Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol, doğalgaz piyasasında yaşanan köklü değişimlerin alıcıların elini güçlendireceğini belirtti. Birol, 15 Ekim 2023 tarihinde, Sabancı Üniversitesi tarafından düzenlenen "Dünyada ve Türkiye'de Enerji Güvenliğinin Bugünü ve Yarını: Kritik Minerallerde Riskler ve Çözümler" konulu konferansın açılışında bu ifadeleri kullandı. Konferans, İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) öncülüğünde gerçekleştirildi ve küresel gelişmeler ile jeopolitik değişimlerin enerji güvenliği üzerindeki etkileri masaya yatırıldı.
Piyasalarda Yeni Dönem Başlıyor
Fatih Birol'un açıklamaları, geçmişte satıcıların hakim olduğu doğalgaz piyasasının alıcıların ön planda olduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Olası değişimlerle birlikte, 2030-2040 yıllarında piyasalara katılacak yeni oyuncularla doğalgaz kapasitesinde belirgin bir artış bekleniyor. Birol, petrol talebinin büyüyerek devam edeceğini öngörerek, ulaşım sektöründeki elektrifikasyon düzeyinin bu süreci belirleyeceğini vurguladı. "Petrol talebinin büyümesi 2030’a kadar belli bir seviyeye geldikten sonra o seviyede devam edecektir" diyen Birol, 2023 ve 2024 yıllarının tüketiciler açısından rahat geçeceği ve kayda değer miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) piyasaya girmesi beklentisini dile getirdi.
Doğalgaz Fiyatlarında Beklenmedik Düşüşler
Birol, son 40 yılda gelen gaz miktarının sadece 5 yıl içinde piyasalara gireceğini ifade ederek, bu durumun doğalgaz fiyatlarında genel bir düşüşe yol açacağını belirtti. "300 milyar metreküp gazın yüzde 75'i esnek. Bu, doğalgaz piyasasında uzun yıllar boyunca satıcıların elinde olan bir piyasadan alıcıların hakimiyetine geçişe işaret ediyor" şeklinde konuşan Birol, Türkiye’nin çeşitlendirme yönündeki adımlarının bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını aktardı.
Küresel Elektrik Sektöründe Değişim Rüzgarları
Birol, küresel elektrik sektöründe önemli dönüşümlerin yaşandığını da vurgulayarak, elektrikli araçlar ve iklimlendirme sistemlerinin artışının talep üzerinde etkili olduğunu kaydetti. "Ülkelerin elektrik altyapısına yönelik yatırımlar arasında büyük bir rekabet yaşanıyor" diyen Birol, nükleer enerjiye dönüşüm sürecine de dikkat çekti. Bu bağlamda, Japonya'nın nükleer santrallerinin büyük kısmını devre dışı bırakmasının ülke ekonomisi üzerindeki baskıları artırdığını ifade etti.
Türkiye'nin Nükleer Enerji Vizyonu
Türkiye’nin nükleer enerji konusundaki kararlılığına dikkat çeken Birol, nükleer enerjinin elektrik arz güvenliği için vazgeçilmez bir teknoloji olduğunu belirtti. Ayrıca, enerji dönüşümünün bir sonraki belirleyici konusunun kritik mineraller olacağını dile getirdi. Birol, "Ham maddenin, işlenmediği sürece sınırlı bir anlam taşıdığını" vurgulayarak, kritik minerallerde de benzer bir kırılmanın yaşanabileceğini ifade etti. "1970'lerde yaşanan petrol krizine benzer bir durum, önümüzdeki dönemde bu alanda yaşanabilir" diyerek, küresel ticaret gerilimlerinin merkezinde bu başlığın bulunabileceğinin altını çizdi.
Güler Sabancı'dan Vurgulu Mesajlar
Konferansta Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, enerji güvenliğinin ekonomik ve ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Sabancı, Türkiye’nin Avrupa'nın en büyük ve dünyanın en dinamik enerji sektörlerinden birine sahip olduğunu vurgularken, kişi başına enerji tüketiminin ise OECD ortalamasının yaklaşık yarısında bulunduğunu açıkladı. "Bu tablo, enerjideki büyüme dinamiklerimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Enerjideki bu büyümeyi güvenli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir şekilde sağlamak üzere kamu ve özel sektör önemli adımlar atıyor" diyen Sabancı, Türkiye'nin enerji altyapısının bu adımlar sayesinde hızla geliştiğine dikkat çekti.
Sabancı, ayrıca, IICEC’nin her yıl sektöre yön veren "enerji görünümü" çalışmalarını yayımladığını ve son çalışmanın "Türkiye Kritik Enerji Mineralleri Görünümü" başlığıyla hazırlandığını açıkladı. Bu çalışma, kamu, özel sektör ve akademinin ortak akıl çerçevesinde katılımcı bir anlayışla gerçekleştirilen ilk örneklerden biri olma özelliği taşıyor.