İçeriğe Atla

Bursa'daki Kanlı Duruşma Saldırısında Karar: 3 Sanığa Ağır Hapis Cezası

Bursa'daki Kanlı Duruşma Saldırısında Karar: 3 Sanığa Ağır Hapis Cezası 📰 Gündem
AI destekli
... 6 dk Kaynak

Bursa Adliyesi, 13 Aralık 2024 tarihinde yaşanan ve adliye koridorlarını kana bulayan kanlı saldırının yankılarıyla çalkalanırken, bu vahim olayın davası Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karara bağlandı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Kemal Ergün, Mehmet Ç. ve Murat K., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Şehit Uzman Çavuş Nurettin Yaşar'ın yakınları, olayda hayatını kaybeden Mertcan Akça ve Köksal Akça'nın aileleri, gazi Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut ve taraf avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, tarafları dinledikten ve sanıklara son sözlerini sorduktan sonra yoğun güvenlik önlemleri altında kararını açıkladı. Saldırının baş faili Kemal Ergün, şehit Jandarma Uzman Çavuş Nurettin Yaşar ile hayatını kaybeden Mertcan Akça ve Köksal Akça'nın ölümlerinden sorumlu tutularak ağırlaştırılmış müebbet ve toplam 42 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Davada yargılanan diğer sanıklar Tolga Ergün, Muhammet Ö, Kadir Can U, Murat K. ve Mehmet Ç. ise isnat edilen tüm suçlardan beraat etti.

Kanlı Duruşmanın Arka Planı: Husumetin Derin Kökleri

Korkunç olay, 13 Aralık 2024 tarihinde, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma salonunda "silahla yaralama" suçundan görülen bir davanın duruşması sırasında meydana gelmişti. Taraflar arasındaki husumet, aylar öncesine, 22 Eylül 2023 tarihine dayanıyordu. Bursa'nın Nilüfer ilçesi Odunluk Mahallesi'ndeki bir alışveriş merkezinin eğlence yerinde çıkan silahlı kavgada 3 kişi yaralanmış, bu olayla ilgili olarak Mertcan Akça ve babası Köksal Akça tutuklu yargılanıyordu. Aynı kavgada yaralanan ve sonrasında sakat kalması nedeniyle tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdüren Tolga Ergün ise eğlence yerinde garson olarak çalışmaktaydı.

O acı günde, duruşma salonunda sanık avukatının beyanları alınırken, kavgada yaralanan Tolga Ergün'ün de bulunduğu taraftan sanıklara doğru tabancayla ateş açıldı. Saldırıyı, Tolga Ergün'ün babası Kemal Ergün, oğlunun tekerlekli sandalyesine gizleyerek adliyeye soktuğu silahla gerçekleştirdi. Sanıklar Mertcan Akça ve Köksal Akça olay yerinde yaşamını yitirirken, duruşma salonunun güvenliğini sağlamakla görevli iki jandarma personelinden Uzman Çavuş Nurettin Yaşar (26) ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede 14 Aralık'ta şehit düştü. Aynı saldırıda gazi olan Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut ise uzun süren tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Bu trajik olay, adliye koridorlarında büyük panik yaratmış ve geniş güvenlik önlemleri alınmasına neden olmuştu. Duruşma esnasında ve karar gününde adliyede ve duruşma salonunda polis ekiplerince yoğun güvenlik önlemleri alındığı da dikkatlerden kaçmadı.

Savcılık İddianamesi: Cinayet Zincirine Yönelik Ağır Talepler

Olayın hemen ardından hızla başlatılan soruşturmada, gözaltına alınan sanıklar hakkında kapsamlı bir iddianame hazırlandı. İlk olarak olayla ilgili Kemal Ergün hakkında "tasarlayarak kasten öldürme", "kasten öldürme", "kasten öldürmeye teşebbüs", "6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklama kararı verilmişti. Oğlu Tolga Ergün ile Muhammet Ö, Kadir Can U, Murat K. ve Mehmet Ç'ye ise "tasarlayarak kasten öldürmeye iştirak" suçlarından tutuklama kararı çıkarılmıştı. Cumhuriyet savcısı, iddianamede sanık Kemal Ergün'ün, Mertcan Akça ve Köksal Akça'ya yönelik eylemi nedeniyle "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, şehit Jandarma Uzman Çavuş Nurettin Yaşar'a yönelik eylemi nedeniyle de "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

Savcılık, Kemal Ergün'ün, gazi Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut'a yönelik eylemi nedeniyle "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 20 yıla, "6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçundan ise 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. İddianamede ayrıca Kemal Ergün'ün oğlu Tolga Ergün ile Muhammet Ö, Kadir Can U, Murat K. ve Mehmet Ç'nin de "tasarlayarak kasten öldürmeye iştirak" suçundan 2 kez 20'şer yıl, "6136 sayılı Kanuna muhalefet" suçundan ise 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Bu arada sanık Tolga Ergün, hakkında alınan adli tıp raporu nedeniyle yargılama başlamadan tahliye edilmişti.

Adaletin Tecellisi: Mahkemeden Ağırlıklı Karar

Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, aylardır süren yargılama sürecinin ardından kararını açıkladı. Müştekilerin sanıkların cezalandırılmasını talep etmesinin ardından mahkeme, olayda aktif rol oynayan Kemal Ergün'e:

  • Şehit Jandarma Uzman Çavuş Nurettin Yaşar'a karşı eylemi nedeniyle "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,
  • Gazi Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut'a yönelik eylemi nedeniyle "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezası,
  • Mertcan Akça ve Köksal Akça'ya yönelik eylemi nedeniyle ise "haksız tahrik altında tasarlayarak kasten öldürme" suçundan 2 kez 23 yıl hapis cezası verdi.

Toplulaştırılmış cezalarla birlikte Kemal Ergün, bir ağırlaştırılmış müebbet ve toplamda 42 yıl hapis cezasına çarptırılmış oldu. Ancak mahkeme heyeti, savcılığın taleplerine karşın, diğer sanıklar Tolga Ergün, Muhammet Ö, Kadir Can U, Murat K. ve Mehmet Ç'nin isnat edilen tüm suçlardan beraatine hükmetti. Müştekilerden Jandarma Uzman Çavuş Uğur Bulut'un avukatı Engin Kara, duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, mahkemenin Kemal Ergün'e verdiği cezanın, dosya kapsamına, delillere ve suçun vahametine tamamen uygun olup, hukukun gereğini yerine getirdiğini gösterdiğini ifade etti. Kara, bu kararın benzer eylemlere karşı güçlü bir caydırıcılık oluşturacağına ve kamu vicdanını tatmin ettiğine inandığını vurgulayarak, "Şehidimize bir kez daha Allah'tan rahmet, ailesine ve milletimize sabır diliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Adliye Güvenliğinde Kronik Yaralar ve Yeni Soruşturmalar

Yaşanan bu kanlı olay sonrası, adliyelerde güvenlik önlemleri bir kez daha Türkiye gündemine gelmişti. Hukukçular ve güvenlik uzmanları, bu tür saldırıların, adliyenin ve yargılama süreçlerinin güvenliği açısından kabul edilemez olduğunu dile getirmişti. Kimi hukukçular, adliye binalarındaki giriş kontrollerinin sıkılaştırılması ve duruşma salonlarındaki fiziksel güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini savunurken, "Bu tür olaylar, adalet arayışındaki vatandaşların ve yargı mensuplarının can güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. Geçmişte yaşanan benzer olaylar göz önüne alındığında, daha kapsamlı ve caydırıcı önlemlere ihtiyaç olduğu aşikardır" yorumunda bulunmuştu. Olayla ilgili olarak, "tasarlayarak kasten öldürmeye iştirak" suçundan E.D. ve avukat Ş.F. ile "görevi kötüye kullanma" suçundan polis memurları H.K. ve N.A. hakkında ayrı soruşturmaların devam ettiği biliniyor. Bu dört zanlının adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ve dosyalarının ayrı görülmesine karar verildiği detayları, adliye güvenliğine ilişkin zafiyet iddialarının yargı makamları tarafından da ciddiyetle ele alındığını ve sürecin henüz tamamlanmadığını gösteriyor. Bu durum, adalet sisteminin kendi içindeki denetim mekanizmalarının işleyişi açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Özellikle avukat Ş.F. ile polis memurları H.K. ve N.A. hakkındaki soruşturmaların, adliye içindeki olası ihmaller veya kasıtlı eylemler üzerine yoğunlaşması, olayın çok boyutluluğunu ve sorumluluk zincirinin nereye kadar uzanabileceğini gözler önüne seriyor. Bu soruşturmaların sonuçları, gelecekteki adliye güvenliği protokollerinin belirlenmesinde kritik rol oynayacak.

Hukukun Üstünlüğü ve Kamu Vicdanı Arasındaki Köprü

Bursa Adliyesi'nde yaşanan bu vahim saldırının ardından verilen karar, bir yandan yitirilen canların acısını dindirmezken, diğer yandan adaletin tecellisi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yargıtay yolu açık olan bu kararın, adliye güvenliği standartlarının yükseltilmesi ve benzer olayların önüne geçilmesi adına Türkiye genelinde bir emsal teşkil etmesi bekleniyor. Özellikle adliye koridorlarında yaşanabilecek şiddet olaylarına karşı daha sıkı denetimlerin ve caydırıcı mekanizmaların oluşturulması gerektiği vurgulanıyor. Kamu vicdanının tam anlamıyla tatmin edilmesi ve adalet sistemine olan güvenin pekiştirilmesi adına atılacak her adımın hayati önemi bulunuyor. Süregelen diğer soruşturmaların sonuçları da bu tablonun tamamlanması ve gelecekte adalet mekanizmalarına olan inancın güçlendirilmesi açısından büyük önem arz edecek. Türkiye, bu tür olaylardan ders çıkararak, vatandaşlarının can güvenliğini ve adil yargılama hakkını güvence altına alma sorumluluğunu bir kez daha hatırlamış oldu.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda