tutarın;
- 43,5 milyar TL'si konut ve barınma ihtiyaçlarına,
- 60,4 milyar TL'si çadır ve konteyner altyapısına,
- 8,5 milyar TL'si ise taşınma destekleri için kullanıldı.
Merkezi bütçeden sağlanan kaynaklar ise geniş bir alana yayıldı:
- Bölgede 13 bin 321 yeni derslik için 72 milyar TL.
- Hastane ve sağlık yatırımları için yaklaşık 123 milyar TL.
- Elektrik ve enerji altyapısına 51,1 milyar TL.
- Karayolu ve otoyollara 19,8 milyar TL.
- Demiryollarına 26,4 milyar TL kaynak aktarıldı.
Ayrıca, ekonominin diğer paydaşları da unutulmadı:
- Çiftçilere 2025 yılında 17,4 milyar TL destek sağlandı.
- Esnaf ve sanatkârlara verilen krediler 29,5 milyar TL'ye ulaştı.
- Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) yönelik destekler ise 47,9 milyar TL olarak gerçekleşti.
Uluslararası Destek ve Kamu Maliyesine Yük
Türkiye, bu devasa yeniden inşa sürecinde uluslararası toplumdan da destek aldı. Rapora göre deprem harcamaları 8,6 milyar dolar tutarında uluslararası finansmanla da desteklendi. Böylece depremin kamu maliyesine toplam yükü, dolaylı kalemlerle birlikte 100 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakam, sadece merkezi bütçeden karşılanan kısmı oluşturmazken, uluslararası yardımlar ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla birlikte toplam maliyetin daha da yüksek olabileceği düşünülüyor.
Ekonomik Sınav ve Gelecek Projeksiyonları
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla geçmişte de büyük depremler ve doğal afetlerle mücadele etmiş bir ülke. 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi gibi felaketler, o dönemde ekonomik ve sosyal yapıda derin yaralar açmış, yeniden yapılanma süreçleri uzun yıllara yayılmıştı. Bu geçmiş deneyimler, 6 Şubat depremlerinin ardından atılan adımların hızını ve kapsamını şekillendirmede önemli bir rol oynadı. Ancak bu son felaketin mali büyüklüğü, geçmiştekilerin çok ötesinde bir finansman yükünü beraberinde getirdi ve kamu maliyesi üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturdu.
91,5 milyar dolarlık bu harcama, Türkiye ekonomisi için önemli bir yük olsa da aynı zamanda deprem bölgesindeki ekonomik aktiviteyi canlandırma potansiyeli taşıyor. Sektör temsilcileri, inşaat sektöründeki hareketliliğin devam edeceğini ancak finansal sürdürülebilirliğin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlar, bu harcamaların, özellikle inşaat ve bağlantılı sektörlerde bir hareketlilik yaratırken, enflasyon ve bütçe açığı gibi makroekonomik göstergeler üzerinde de etkileri olabileceği konusunda uyarıyor. Bölgedeki üretim yatırımları ve altyapı çalışmaları ile ekonominin yeniden canlanması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde bu harcamaların hızının ve niteliğinin, ekonomik dengeyi doğrudan etkileyeceği öngörülüyor.
Direniş ve Umutla Geleceğe
Depremin üçüncü yılında, Türkiye'nin felaketin izlerini silme ve şehirleri yeniden inşa etme konusundaki kararlılığı devam ediyor. On binlerce konut ve işyerinin tamamlanması, altyapı yatırımlarının hız kesmemesi, bölge halkının yeniden yuvalarına dönme oranının yüksek olması, bu büyük mücadelenin somut başarıları olarak öne çıkıyor. Ancak, hala tamamlanması gereken yüz binlerce konut ve işyeri olduğu, kamu maliyesi üzerindeki yükün de 100 milyar doları aştığı gerçeği, uzun soluklu bir sürecin devam ettiğini gösteriyor. Bu süreçte uluslararası finansman desteği ve kamu kurumlarının koordineli çalışması, bölgenin tam anlamıyla ayağa kalkmasında kritik önem taşıyacak.