Göreli Yoksulluk Oranı Tarihi Dipte
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı itibarıyla ülkenin göreli yoksulluk oranını %13,0 olarak açıkladı. Bu oran, 2005 yılından bu yana kaydedilen en düşük seviyeyi temsil ediyor. 2024 yılına göre %0,6'lık bir azalma gösteren oran, geçen yıl %13,6 olarak belirlenmişti. Yoksulluk oranındaki bu düşüş, Türkiye’nin sosyal politikalarının ve ekonomisindeki dalgalanmaların sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Yoksulluk Oranı: Uzun Süreli Düşüş
2006 yılında %18,6 olarak kaydedilen yoksulluk oranı, yıllar içinde sürekli bir azalma göstermiştir. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin %50'si dikkate alındığında, yoksulluk oranı 2025'te %13,0'a geriledi. Bu oran, medyan gelirin %40'ına göre %6,2 ve %70'ine göre %28,7 olarak belirlendi. Gelir eşitsizliği bu oranlarla bir kez daha gün yüzüne çıkmış durumdadır.
Artan Sosyal Yardımların Rolü
Sektör temsilcileri, son yıllarda artan sosyal yardımların ve etkili istihdam politikalarının, yoksulluk oranlarını azaltmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor. Benzer bir kriz 2023 yılında da yaşanmış, o dönemde yoksulluk oranı %14,2 olarak belirlenmişti. Ancak, artan sosyal yardımlar ve ekonomik politikalar sayesinde 2025 yılı itibarıyla yoksulluk oranında belirgin bir azalma sağlanmıştır.
Eğitim Düzeyi ve Yoksulluk
Eğitim durumu, yoksulluk oranı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Okul mezunu olmayan bireylerde yoksulluk oranı %23,8 iken, lise altı eğitimlilerde bu oran %13,0'a düşüyor. Yükseköğretim mezunlarında ise yoksulluk oranı sadece %2,5 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, eğitimin ekonomik başarının anahtarı olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Hanehalkı Yapısı: Farklılıklar Ortaya Çıkıyor
Yoksulluk oranı hanehalkı tipine göre ciddi farklılıklar göstermekte. Çekirdek aile bulunmayan ve birden fazla kişiden oluşan hanelerde yoksulluk oranı %3,9, tek kişilik hanelerde ise %5,4 olarak ölçülmüştür. En az bir çekirdek aile içeren hanelerde yoksulluk oranı %17,5, yalnızca tek çekirdek aileden oluşan hanelerde ise %12,9 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, aile yapısının sosyal ve ekonomik duruma etkisini net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Bölgesel Yoksulluk: Eşitsizlikler Gözlemleniyor
Gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler arasında Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli (%14,5) ile Kastamonu, Çankırı ve Sinop (%14,3) yer alıyor. En düşük yoksulluk oranlarına ise Şanlıurfa ve Diyarbakır (%4,6) sahiptir. Bu büyük farklılıklar, bölgesel ekonomik politikaların ve sosyal yardımların önemini bir kez daha vurguluyor.
Sosyal Dışlanma Riski: Uyarı Niteliğinde
Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında kalanların oranı %27,9 olarak hesaplandı. Bu oran, 0-17 yaş grubunda %36,8, 18-64 yaş grubunda %25,1 ve 65 yaş üstü grupta ise %22,8 düzeyindedir. Genç nüfusun bu denli yüksek bir riske maruz kalması, toplum için tehlikeli bir durum yaratmaktadır.
Gelecek Perspektifi: Mücadelede Süreklilik
Dört yıl boyunca yoksulluktan kurtulma başarı gösteremeyen nüfus %3,9 olarak kaydedilmişken, %75,0'ı yoksulluk sınırının üzerinde kalmayı başardı. Hastalık, konut sorunları ve ekonomik zorluklar, sürekli yoksulluğun yaygın sebepleri arasındadır. Bu durum, Türkiye’nin sosyal politikalarının etkinliğini sorgulatırken, önümüzdeki yıllarda daha fazla politika ve stratejinin geliştirilmesini gerektirecektir.
Ekonomik Zorluklar: Konut Masrafları Ele Alınıyor
Konut masrafları dışında borcu olanların oranında azalma gözlemlenirken, bu oran %56,4 olarak kaydedilmiştir. Nüfusun %5,0'ı ödemelerin yük getirmediğini belirtirken, %37,7'si biraz yük, %13,7'si ise çok yük olarak ifade etmiştir. Ayrıca, konut masraflarının hanelere getirdiği yük %12,9 olarak belirlenmiştir. Bu veriler, ailelerin ekonomileri üzerindeki baskıyı gözler önüne sermektedir.
Konut Durumu ve Mülkiyet Oranı: Geleceğe Dair İpuçları
2025 yılında, oturulan konuta sahip olanların oranı %57,1'e yükselirken, kirada oturanların oranı %27,0, lojmanda oturanlar ise %0,9 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, Türkiye’de konut piyasasının dinamiklerini sorgularken, bireylerin mali gücünü de ortaya koymaktadır.