Geçen yıl rekor seviyeye ulaşan Türkiye ihracatının büyük bir bölümü, yüzde 56,3'lük pay ile deniz yolu taşımacılığı üzerinden gerçekleştirildi. Bu veri, ülkenin küresel ticaret arenasındaki iddialı konumunda denizciliğin stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.
Lojistikte Stratejik Tercih
Deniz yolu, yüksek taşıma kapasitesi ve maliyet avantajı sayesinde uluslararası ticarette en çok tercih edilen yöntemlerden biri. Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması, bu taşıma metodunun etkinliğini artıran en önemli coğrafi faktörlerden.
Ekonomistler, “Deniz yolu, özellikle hacimli ve uzun mesafeli sevkiyatlarda vazgeçilmez bir seçenek sunuyor. Bu durum, Türkiye'nin ihracat hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynuyor” yorumunu yapıyor. Bu rekor performans, aynı zamanda liman altyapısı ve denizcilik sektöründeki yatırımların da meyvelerini verdiğini gösteriyor.
Küresel Rekabette Avantaj
Sektör temsilcileri, deniz yolu taşımacılığının sadece mevcut durumu değil, gelecekteki ihracat büyüme potansiyeli için de temel bir sütun olduğunu belirtiyor. Hava, kara ve demir yolu taşımacılığının da ihracat operasyonlarında önemli yer tutmasına rağmen, deniz yolu açık ara farkla liderliğini sürdürüyor.
Bu durum, Türkiye'nin uluslararası tedarik zincirlerindeki rekabet gücünü artırırken, ihracatçıların maliyetlerini optimize etmelerine de olanak tanıyor. Gelecek dönemde de deniz yolu taşımacılığının ihracattaki payını koruması ve hatta artırması bekleniyor. Küresel ticarette yaşanan dalgalanmalara rağmen, Türkiye'nin lojistik çeşitliliğindeki bu stratejik tercih, ihracat performansının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.