İçeriğe Atla

Ankara-Şam Hattında Kritik Temas: Bakan Güler Suriyeli Mevkidaşıyla Görüştü

Ankara-Şam Hattında Kritik Temas: Bakan Güler Suriyeli Mevkidaşıyla Görüştü 📰 Gündem
AI destekli
... 4 dk Kaynak

Ankara-Şam hattında uzun süredir beklenen, kritik bir diplomatik temas yaşandı. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı'nın NSosyal medya hesabından yapılan duyuruya göre, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Suriye Savunma Bakanı Tümgeneral Murhaf Ebu Kasra ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu üst düzey temasta, Suriye'deki son gelişmeler tüm boyutlarıyla ele alındı. Bölgesel güvenlik ve diplomatik normalleşme arayışları açısından stratejik bir adım olarak kayıtlara geçen bu görüşme, iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Yılların Suskunluğu Bozuldu: Ankara-Şam Hattında Tarihi Bir Köprü

Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler, 2011 yılında Suriye iç savaşının patlak vermesiyle derin bir krize girmiş, karşılıklı büyükelçilikler çekilmiş ve diplomatik kanallar adeta donmuştu. Yaklaşık 13 yıl aradan sonra gerçekleşen bu savunma bakanı düzeyindeki ilk doğrudan temas, Bakan Güler ve Suriyeli mevkidaşı Tümgeneral Ebu Kasra arasındaki görüşmenin tarihi önemini gözler önüne seriyor. Geride kalan yıllarda, özellikle 2017'de başlayan ve Rusya ile İran'ın garantörlüğünde yürütülen Astana formatındaki dolaylı görüşmeler ve askeri-teknik heyet toplantıları zaman zaman gerçekleştirilmişti. Ancak bu platformlar, iki başkent arasında üst düzeyde doğrudan bir diyalog zemini kurma konusunda yetersiz kalmıştı. Bu nedenle bu son telefon görüşmesi, Ankara'nın Suriye politikasında önemli bir aşamaya geçildiği ve uzun süredir beklenen normalleşme sinyallerinin giderek güçlendiği yorumlarına yol açtı. Türkiye, bu diplomatik adımla bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesinde daha proaktif bir rol üstlenme niyetini de teyit etmiş oldu.

Masadaki Kritik Başlıklar: Terörle Mücadele ve Sınır Güvenliği Vurgusu

Ankara'dan edinilen bilgilere göre, Bakan Güler ve Tümgeneral Ebu Kasra arasındaki görüşmenin temelini, Türkiye'nin güney sınırındaki ulusal güvenlik endişeleri oluşturdu. Özellikle Suriye topraklarından kaynaklanan ve Türkiye için ciddi bir tehdit teşkil eden PKK/YPG gibi terör örgütlerinin varlığı, faaliyetleri ve tehditlerinin kalıcı olarak bertaraf edilmesi ile sınır güvenliğinin tam olarak tesis edilmesi konuları, Ankara için öncelikli ve vazgeçilmez maddeler olarak gündeme geldi. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde, Akdeniz'e uzanan bir "terör koridoru" oluşmasına asla izin vermeyeceği yönündeki kararlı duruşunu bu görüşmede bir kez daha net bir şekilde ifade etti. Bu bağlamda, Türkiye'nin ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla geçmişte gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı (2016), Zeytin Dalı (2018), Barış Pınarı (2019) ve Bahar Kalkanı (2020) harekatlarıyla oluşturulan güvenlik bölgelerindeki mevcut durumun sürdürülebilirliği ve Suriye tarafının bu bölgelerdeki sorumlulukları da görüşmede dolaylı olarak ele alındı. Ayrıca, Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması ile uzun süredir askıda kalan siyasi çözüm sürecinin Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde canlandırılması gibi konular da ayrıntılı olarak istişare edildi.

Sığınmacılar ve İnsani Boyut: Güvenli Geri Dönüşün Önemi

Ankara için hayati öneme sahip olan bir diğer konu da Türkiye'de halen milyonlarca Suriyeli sığınmacının misafir edilmesi ve onların güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü meselesiydi. Bu insani ve toplumsal boyut, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecinde vazgeçilmez bir ön koşul olarak masadaki yerini aldı. Türkiye, uluslararası hukuka, özellikle de geri dönüş ilkesi (non-refoulement) ve insani ilkeler çerçevesinde sığınmacıların ülkelerine, güvenli bölgelere dönmesi için gerekli yaşam ve güvenlik şartlarının Suriye tarafınca sağlanmasının önemi üzerinde durdu. Uzun süredir iki ülke arasındaki güvensizliği ve toplumsal gerilimi besleyen temel unsurlardan biri olan bu başlık, kapsamlı bir çözüm arayışının kritik başlangıç noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

Bölgesel Aktörlerin Beklentisi ve Ufuktaki Zorluklar

Bölgesel güvenlik analistleri ve Ortadoğu uzmanları, Suriye'deki son gelişmeler ve başta Şam yönetimi üzerinde önemli etkisi bulunan Rusya ile İran olmak üzere bölgedeki diğer aktörlerin pozisyonları göz önüne alındığında, bu tür üst düzey görüşmelerin kritik bir diplomatik açılım potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Özellikle Rusya'nın bu normalleşme sürecine verdiği siyasi destek ve aracılık çabaları, atılacak adımların hız kazanmasında belirleyici bir rol oynayabilir. Ancak bu ilk telefon temasının somut ve sürdürülebilir sonuçlara dönüşebilmesi için öncelikle taraflar arasında yıllardır derinleşen güvensizliğin aşılması ve askeri, siyasi ve istihbarat kanallarında karşılıklı güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, ilerleyen dönemlerde teknik heyetler düzeyinde istişarelerin yoğunlaşması, sahadaki gerçekliğe uygun, detaylı bir yol haritasının belirlenmesi ve karşılıklı iyi niyet adımlarının eş zamanlı olarak atılması gerektiğini ifade ediyor.

Normalleşme Sürecinin Etkileri ve Gelecek Adımlar

Önümüzdeki süreçte atılacak adımlar, sadece Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin geleceği açısından değil, aynı zamanda geniş Ortadoğu coğrafyasının genel istikrarı ve barışı için de hayati öneme sahip olacak. Bu ilk telefon görüşmesinin, Suriye'deki uzun soluklu insani krizin hafifletilmesi, Birleşmiş Milletler himayesindeki siyasi çözüm süreçlerinin yeniden canlandırılması ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi konularda yaratacağı potansiyel ivme, uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Ankara'nın, bu diplomatik girişimle birlikte bölgesel güvenlik mimarisindeki etkinliğini daha da artırma ve hem ulusal çıkarlarını koruyan hem de Suriye'nin geleceğine katkıda bulunan uzun vadeli, sürdürülebilir bir çözüm perspektifi geliştirme hedefinde olduğu net bir şekilde gözlemleniyor. Ancak, taraflar arasındaki müzakerelerin ne denli hızlı ve yapıcı ilerleyeceği, sahada güvenlik, istikrar ve insani duruma dair somut iyileşmelerin ne zaman görüleceği, bu zorlu normalleşme sürecinin en kritik ve cevabı merakla beklenen soruları olmaya devam ediyor.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda