Reel Sektörde Alarm Zilleri Çalıyor: İmalat PMI, Yıl Sonunda Kritik Sınırın Altında
Türkiye imalat sektörü, 2023 yılını endişe verici bir daralma sinyaliyle tamamladı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve S&P Global iş birliğiyle hazırlanan Türkiye İmalat Sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine göre, Aralık ayında 48,9 seviyesinde kaydedilen endeks, sektördeki ekonomik aktivitenin yılın son ayında da soğumayı sürdürdüğünü gözler önüne serdi. Endeksin 50 puanın altında kalması, imalat sektöründe faaliyette bir gerileme yaşandığının temel göstergesi kabul edilirken, bu daralmanın üst üste dördüncü aya yayılması piyasalarda ciddi bir alarm etkisi yarattı.
Kasım ayındaki 47,7'lik dip seviyeden Aralık ayında 48,9'a yükseliş, bir nebze toparlanma emaresi taşısa da, eşik değer olan 50'nin altında kalınması toparlanmanın henüz kalıcı bir trende dönüşmediğini ve sektörün kırılganlığını koruduğunu gösteriyor. Bu durum, anlık bir dalgalanmanın ötesinde, yapısal zorlukların ve derinleşen piyasa baskılarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Tarihin Tekerrürü mü? Geçmiş Krizlerin Gölgesinde PMI
Türkiye ekonomisinin önde gelen göstergelerinden biri olan PMI, geçmişte de benzer uzun süreli daralma dönemlerine tanıklık etmişti. Özellikle 2018-2019 yıllarındaki küresel ticaret savaşları ve iç piyasadaki finansal türbülans, bazı çeyreklerde PMI verilerini eşik değerin altına çekmişti. Benzer şekilde, 2020 başında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi ve beraberindeki kapanmalar, tedarik zinciri aksaklıkları ve talep şokları da imalat sektörünü derinden sarsarak PMI'da keskin düşüşlere neden olmuştu. Mevcut dört aylık daralma serisi, bu tarihsel örneklerle benzerlikler göstererek, yaşanan durumun geçici bir aksaklıktan ziyade, daha köklü ekonomik dengesizliklerin bir yansıması olabileceği yönündeki yorumları güçlendiriyor. Bu tabloda, sıkı para politikalarıyla dengelenmeye çalışılan ekonomideki yavaşlamanın reel sektöre yansımaları net bir şekilde izleniyor.
Rakamların Gizli Dili: Daralmanın Derinleşen Alt Detayları
Aralık ayı verileri, imalat sektöründeki daralmanın alt kalemlerdeki kritik gelişmelerle birlikte ne denli derinleştiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, yeni siparişlerdeki kısıtlılıktan girdi maliyetlerindeki yüksek seyre kadar birçok faktör, sektör üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürüyor:
- Yeni Siparişler Kısıtlılığı: Hem yurt içi talepteki durgunluk hem de küresel ekonomideki yavaşlamanın etkisiyle yurt dışı talepteki zayıflık, yeni siparişlerin daralma bölgesinde kalmasına yol açtı. Özellikle Avrupa Birliği gibi başlıca ihracat pazarlarındaki ekonomik belirsizlikler, Türk imalatçısının uluslararası rekabet gücünü zorluyor ve firmaların gelecek aylara yönelik üretim ile yatırım planlamalarını son derece temkinli bir şekilde yapmasına neden oluyor.
- Üretim Hacimlerinde Azalma Devam Ediyor: Yeni siparişlerdeki düşüşe paralel olarak üretim hacimleri de azalma trendini sürdürdü. Firmalar, azalan talebe cevap vermek ve olası stok birikimini önlemek adına üretim kapasitelerini kısmak zorunda kalırken, bu durum kapasite kullanım oranları üzerinde de baskı yaratıyor.
- İstihdamda İvme Kaybı Hissediliyor: Sektörde istihdam artışı ivme kaybetti; hatta bazı alanlarda düşüşler gözlendi. Yeni işe alımlar yavaşlarken, mevcut istihdam seviyelerini koruma çabası öne çıktı. Bu tablo, işgücü piyasasında da bir soğumaya işaret ederek, ekonomik büyümeye dair endişeleri artırıyor.
- Girdi Fiyatlarında Yüksek Seyir Israrı: Girdi fiyatlarındaki artış hızı bir miktar yavaşlamakla birlikte, mutlak değerde yüksek seviyelerini korudu. Özellikle enerji maliyetlerindeki küresel dalgalanmalar, petrol fiyatlarındaki artışlar ve ham madde tedarik zincirindeki bölgesel aksaklıklar, üreticilerin maliyet yönetimi kabiliyetini ciddi şekilde zorlayarak kar marjlarını baskılıyor.
Küresel Rüzgarlar ve İç Piyasaların Gölgesinde İmalat Sektörü
Sektör temsilcileri ve ekonomistler, imalat planlamalarını etkileyen en büyük faktörler olarak enerji maliyetlerindeki öngörülemez dalgalanmaları, jeopolitik gerilimlerin tetiklediği ham madde tedarik zincirindeki aksaklıkları ve yüksek enflasyon ortamının getirdiği alım gücü kaybını işaret ediyor. Özellikle küresel ekonomideki yavaşlama sinyalleri, başta Avrupa Birliği olmak üzere Türkiye'nin başlıca ihracat pazarlarındaki durgunluk ve parite etkileri, Türk imalat sektörü üzerindeki baskıyı belirgin şekilde artırıyor.
İhracat pazarlarındaki daralma, firmaların yeni siparişler bulma konusunda daha temkinli davranmasına ve kapasite kullanım oranlarını düşürmesine neden oluyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde üretim hacimlerinde ve dolayısıyla istihdamda beklenen bir iyileşmenin, planlanandan daha uzun sürebileceği yönünde ciddi sinyaller veriyor. Reel sektör, yeni yıla girerken mevcut zorlukları aşmak için güçlü bir iç talep desteği, istikrarlı bir ekonomik ortam ve rekabetçi ihracat stratejilerine acil ihtiyaç duyuyor.
Ankara'nın Ajandası: 2024'e Doğru Ekonomi Yönetiminden Beklentiler
Piyasa analistleri, imalat PMI verisinin, Türkiye ekonomisinin genel gidişatı açısından önemli bir öncü gösterge olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, bu verilerin ekonomik aktivitedeki soğumayı teyit ederken, politika yapıcıların sıkılaştırıcı para politikalarıyla enflasyonla mücadele hedefleri ile ekonomik büyümeyi destekleme dengesini titizlikle kurması gerektiği görüşünde. Özellikle 2024 yılının ilk çeyreğinde kalıcı bir toparlanma için güçlü iç talep dinamiklerinin canlanması ve ihracatta yeni ivme yakalanmasının kritik öneme sahip olduğu belirtiliyor.
Ankara'nın atacağı adımlar ve reel sektörün beklentilerini karşılayacak yapısal destekler, önümüzdeki dönemde imalat sektörünün performansını doğrudan etkileyecek. Bu bağlamda, Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda hayata geçirilecek politikalar, özellikle yatırım ortamının iyileştirilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve rekabet gücünü artırıcı teşvikler, sektörün toparlanmasında kritik rol oynayacak.
Aralık ayı verileri, reel sektörün mevcut zorluklarla mücadelesinin devam ettiğini ve yeni yılın ilk aylarında da bu dinamiklerin ekonomi yönetiminin yakın takibinde olacağını gösteriyor. Firmalar ve piyasalar, 2024 yılına dair daha net ve pozitif sinyaller almak için ilk çeyrek verilerini merakla bekliyor. İmalat sektörünün sürdürülebilir büyümesi için makroekonomik istikrarın sağlanması ve öngörülebilir bir iş ortamının oluşturulması, öncelikli hedefler arasında yer alıyor.