Türkiye ekonomisi için kritik bir eşik olarak değerlendirilen bütçe açığının milli gelire oranı, 2025 yılı projeksiyonlarında yüzde 2,9 seviyesine gerileyecek. Bu gelişme, Ankara'nın mali disiplin ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda attığı adımların bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Mali Disiplinde Kararlı Adım
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan son verilere göre, bütçe açığındaki bu düşüş eğilimi, orta vadeli ekonomik programın hedefleriyle örtüşüyor. Özellikle enflasyonla mücadele ve kamu harcamalarında sıkılaştırma politikalarının meyvelerini vermeye başladığı belirtiliyor. Ekonomistler, bu oranın Avrupa Birliği'nin Maastricht kriterleri olan yüzde 3'ün altına inmesinin, Türkiye'nin uluslararası finans çevrelerindeki algısını olumlu etkileyeceğini vurguluyor.
Piyasaların Gözü Bu Oranda
Küresel piyasalar, ülkelerin mali performansını yakından takip ederken, bütçe açığı/milli gelir oranı, yatırım kararlarında belirleyici rol oynuyor. Sektör temsilcileri, bu hedefin tutturulmasının yabancı yatırımların Türkiye'ye yönelmesini teşvik edebileceğini ve kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde pozitif bir etken olabileceğini ifade ediyor. Geçmiş dönemlerde yüksek bütçe açıkları, özellikle enflasyonist baskıyı artırıcı bir unsur olarak görülüyordu.
Uzmanlardan Stratejik Değerlendirme
Ekonomi uzmanları, 2025 hedefinin sadece bir sayıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması, gelir ve gider dengesinin iyileştirilmesi yönündeki yapısal reformların da sinyali olduğunu belirtiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlar da, mali disiplinin ekonomik istikrarın temel direklerinden biri olduğunu sıklıkla dile getiriyor. Bu durum, Türkiye'nin uzun vadeli ekonomik sağlığı için önemli bir başarı olarak değerlendirilmekte.