Yerli Yatırımcıdan Hisse Senetlerine Yoğun İlgi: Varlıklar 4,8 Trilyona Dayandı
Türkiye finans piyasaları, hem yerli hem de küresel yatırımcıların sermaye piyasası araçlarına gösterdiği rekor düzeydeki ilgiyle son bir yılda benzeri görülmemiş bir hareketliliğe sahne oldu. Özellikle yerli yatırımcıların hisse senetleri ve daha çeşitlenmiş enstrümanlara stratejik yönelimi, varlık değerlerinde tarihi yükselişleri ve piyasa yapısında derin dönüşümleri tetikledi. YeniTürk Haber Merkezi olarak edindiğimiz son bilgilere göre, finansal piyasaların nabzını tutan ve yön verici kurumlar olan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), ortaklaşa derlediği "2025 Finansal Piyasa Özet Verileri" raporunu kamuoyuyla paylaştı. Bu kapsamlı ve detaylı rapor, ülkenin finansal dinamiklerinin tüm katmanlarını ve yatırımcı davranışlarındaki köklü değişimleri şeffaf bir şekilde ortaya koydu.
Yerli Yatırımcının Borsaya Akını: Varlıklar 4,8 Trilyona Dayandı
TSPB, TCMB ve MKK'dan derlenen "2025 Finansal Piyasa Özet Verileri" raporu, yerli yatırımcıların sermaye piyasalarına olan güvenini ve agresif yönelimini net bir şekilde gözler önüne serdi. Raporda dikkat çeken en çarpıcı detaylardan biri, 2024 yılında 3 trilyon 606 milyar lira seviyesinde seyreden yerli yatırımcıların pay senedi varlıklarının, 2025 yılı sonunda yüzde 32,1'lik devasa bir büyüme kaydederek 4 trilyon 762 milyar liraya ulaşması oldu. Bu devasa artış, aynı dönemde gerçekleşen yüzde 30,9'luk yıllık enflasyon oranının da belirgin bir şekilde üzerinde kalarak, yatırımcılara reel bazda somut bir kazanç sağladığını kanıtladı. Sadece pay senedi piyasası değil, yerli yatırımcıların toplam finansal varlıkları ise 2025 yılında yüzde 48'lik etkileyici bir artışla 44 trilyon 215 milyar lirayı aşarak, finansal piyasalardaki genel canlanmanın en önemli itici gücü haline geldi.
Enflasyon Gölgesinde Birikim Arayışı: Yatırımcının Geçmişten Bugüne Değişen Refleksleri
Türkiye ekonomisinin son yıllardaki seyri, özellikle yüksek enflasyonist baskılarla mücadele eden yatırımcıların davranışlarında kalıcı dönüşümlere yol açtı. Geleneksel olarak tasarrufların güvenli limanı kabul edilen mevduat hesapları, enflasyon karşısında reel değer kaybetme riskiyle karşı karşıya kalınca, yerli yatırımcılar reel getiri sağlayabilecek alternatif ve dinamik arayışlara girdi. Benzer bir durum, 2023 yılında yaşanan ekonomik dalgalanmalarda da gözlemlenmiş, o dönemde piyasalar döviz ve alternatif yatırım araçlarına yönelimle tepki vermişti. Ancak son dönemde hisse senedi piyasası, yatırımcının enflasyona karşı adeta bir 'kalkanı' ve 'sığınak'ı haline gelmiş durumda.
2025 yılında pay senedi varlıklarındaki yüzde 32,1'lik büyümenin, aynı dönemdeki yüzde 30,9'luk yıllık enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmesi, bu stratejinin başarısını ve yatırımcıların doğru adres seçtiğini bir kez daha kanıtladı. Finans uzmanları, bu tablonun sadece rakamsal bir büyümeden ibaret olmadığını, aynı zamanda Türk yatırımcısının risk-getiri dengesini daha iyi analiz edebilen, bilinçli ve olgun bir profile ulaştığını belirtiyor. Artık yatırımcılar, birikimlerini koruma ve büyütme hedefiyle, dinamik sermaye piyasalarını çok daha aktif kullanıyor ve piyasa derinliği de bu doğrultuda kayda değer biçimde artırıyor.
Küresel Arenadan Türk Piyasalarına Bakış: Yabancı İlginin Dinamikleri
Türkiye sermaye piyasalarında sadece yerli aktörler değil, global yatırımcılar da kilit bir rol oynamaya devam ediyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, 2024'te 2 trilyon 106 milyar lira seviyesinde olan yabancı yatırımcıların pay senedi varlıkları, yüzde 28,6'lık önemli bir artışla 2025 sonunda 2 trilyon 710 milyar liraya yükseldi. TSPB açıklamaları ise 2025 sonu itibarıyla ülkedeki toplam 7 trilyon 471 milyar liralık pay senedi portföy değerinin yüzde 36,3'ünün yabancı yatırımcılara (fiili dolaşımda olmayan paylar dahil), yüzde 63,7'sinin ise yerli yatırımcılara ait olduğunu gözler önüne seriyor. Bu dağılım, piyasanın önemli bir kısmının yerli sermayenin kontrolünde kalmakla birlikte, yabancı ilginin de istikrarlı bir şekilde sürdüğünü ve Türk varlıklarına yönelik küresel çekimin devam ettiğini işaret ediyor.
Yabancı yatırımcıların toplam finansal varlıkları da geçtiğimiz yıl yüzde 30'luk bir büyüme kaydederek 3 trilyon 892 milyar liradan 5 trilyon 53 milyar liraya ulaştı. Bu dönemde özellikle kıymetli madenler depo hesaplarındaki varlıkları yüzde 183 gibi çarpıcı bir oranla büyüyerek 118 milyar liraya çıktı ve dikkatleri üzerine çekti. Döviz tevdiat hesaplarındaki varlıklar yüzde 42 artışla 963 milyar liraya ulaşırken, Türk lirası mevduatları ise yüzde 8 ile daha sınırlı bir artış göstererek 468,6 milyar liraya yükseldi. Ayrıca, yabancıların özel sektör borçlanma araçlarındaki varlıkları yüzde 109 büyüyerek 26,5 milyar lirayı, devlet iç borçlanma senedi yatırımları ise yüzde 24 büyüyerek 766,6 milyar lirayı geride bıraktı. Bu veriler, yabancı yatırımcıların portföy çeşitlendirmesinde kıymetli madenlere ve özel sektör borçlanma araçlarına yönelik belirgin bir eğilim sergilediğini, bunun da Türk finansal varlıklarının cazibesini artırdığını ortaya koyuyor.
Sermaye Piyasasında Yeni Dengeler: Varlık Çeşitliliğindeki Büyük Dönüşüm
Yerli yatırımcıların pay senedi varlıklarındaki ivmeye paralel olarak, diğer finansal araçlara olan yönelimleri de dikkat çekiyor. Özel eurobond varlıkları bir yılda yüzde 92 gibi kayda değer bir artışla 1 trilyon 844 milyar liranın üzerine çıkarken, kamu eurobond varlıkları da yüzde 29 artarak 2 trilyon 354 milyar lirayı aştı. TCMB verileri, 2024'te 11 trilyon 651 milyar lira olan Türk lirası mevduatlarının yüzde 34 artışla 2025'te 15 trilyon 637 milyar liraya yükseldiğini gösterirken, döviz tevdiat hesapları ise 2024'teki 5 trilyon 748 milyar liradan yüzde 2 gibi sınırlı bir artışla 2025'te 5 trilyon 855 milyar liraya çıktı. Bu durum, Türk lirası enstrümanlarına olan ilginin yeniden canlandığının ve dövizdeki artışın yavaşladığının güçlü bir işareti olarak dikkat çekiyor; yatırımcıların TL varlıklara olan güveninin arttığını gösteriyor.
Yerli yatırımcıların özel sektör borçlanma araçları portföyü yüzde 38 yükselerek 457 milyar liraya ulaşırken, devlet iç borçlanma senedi (DİBS) varlıkları yüzde 68 gibi yüksek bir oranla artarak 9 trilyon 372 milyar lirayı geride bıraktı. Tüm bu dinamiklerin etkisiyle, pay senedi, varlığa dayalı menkul kıymet, varlık teminatlı menkul kıymet, özel ve kamu eurobond, devlet iç borçlanma senetleri, varant ve sertifikadan oluşan sermaye piyasası varlıklarının, toplam finansal varlıklar içerisindeki payı bir önceki yıl sonuna göre 1,5 puan artarak 2025'te yüzde 43,2'ye yükseldi. Bu, Türkiye finans piyasalarının derinleştiğini ve yatırımcıların risk iştahının çeşitlendiğini ortaya koyuyor ve piyasanın daha karmaşık, dirençli ve uluslararası standartlara daha yakın bir yapıya doğru evrildiğini gösteriyor.
Yatırım Fonları Yükselişte: Değişen Yatırımcı Profili
Finansal piyasalardaki bu geniş tabanlı hareketliliğin yanı sıra, yatırımcıların tercih ve davranışlarında da belirgin değişimler gözlemlendi. Geçtiğimiz yıl Borsa İstanbul pay senedi piyasasındaki doğrudan bakiyeli yatırımcı sayısında bir gerileme yaşandı. 2024 yılı sonunda 6 milyon 840 bin olan bu sayı, 2025 sonu itibarıyla 6 milyon 503 bine düşerken, aynı dönemde portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen yatırım fonlarındaki yatırımcı sayısında ise istikrarlı bir artış devam etti. Yatırım fonu yatırımcı sayısı 5 milyon 413 binden 5 milyon 669 bine yükseldi. Bu eğilim, özellikle küçük ve orta ölçekli yatırımcıların doğrudan hisse senedi piyasasında işlem yapmak yerine, risk dağılımı ve profesyonel uzmanlık arayışıyla fonlara yöneldiğini gösteriyor. Bu durum, finansal okuryazarlığın artması, daha bilinçli risk yönetimi tercihlerinin bir yansıması ve yatırımcıların piyasadaki oynaklığa karşı daha temkinli, profesyonel yönetimi tercih eden bir duruş sergilediğine işaret ediyor.
Yarınki Piyasalar: Küresel Dinamikler ve Ankara'nın Yol Haritası
Ekonomi uzmanları, yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye sermaye piyasalarına olan güçlü ilgisinin, ülkenin mevcut ekonomik dinamikleri ve Ankara'nın uyguladığı ekonomik programlar göz önüne alındığında, önümüzdeki dönemde de devam edebileceğini öngörüyor. Ancak bu seyrin kalıcılığı, küresel ekonomideki dalgalanmalar, uluslararası faiz oranlarındaki olası değişimler ve jeopolitik gelişmeler gibi dış faktörlerin yanı sıra, Ankara'nın uygulayacağı makroekonomik istikrar politikalarının ne denli başarılı ve tutarlı olacağına bağlı olacak. Bu noktada, piyasalara güven veren, şeffaf, öngörülebilir ve uluslararası normlara uygun bir düzenleyici çerçevenin sürdürülmesi kritik önem taşıyor.
Yatırım fonlarına olan ilginin artması, yatırımcıların artık daha temkinli, çeşitlendirilmiş ve profesyonel uzman yönetimi tercih eden bir strateji benimsediğini ortaya koyuyor. Bu eğilim, Türk sermaye piyasalarının daha olgun ve dirençli bir yapıya kavuştuğunun, yatırımcıların risk algısının geliştiğinin önemli bir göstergesi. Önümüzdeki süreçte, finansal piyasaların derinleşmesi, yeni yatırımcı kitlelerine ulaşılması ve global rekabette öne çıkabilmesi için güven veren, şeffaf ve öngörülebilir bir düzenleyici çerçevenin sürdürülmesi hayati önem taşıyacak. Türkiye'nin uzun vadeli ekonomik hedefleri doğrultusunda atılacak adımlar, ülkenin ekonomik potansiyelini tam olarak kullanması ve bölgesel bir finans merkezi olma yolunda ilerlemesi için kritik bir öneme sahip olacak.