Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi, Aralık ayında kaydettiği düşüşle, küresel piyasalarda yıl sonu gıda enflasyonu beklentilerini altüst etti. Özellikle tahıl fiyatlarındaki yükselişe rağmen genel endeksin geri çekilmesi, ekonomistler ve sektör temsilcileri arasında geniş yankı uyandırdı.
Küresel Piyasaların Beklenmedik Dengesi
FAO tarafından 15 Ocak'ta açıklanan son verilere göre, Gıda Fiyat Endeksi Aralık ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 1,8 oranında gerileyerek üst üste üçüncü ay düşüş kaydetti. Bu düşüşte, bitkisel yağ, et ve süt ürünleri fiyatlarındaki belirgin gevşeme etkili oldu. Ancak aynı dönemde, küresel stoklardaki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve bazı önemli üretim bölgelerindeki olumsuz hava koşulları, tahıl fiyatlarının yükselişini sürdürmesine neden oldu. Bu durum, piyasalarda çift yönlü bir fiyat baskısının eş zamanlı olarak yaşandığını gösteriyor.
2022 Krizi Sonrası Küresel Tedarik Zincirleri
Küresel gıda fiyatları, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2022'nin ilk çeyreğinde tetiklediği enerji ve tahıl tedarik şokları sonrası zirve yapmıştı. O dönemde, Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşması gibi adımlarla kısmi bir rahatlama sağlansa da, gıda güvenliği endişeleri uzun süre gündemde kalmıştı. Geçtiğimiz aylarda görülen bu genel düşüş eğilimi, dünya genelinde enflasyonla mücadele eden merkez bankaları ve hane halkları için bir nebze olsun nefes alma imkanı sunsa da, temel gıda maddelerindeki kırılganlık devam ediyor. Bu ayrışık görünüm, küresel tedarik zincirlerinin ne denli hassas ve dış şoklara açık olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Ekonomistlerin Gözünden Düşüşün Arkasındaki Dinamikler
Uluslararası emtia piyasalarını yakından takip eden ekonomistler ve analistler, endeksteki genel düşüşün arkasında birkaç temel faktörün yattığını belirtiyor. Başta küresel talepteki yavaşlama geliyor. Yüksek enflasyon ve faiz oranları nedeniyle birçok büyük ekonomide tüketici harcamaları kısılırken, bu durum gıda ürünlerine olan talebi de etkiledi. Ayrıca, bazı büyük üretici ülkelerde, özellikle Güney Yarımküre'deki bereketli hasat dönemlerinin ve gelişen lojistik ağlarının da gıda arzına katkı sağladığı ifade ediliyor. Deniz taşımacılığı maliyetlerindeki normalleşme ve konteyner fiyatlarındaki düşüş gibi lojistik iyileşmeler de, ürünlerin nihai tüketiciye ulaşma maliyetini azaltarak fiyatlar üzerindeki baskıyı hafifletti.
Sektör temsilcileri, navlun maliyetlerindeki düşüşün, ithalatçı ülkeler için önemli bir avantaj sağladığını ve bu durumun küresel gıda fiyatlarının aşağı yönlü seyrine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu vurguluyor. Ancak, bu olumlu gelişmelerin, tahıl gibi stratejik ürünlerdeki fiyat artışını dengelemekte yetersiz kaldığı da gözlemleniyor.
Tüketiciye Yansıması ve 2024 Beklentileri
Küresel gıda fiyatlarındaki bu gerilemenin, uluslararası tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı bir miktar azaltması bekleniyor. Ancak bu durumun Türkiye gibi ithalatçı ülkelerdeki yerel piyasalara ve nihai tüketiciye yansımasının zaman alacağı ve ülkelerin iç dinamiklerine, döviz kurlarına, enerji maliyetlerine ve tarımsal destek politikalarına bağlı olacağı dile getiriliyor. Özellikle Türkiye'de gıda enflasyonuyla mücadele, 2024 yılı ekonomik hedeflerinin başında yer alırken, küresel piyasalardaki bu gelişmelerin yerel enflasyon seyrine etkisi yakından izlenecek.
FAO raporu, gelecekteki gıda fiyatları görünümüne ilişkin karmaşık sinyaller vermeyi sürdürüyor. Bir yandan genel endekste düşüş gözlemlenirken, diğer yandan tahıl gibi temel ürünlerdeki artış, tarımsal politikaların ve iklim değişikliğinin uzun vadeli etkilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki seyir ve iklim olaylarının, gıda fiyatları üzerindeki belirleyici rolü devam edecek.