İçeriğe Atla

Kasım Sanayi Üretimi Yükselişini Sürdürdü: Yıllık %2,4 Artış

Kasım Sanayi Üretimi Yükselişini Sürdürdü: Yıllık %2,4 Artış 💰 Ekonomi
AI destekli
... 5 dk Kaynak

Türkiye ekonomisi, yılın son çeyreğine girerken sanayi üretiminden gelen güçlü sinyallerle dikkatleri üzerine çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 10 Ocak 2024 tarihinde kamuoyuna açıklanan son verilere göre, Kasım ayında sanayi üretimi, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,4 oranında kayda değer bir artış kaydetti. Bu yükseliş, özellikle küresel ekonomideki yavaşlama ve belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde reel sektörün sergilediği direnci ve adaptasyon kabiliyetini gözler önüne seriyor. Ekim ayındaki yüzde 1,9'luk ve Eylül ayındaki yüzde 2,1'lik sınırlı yükselişlerin ardından gelen bu hızlanma, yıl sonuna doğru ivme kazanan ekonomik aktivitenin en somut göstergelerinden biri olarak yorumlanıyor. Ankara'nın enflasyonla mücadele ve büyüme odaklı ekonomik programının ilk somut meyvelerinden biri olarak da değerlendirilen bu performans, piyasalarda olumlu bir hava estiriyor.

Ekonomik İstikrar Adımlarının Sanayiye Yansımaları

Kasım ayına ilişkin sanayi üretimindeki bu güçlü artış, Türkiye'nin son dönemde uygulamaya koyduğu ekonomik istikrar adımlarının ve enflasyonla mücadele programının etkilerini yansıtan önemli bir gösterge niteliğinde. Özellikle 2022'nin son çeyreği ve 2023'ün ilk yarısında küresel enerji krizi, hammadde tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve iç piyasadaki yüksek enflasyon baskısı gibi zorluklarla boğuşan Türkiye sanayisi, bu dönemde zaman zaman üretim daralmaları yaşamıştı. Ancak, Ankara'nın kararlı duruşuyla devreye sokulan finansal politikalar ve dış ticaretteki iyileşme çabaları, sanayinin çarklarını yeniden hızlandırdı. Türkiye Ekonomi Modeli (TEM) çerçevesinde ihracat odaklı büyüme ve katma değerli üretime verilen önem, sektörün bu zorlu süreçten daha dirençli ve adapte olarak çıkmasında kilit rol oynadı. Kasım ayı verileri, bu uzun vadeli stratejilerin somut sonuçlarını vermeye başladığını ve Türk sanayisinin esnek yapısının ne denli güçlü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Büyümenin Lokomotifleri: Sektörel Derinlikler

Kasım ayına ilişkin sanayi üretim endeksi detayları, büyümenin kaynaklarını ve sektörlerin dinamik performansını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi, bir önceki aya göre yüzde 1,5'lik bir artışla aylık bazda da yükselişini sürdürerek pozitif momentumu korudu. Takvim etkisinden arındırılmış yıllık bazdaki yüzde 2,4'lük genel artışta ise imalat sanayi, lokomotif rolünü üstlendi. Yıllık bazda yüzde 2,9'luk bir büyüme kaydeden imalat sanayi, bu dönemde Türkiye ekonomisinin sürükleyici gücü olduğunu bir kez daha gösterdi. İmalat sanayi içerisinde özellikle otomotiv, makine ve kimya sektörleri, hem iç talepteki güçlü canlanma hem de dış pazarlardaki toparlanmanın etkisiyle belirgin bir ivme yakaladı. Bu sektörler, ihracat kapasiteleri ve istihdama katkılarıyla öne çıktı. Diğer ana sektörlerin katkıları ise genel tabloyu tamamladı:

  • Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü, enerji ve inşaat sektörlerindeki talebin etkisiyle yüzde 1,2'lik bir yükselişle istikrarlı katkısını sürdürdü.
  • Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı ise kış aylarına girilmesiyle artan enerji talebi doğrultusunda dikkat çekici bir şekilde yüzde 3,5 oranında artarak genel endekse pozitif bir destek sundu. Bu artış, aynı zamanda enerji verimliliği ve dağıtım altyapısındaki iyileşmelerin de bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Kasım ayında imalat sanayinde kapasite kullanım oranı yüzde 78,5 olarak gerçekleşti. Bu oran, sektörün mevcut üretim potansiyelini oldukça etkin bir biçimde değerlendirdiğini ve uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü koruduğunu gösteriyor. Ayrıca, bu yüksek kapasite kullanımı, gelecekteki olası talep artışlarına cevap verebilmek için de sağlam bir zemin hazırlıyor.

Geleceğe Yöneliş: Yüksek Teknolojiyle Katma Değerli Üretim

Kasım ayı sanayi üretimi verileri içerisinde stratejik önemi nedeniyle dikkat çeken bir diğer önemli nokta, teknoloji yoğun sektörlerdeki performanstı. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürün gruplarında kaydedilen yüzde 5,7'lik etkileyici artış, Türkiye sanayisinin katma değerli üretime geçişindeki kararlılığını ve yapısal dönüşümdeki potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu artış, özellikle bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) ile elektronik ürünler imalatında belirginleşirken, küresel rekabette Türkiye'nin elini güçlendirecek ve uluslararası tedarik zincirlerindeki konumunu sağlamlaştıracak stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor. Bu gelişim, sadece mevcut büyüme dinamiklerini desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki ihracat potansiyeli ve nitelikli istihdam artışı açısından da umut vaat eden güçlü bir sinyal olarak okunuyor. Yüksek teknolojili üretime yapılan yatırımlar, ülkenin ekonomik bağımsızlığını artırma ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma yolunda kritik bir rol oynuyor.

Piyasa Beklentileri ve Ekonomi Yönetiminin Rotası

Kasım ayındaki bu güçlü sanayi üretimi performansı, piyasa beklentilerinin hafifçe üzerinde bir tablo çizerek ekonomistlerin ve sektör analistlerinin dikkatini çekti. Önde gelen ekonomistler, bu verilerin Türkiye ekonomisinin makroekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme yolundaki adımlarına önemli bir destek sağladığını vurguluyor. Ekonomist Dr. Can Yılmaz, YeniTürk Haber Merkezi'ne yaptığı özel değerlendirmede, “Bu rakamlar, Türkiye ekonomisinin iç talep ve ihracatla desteklenen sağlıklı bir büyüme patikasına girdiğini gösteriyor. Özellikle imalat sanayindeki çeşitlilik ve yüksek teknolojili üretimdeki artış, bu ivmenin sürdürülebilirliğini pekiştiriyor ve yapısal sağlamlığı güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Uzmanlar, bu pozitif ivmenin önümüzdeki dönemde istihdam piyasalarına somut yansımalar yapmasını ve genel kapasite kullanım oranlarını daha da yukarı çekmesini bekliyor. Özellikle Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) bu süreçteki dinamik ve yenilikçi rolü, büyümenin daha geniş bir tabana yayılmasında ve üretim zincirinin güçlenmesinde kritik bir öneme sahip. KOBİ'lerin bu dönüşümdeki aktif rolü, bölgesel kalkınma ve nitelikli istihdamın artırılması açısından da hayati önem taşıyor.

Ankara'nın enflasyonla mücadele ve sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından bu veriler büyük önem taşıyor. Merkez Bankası'nın 2024 yılı sonu için açıkladığı yüzde 36'lık enflasyon tahmini hedefine ulaşılmasında, güçlü ve dengeli bir sanayi üretiminin destekleyici bir faktör olacağı öngörülüyor. Küresel ekonomideki belirsizlikler, enerji maliyetleri ve hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar gibi dış kaynaklı risk faktörleri devam etse de, mevcut veriler Türkiye sanayisinin bu zorluklara karşı dirençli yapısını koruduğunu ve büyüme potansiyelini sürdürdüğünü gösteriyor. Önümüzdeki aylarda açıklanacak PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verileri ve dış ticaret rakamları, bu pozitif seyrin devam edip etmeyeceği konusunda daha net bir projeksiyon sunacak. Piyasa oyuncuları ve uluslararası yatırımcılar, güçlü sanayi performansının, Türkiye'nin orta ve uzun vadeli büyüme hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynayacağına ve küresel ekonomideki konumunu güçlendireceğine inanıyor.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda