Koç Üniversitesi'nin Hanehalkı Enflasyon Beklenti Anketi, 12–22 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve 4 bin 672 katılımcının dahil olduğu kapsamlı bir çalışma ile Türkiye genelinde enflasyon beklentilerini ölçtü. Bu anket, özellikle 2023 yılında yaşanan yüksek enflasyon oranları ve piyasalar üzerindeki kaygılar ışığında, tüketici harcamalarındaki değişimleri ve beklentilerdeki dalgalanmaları analiz edecek nitelikte bir veri seti sunuyor.
İlginç Düşüş: Enflasyon Beklentileri Nerede?
Bu ankete dayanarak, yıl sonu enflasyon beklentilerinin %61'den %59'a düştüğü gözlemlendi. Ancak, uzun vadeli beklentiler açısından katılımcıların 12 ay sonrası için %53 seviyesinde sabit kalması, ekonomik faaliyetlerin geleceği açısından olumsuz bir işaret oluşturuyor. Geçtiğimiz dönemlerde piyasalarda yaşanan dalgalanma ve belirsizlik, bu sabit beklentinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin genel görünümü üzerinde de kaygılara yol açıyor.
Ekonomik Psikolojide Olumlu ve Olumsuz Dinamikler
Ekonomistler, enflasyon beklentilerindeki bu düşüşün, tüketici psikolojisinde olumlu etkiler yaratabileceği ve piyasalarda canlanma potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor. Ancak, son iki ay içinde katılımcılar arasındaki beklentilerin bozulması, daha fazla dalgalanma ve belirsizlik olasılığını beraberinde getiriyor. Aralık ayında yapılan ön değerlendirmenin, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) sektörel enflasyon beklenti anketi ile paralel seyrettiği de görülüyor.
Finansal Okuryazarlık: Enflasyon Algısında Kritik Rol
Koç Üniversitesi anketinde, katılımcıların finansal okuryazarlık düzeyleri de kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Yüksek finansal okuryazarlık düzeyine sahip bireylerin, düşük okuryazarlık seviyesindekilere göre enflasyon beklentilerinin 2-3 puan daha yüksek olduğu belirlendi. Bu durum, bireylerin finansal bilgi düzeyinin, gelecekteki enflasyon algıları üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Gelecek Görünümü: Piyasalarda Dikkatli Bekleyiş
Uzmanlar, hanehalkı enflasyon beklentilerindeki olumlu gelişmelerin sürdürülebilirliğinin Türkiye ekonomisinin gidişatını önemli ölçüde etkileyeceğini; perakende sektöründeki hareketliliği artırabileceğini vurguluyor. Ancak, mevcut piyasa dalgalanmaları, hem yatırımcılar hem de hanehalklarının karar alma süreçlerinde daha dikkatli olmalarını gerektirecek. Ekonomik verilerin düzenli takibi, gelecekteki ekonomik rotayı belirlemede hayati bir öneme sahip olacak.