İçeriğe Atla

Fed Başkanı Powell'a Adalet Bakanlığı'ndan 'Cezai İddianame' Tehdidi

Fed Başkanı Powell'a Adalet Bakanlığı'ndan 'Cezai İddianame' Tehdidi 💰 Ekonomi
AI destekli
... 4 dk Kaynak

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, finans ve siyaset çevrelerinde şok etkisi yaratan bir açıklama yaparak, ABD Adalet Bakanlığı tarafından Fed binalarının yenilenmesi süreci bahane edilerek kendisine yönelik ‘cezai iddianame’ tehdidinde bulunulduğunu duyurdu. Powell'ın ifadelerine göre, Adalet Bakanlığı cuma günü Fed'e bir büyük jüri celbi tebliğ etti. Bu celbin, geçen yıl haziran ayında Senato Bankacılık Komitesi'nde verdiği, tarihi Fed ofis binalarının çok yıllı yenileme projesini de kapsayan ifadesiyle bağlantılı bir cezai iddianame tehdidi içerdiği belirtildi. Bu gelişme, ülkenin bağımsız merkez bankacılığı yapısına yönelik nadir görülen ve eşi benzeri görülmemiş bir adli baskı olarak yorumlandı.

Powell'dan Sert Çıkış: 'Bu Bir Bahane, Asıl Hedef Para Politikamız'

Başkan Powell, bu türden bir eylemin olağanüstü olduğunu vurgulayarak, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmasının içeriği ve kapsamı hakkında detay vermese de, federal düzeyde bir merkez bankası başkanına doğrudan cezai soruşturma tehdidinde bulunulmasının kabul edilemez olduğunun altını çizdi. Powell, demokraside hukukun üstünlüğüne ve hesap verebilirliğe derin bir saygı duyduğunu, hiç kimsenin kanunların üstünde olmadığını belirterek, “Ancak bu benzeri görülmemiş eylem, yönetimin tehditleri ve süregelen baskısı bağlamında daha geniş bir perspektiften değerlendirilmelidir” dedi.

Powell, asıl hedefin Fed binalarının yenilenmesi olmadığını, bunun sadece bir bahane olduğunu savundu. Başkan, Fed'in kamu açıklamaları yoluyla Kongre'yi yenileme projesi hakkında bilgilendirmek için her türlü çabayı gösterdiğini hatırlatarak, cezai suçlama tehdidinin asıl nedeninin Fed'in para politikası kararları olduğunu öne sürdü. Bu iddia, Washington kulislerinde, bu tür bir hamlenin Fed'in karar alma süreçlerini etkilemeye yönelik açık bir girişim olduğu sorularını gündeme getirdi.

Faiz Kararları Siyasete Kurban mı Gidiyor?

Powell, tehdidin, Fed'in faiz oranlarını Başkan'ın tercihlerini izlemek yerine, Amerikan halkına neyin hizmet edeceğine dair en iyi değerlendirmelerine dayanarak belirlemesinin bir sonucu olduğunu açıkladı. “Bu, Fed'in faiz oranlarını kanıtlara ve ekonomik koşullara dayanarak belirlemeye devam edip edemeyeceği, yoksa bunun yerine para politikasının siyasi baskı veya yıldırma eylemleriyle mi yönlendirileceğiyle ilgilidir” ifadeleriyle durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların dönemleri dahil olmak üzere dört farklı yönetim altında görev yaptığını hatırlatan Powell, görevlerini siyasi baskıdan uzak bir şekilde, yalnızca fiyat istikrarı ve maksimum istihdam sağlama misyonuna odaklanarak yerine getirdiğini belirtti. Bu açıklamalar, Fed'in para politikası bağımsızlığı üzerindeki siyasi baskıların doruk noktasına ulaştığına işaret ediyor.

Geçmişten Bugüne Fed Bağımsızlığı Tartışmaları

ABD tarihinde, Fed'in para politikası kararları ve bağımsızlığı zaman zaman siyasi iktidarların hedefi olmuştur. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde veya seçim süreçlerinde başkanlar, Fed'in faiz artırma kararlarını eleştirmiş, daha gevşek bir para politikası için baskı kurmuştur. Lyndon B. Johnson'ın Fed Başkanı William McChesney Martin Jr.'ı Oval Ofis'e çağırarak faiz artışlarını durdurmaya zorlaması ya da Donald Trump'ın Jerome Powell'ı hedef alan sert tweet'leri, Fed-başkanlık gerilimlerinin yakın geçmişteki örnekleridir. Bu olay da benzer bir bağlamda değerlendirilmekte, Fed'in bağımsızlığının bir kez daha test edildiği kritik bir döneme girildiği düşünülmektedir.

Piyasaların Gözü Washington'da: Küresel Etkileri Neler Olacak?

Piyasa gözlemcileri, Jerome Powell'ın açıklamalarının ardından dolar endeksinde ve ABD tahvil faizlerinde sınırlı da olsa hareketlilik yaşandığını belirtti. Özellikle küresel piyasalardaki belirsizliklerin arttığı bir dönemde, Fed'e yönelik bu türden bir tehdidin yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebileceği endişesi taşıyor. Ekonomistler, ABD Merkez Bankası'nın siyasi baskılardan arındırılmış, bağımsız bir kurum olmasının finansal istikrar açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Birçok analist, bu durumun Fed'in gelecekteki faiz kararları ve enflasyonla mücadele politikaları üzerinde doğrudan bir baskı oluşturabileceğini, dolayısıyla küresel ekonomiye de yansımaları olabileceğini savunuyor.

Hukuki Boyut ve Gelecek Perspektifi

Hukuk uzmanları ise, Fed binalarının yenilenmesiyle ilgili süreçte olası usulsüzlük iddialarının incelenmesinin Adalet Bakanlığı'nın görevi dahilinde olduğunu, ancak bir merkez bankası başkanına doğrudan 'cezai iddianame' tehdidinin, sürecin hassasiyeti göz önüne alındığında alışılmadık ve orantısız bir yöntem olduğunu belirtti. Bu gelişmenin, önümüzdeki dönemde ABD siyaseti ve ekonomisi arasındaki gerilimi daha da artırması bekleniyor. Adalet Bakanlığı'ndan gelecek resmi bir açıklamanın veya soruşturmanın detaylarının, hem siyasi hem de ekonomik arenadaki tansiyonun yönü üzerinde belirleyici olacağı ifade ediliyor. Fed'in bu baskıya nasıl direneceği ve bağımsızlığını ne ölçüde koruyabileceği, önümüzdeki günlerde dünya piyasalarının yakından takip edeceği en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda