İçeriğe Atla

Fed Başkanı Powell'a 'Bina' Soruşturmasında Ceza Tehdidi

Fed Başkanı Powell'a 'Bina' Soruşturmasında Ceza Tehdidi 💰 Ekonomi
AI destekli
... 3 dk Kaynak

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Washington'da şaşkınlık yaratan bir açıklamayla, ABD Adalet Bakanlığı'ndan şahsına yönelik bir cezai iddianame tehdidi aldığını ve bu tehdidin cuma günü Fed'e tebliğ edilen büyük jüri celbinde yer aldığını duyurdu. Bu gelişme, Fed'in bağımsızlığı ve başkanının kişisel itibarı üzerinde ciddi soru işaretleri oluşturdu ve uluslararası piyasalarda geniş yankı buldu.

Kritik Soruşturmanın Perde Arkası

Powell'ın açıklamasında, Adalet Bakanlığı'nın bu tehdidinin, kendisinin geçen yıl haziran ayında Senato Bankacılık Komitesi'nde verdiği ifadeyle bağlantılı olduğu belirtildi. Söz konusu ifadenin kısmen tarihi Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı bir projeye ilişkin olduğu biliniyor. Soruşturmanın tam kapsamı ve hangi iddiaları içerdiği henüz netlik kazanmazken, ABD'nin en önemli finansal kurumlarından birinin başkanının doğrudan hedef alınması kamuoyunda şok etkisi yarattı.

Demokraside hukukun üstünlüğüne ve hesap verebilirliğe derin bir saygı duyduğunu vurgulayan Powell, "Hiç kimse, Fed başkanı da dahil olmak üzere kanunların üstünde değildir. Ancak bu benzeri görülmemiş eylem, yönetimin tehditleri ve süregelen baskısı bağlamında daha geniş bir perspektiften değerlendirilmelidir." ifadeleriyle duruma ilişkin ilk sert tepkisini dile getirdi.

Powell'dan Sansasyonel İddia: Asıl Hedef Para Politikası

Washington'daki siyasi çevrelerde ve analistlerin gündeminde, bu ceza tehdidinin zamanlaması ve ardındaki motivasyonlar yer alırken, Powell'dan konuya bambaşka bir boyut kazandıran sansasyonel bir iddia geldi. Fed Başkanı, cezai suçlama tehdidinin asıl nedeninin Fed'in para politikası kararları olduğunu öne sürdü. Bu yeni tehdidin verdiği ifadeyle veya Fed binalarının yenilenmesiyle ilgisi olmadığını savunan Powell, bunların sadece "bahane" olduğunu kaydetti.

Powell, "Cezai suçlama tehdidi, Fed'in faiz oranlarını Başkanın tercihlerini izlemek yerine halka neyin hizmet edeceğine dair en iyi değerlendirmemize dayanarak belirlemesinin bir sonucudur. Bu, Fed'in faiz oranlarını kanıtlara ve ekonomik koşullara dayanarak belirlemeye devam edip edemeyeceği, yoksa bunun yerine para politikasının siyasi baskı veya yıldırma eylemleriyle mi yönlendirileceğiyle ilgilidir." sözleriyle duruşunu netleştirdi ve bağımsızlık vurgusunu güçlendirdi.

Fed'in Bağımsızlık İlkesi ve Siyasi Baskılar

Sektör temsilcileri, bu türden bir hukuki baskının Fed'in karar alma süreçlerini etkileyebileceği ve kurumun bağımsızlığına gölge düşürebileceği yönünde endişelerini dile getiriyor. Powell'ın bu suçlaması, ABD Merkez Bankası'nın pandemi sonrası dönemde yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikaları nedeniyle maruz kaldığı siyasi baskılarla ilişkilendiriliyor. Geçmişte de benzeri görülmemiş biçimde başkanlar üzerinde siyasi müdahalelerle karşılaşan Fed, bu olayla bir kez daha bağımsızlık ilkesinin tartışma konusu olduğunu gözler önüne serdi.

Powell'ın Sert Duruşu: Dört Başkanlık Dönemi Vurgusu

Hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratların dönemleri dahil olmak üzere dört farklı yönetim altında görev yaptığını hatırlatan Powell, görevlerini siyasi baskıdan veya kayırmacılıktan uzak bir şekilde, yalnızca fiyat istikrarı ve maksimum istihdam sağlama görevine odaklanarak yerine getirdiğini vurguladı. Powell, açıklamasının sonunda, "Kamu hizmeti bazen tehditler karşısında kararlı durmayı gerektirir. Senatonun beni onayladığı görevi, dürüstlükle ve Amerikan halkına hizmet etme taahhüdüyle sürdürmeye devam edeceğim." ifadeleriyle kararlı duruşunu yineledi ve görevine bağlılığını beyan etti.

Küresel Piyasalar ve Geleceğe Yönelik Beklentiler

Ekonomistler, Fed Başkanı'nın kişisel olarak böylesi bir tehditle karşılaşmasının, benzeri görülmemiş bir durum olduğunu ve bunun küresel piyasalarda belirsizliği artırabileceğini vurguluyor. Bu hukuki ve siyasi gelişme, Fed'in gelecekteki faiz kararlarını ve genel para politikasını nasıl etkileyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Adalet Bakanlığı'ndan henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, bu hukuki süreç Washington ve finans dünyasındaki gözlerin yakından takip ettiği önemli bir gündem maddesi olmaya devam edecek. Fed'in bağımsızlığına yönelik algının zedelenmesi, uzun vadede yatırımcı güvenini de etkileyebilir.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda