İşsizlik Sigortası Fonu'nda Dev Sıçrama: Bir Yılda Yüzde 75 Büyüme
Türkiye ekonomisinin en kritik güvencelerinden biri olan İşsizlik Sigortası Fonu, son bir yılda gerçekleştirdiği dikkat çekici büyüme ile milyonlarca işsizin umut kapısı olmaya devam ediyor. İsteği dışında işsiz kalan sigortalıların gelir kaybını telafi etmek amacıyla 1999 yılında yasalaşan ve ilk ödemelerin Haziran 2002'de başladığı fon, 2024 yılını 358 milyar 971 milyon 745 bin lira gibi rekor bir varlıkla kapattı. Bu devasa birikim, yalnızca bir mali başarı değil, aynı zamanda Türkiye'nin sosyal güvenlik ağının gücünü de ortaya koyuyor.
Fonun temellerinin 1999 yılında atılması ve ilk işsizlik sigortası ödemelerinin Haziran 2002'de başlaması, Türkiye ekonomisi için büyük dönüşümlerin ve zorlukların yaşandığı bir sürece denk gelmişti. Özellikle 1999 Marmara Depremi'nin ardından yaşanan ekonomik çalkantılar ve 2001 krizi, istihdam piyasasında ciddi kırılganlıklar yaratmıştı. Bu kritik dönemde İşsizlik Sigortası Fonu'nun kuruluşu, sadece bir sigorta mekanizması olmanın ötesinde, ülkenin sosyal güvenlik yapısını güçlendiren ve ekonomik şoklara karşı bir tampon görevi gören stratejik bir adım olarak tarihe geçti. Fon, o günden bugüne, değişen ekonomik koşullara rağmen işsiz kalan vatandaşlara sağladığı destekle hayati rolünü kararlılıkla sürdürüyor.
Fonun varlıkları, 2025 yılında yüzde 75'lik rekor bir artışla tam 628 milyar 479 milyon liraya yükseldi. Bu devasa sıçrama, fonun gelecekteki olası işsizlik ödemeleri ve aktif işgücü piyasası politikaları için daha da güçlü bir yapıya kavuştuğunu net bir şekilde gösteriyor. Özellikle küresel ve yerel ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde işsiz kalan vatandaşlara sağladığı destekle kritik bir rol oynayan fonun bu performansı, ekonomi yönetiminin de yakından takip ettiği, güven veren ve istikrarı pekiştiren bir gelişme olarak kaydedildi.
Milyarlar Fonu Nasıl Besleniyor? Gelir Kalemleri Mercek Altında
İşsizlik Sigortası Fonu'nun sürdürülebilir ve hızla büyüyen yapısında, sigortalının prime esas aylık brüt kazancı üzerinden hesaplanan düzenli gelir kaynakları kritik bir rol oynuyor. Fon, brüt kazancın yüzde 2'si işveren, yüzde 1'i sigortalı kesintileri ve yüzde 1'i devlet payı olmak üzere belirlenen oranlarla besleniyor. Bu sistemli katkılar sayesinde fon, sürekli olarak güçleniyor.
Geçtiğimiz 2024 yılında fon gelirlerinin detaylarına bakıldığında; 259 milyar 159 milyon lirası işçi ve işveren primlerinden, 83 milyar 317 milyon lirası devlet katkısından, 151 milyar 225 milyon lirası faiz gelirlerinden ve 32 milyar 343 milyon lirası ise diğer kalemlerden oluştuğu görülüyor. Bu dağılım, fonun sadece primlerle değil, aynı zamanda ihtiyatlı yatırım stratejileri ve piyasa koşullarından elde ettiği faiz gelirleriyle de önemli ölçüde büyüdüğünü ortaya koyuyor. Faiz gelirlerinin 150 milyar lirayı aşması, fonun pasif gelirlerinin dahi ne denli büyük bir hacme ulaştığını gözler önüne seriyor.
Sadece Birikim Değil: Fonun Aktif Kullanım Alanları ve İstihdama Katkısı
İşsizlik Sigortası Fonu, Türkiye'nin işgücü piyasasına pasif bir birikim aracı olmanın ötesinde, aktif olarak katkı sağlıyor. 2025 yılında fondan yapılan ödemeler, fonun çok yönlü ve stratejik kullanımını açıkça gözler önüne serdi:
- İşsizlere yapılan toplam ödeme: 80 milyar 650 milyon lira
- İstihdam teşvik ve desteklerine ayrılan miktar: 97 milyar 231 milyon lira
- Aktif İşgücü Programlarına yapılan harcama: 43 milyar 762 milyon lira
- İşbaşı Eğitim Programlarına aktarılan tutar: 29 milyar 79 milyon lira
Bu rakamlar, fonun sadece işsizlik ödeneği sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda işsizliği önlemeye ve istihdamı artırmaya yönelik mesleki eğitim programları ve doğrudan teşviklere de büyük bütçeler ayırdığını gösteriyor. Sektör temsilcileri ve çalışma ekonomistleri, fonun bu aktif kullanımının, Türkiye'nin sosyal güvenlik ağının gücünü artırdığını ve işgücü piyasasının dinamizmini desteklediğini vurguluyor.
Geçmişten Bugüne Güvence: Milyonlarca Başvuru, Yüz Milyarlarca Destek
Mart 2002'den 2025 yılı sonuna kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, İşsizlik Sigortası Fonu'na işsizlik ödeneği almak için tam 22 milyon 592 bin 53 kişi başvuruda bulundu. Bu devasa başvuru yığını içerisinden, 12 milyon 100 bin 457 kişi ödenek almaya hak kazandı. Fonun kurulduğu dönemden 2025 yılı sonuna kadar hak eden kişilere ödenen toplam işsizlik aylığı miktarı ise 173 milyar 785 milyon liraya ulaştı. Bu rakamlar, fonun ekonomik kriz dönemlerinde ve bireysel iş kayıplarında milyonlarca vatandaşa ne denli hayati bir destek sağladığının somut bir kanıtı ve Türkiye'nin sosyal dayanışma ruhunun önemli bir göstergesi niteliğindedir.
Güncel Rakamlarla İşsizlik Ödeneği: Kim, Ne Kadar Alacak?
İşsizlik ödeneği hesaplamasında, sigortalının işten ayrılmadan önceki son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınıyor. Ödenek miktarı, bu kazancın yüzde 40'ı olarak belirleniyor. Ancak, hesaplanan tutar, brüt asgari ücretin yüzde 80'ini aşamıyor. Ayrıca, ödenek miktarından binde 7,59 oranında damga vergisi kesintisi yapılıyor.
2026 yılında geçerli olan asgari ücretin brüt 33 bin 30 lira, net 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak belirlenmesiyle birlikte, işsizlik ödeneği rakamları da güncellendi. Yeni düzenlemeye göre, bu yıl 4 ay çalışıp işsiz kalan bir kişi için en düşük işsizlik ödeneği miktarı 13 bin 111 lira 72 kuruş, en yüksek işsizlik ödeneği miktarı ise 26 bin 223 lira 44 kuruş olarak uygulanacak. Bu güncel rakamlar, fonun sağladığı desteğin reel değerini ve işsiz kalan vatandaşlar için oluşturduğu maddi güvenceyi net bir şekilde ortaya koyuyor.
Geleceğe Bakış: İşsizlik Sigortası Fonu ve Türkiye'nin İstihdam Stratejisi
İşsizlik Sigortası Fonu'nun ulaştığı bu büyüklük ve sergilediği aktif performans, hem işsizlik sigortası sisteminin sürdürülebilirliği hem de Türkiye'nin genel ekonomik istikrarı açısından son derece pozitif bir işaret olarak değerlendiriliyor. Güçlü bir fon yapısı, olası ekonomik kriz dönemlerinde işsiz kalan kesimlere daha uzun soluklu ve kapsamlı destekler sunabilme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, fon kaynaklarının sadece pasif ödemelerde değil, işsizliği önlemeye yönelik mesleki eğitim programları ve istihdam teşviklerinde daha da etkin kullanılması gerektiği görüşü, ekonomi çevrelerinde yaygın kabul görüyor. Türkiye'nin sosyal güvenlik ağı açısından hayati önem taşıyan bu fon, gelecekte de milyonlarca çalışanın güvencesi olmaya devam edecek ve aktif işgücü politikalarının temel taşlarından biri olmayı sürdürecektir. Ekonomi yönetimi, fonun bu stratejik rolünü güçlendirmek ve işgücü piyasasına olan katkısını artırmak için çalışmalarını sürdürmektedir.