Raylarda Dev Hamle: 4 Bin KM Yeni Hat 2026'ya Kadar Tamamlanıyor
Türkiye'nin ulaşım altyapısında tarihsel bir dönüşüm rüzgarı esiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürü Veysi Kurt, YeniTürk Haber Merkezi'ne yaptığı kapsamlı değerlendirmede, ülkenin dört bir yanında yapımı süren 4 bin 164 kilometrelik yeni demiryolu hattı projelerinin önemli bir kısmının 2026 yılına kadar tamamlanacağını duyurdu. Bu devasa yatırım hamlesi, TCDD'nin 2025 yılı faaliyetlerini ve 2026 hedeflerini masaya yatırdığı kritik bir toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.
Genel Müdür Kurt, geçen yılın, demir yolu yatırımlarının sahaya güçlü biçimde yansıdığı ve kritik adımların atıldığı, hem yüksek hızlı tren hem de konvansiyonel hatlarda önemli ilerlemelerin sağlandığı verimli bir dönem olduğunu özellikle vurguladı. Deprem bölgesindeki hatların onarımı, modernizasyon çalışmaları ve yeni lojistik merkezlerin devreye alınması gibi yıl boyunca yürütülen çalışmalarla, demiryolu altyapısının ülke genelinde daha güvenli ve dirençli hale getirildiği ifade edildi. Bu atılımların hem yolcu hem de yük taşımacılığında kapasiteyi muazzam derecede artırarak, Türkiye'nin lojistik gücünü pekiştirmesi bekleniyor.
Türkiye'nin Demiryolu Destanı: 2002'den Bugüne Stratejik Vizyon
Türkiye'nin demiryolu serüveninde, 2002 yılı tam anlamıyla bir dönüm noktası olarak tarihe geçti. Bu tarih, ülkenin demiryolu vizyonunda köklü bir stratejik değişimin ve modernleşme hamlesinin miladı oldu. O güne kadar büyük ölçüde ihmal edilmiş olan demiryolu altyapısına yapılan ciddi yatırımlar, Yüksek Hızlı Tren (YHT) projeleriyle sadece yeni hatlar kurmakla kalmadı, aynı zamanda mevcut ağın teknik kapasitesini ve işletme verimliliğini de kökten değiştirdi. Bu vizyoner yaklaşım, Türkiye'yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu daha etkin kullanabilecek bir lojistik güce dönüştürme hedefinin ilk adımlarıydı.
Genel Müdür Kurt'un aktardığı bilgilere göre, demiryolu altyapısında sadece hat uzunluğundaki artış değil, ağın teknik kapasitesinde sağlanan köklü iyileşme bu süreci asıl anlamlı kılan husus olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin demiryolu ağı bugün itibarıyla 13 bin 919 kilometreye ulaşmış durumda. Bu ağın 2 bin 251 kilometresi, 2002 yılında sıfırdan başlatılan YHT yatırımlarıyla inşa edilen modern yüksek hızlı tren hatlarından oluşuyor.
Mevcut demiryolu ağımızın yüzde 52'si (7 bin 274 kilometre) elektrikli hale getirilirken, yüzde 61'i (8 bin 419 kilometre) sinyalli sistemlerle donatıldı. Genel Müdür Kurt, bu oranların 2002 yılında elektrikli hatlar için yüzde 19, sinyalli hatlar için ise yüzde 23 seviyelerinde olduğunu hatırlatarak, kaydedilen ilerlemenin, güvenli, verimli ve çevre dostu bir demiryolu işletmeciliğine geçişte Türkiye'nin kat ettiği mesafeyi açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Uluslararası Koridorların Kalbi: Mega Projeler Hız Kesmiyor
2025 yılı, yatırım ve proje yönetimi açısından TCDD için yüksek performansın sergilendiği bir dönem oldu. Kuruma 2025 için tahsis edilen 97,2 milyar liralık yatırım ödeneğinin yüzde 98'i yıl içinde fiziki ilerlemeye dönüştürüldü. Bu güçlü yatırım kapasitesi sayesinde, 2003-2025 döneminde demiryolu sektörüne 65,9 milyar dolar gibi devasa bir yatırım gerçekleştirilmiş oldu. TCDD, bugün ülke geneline yayılmış tam 146 projeyi eş zamanlı yürütebilen kurumsal bir yapıya ulaşmış durumda.
TCDD'nin temel yaklaşımı, yapımı devam eden yüksek hızlı tren projelerinde kritik kesimlerin tamamlanması ve devreye alınması, yeni yüksek hızlı tren hatlarının yatırım programına dahil edilerek demiryolu ağının bütüncül biçimde genişletilmesidir. Doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerinde kesintisiz, yüksek standartlı ve entegre demiryolu altyapısını ülke genelinde tesis etmek için çalışmalar aralıksız sürdürülüyor.
Devam eden kritik projeler arasında şunlar öne çıkıyor:
- Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi: Ege'yi başkente daha da yaklaştıracak bu stratejik hatta, 2025 boyunca alt ve üstyapı, sanat yapıları ile tünel çalışmalarında yoğun tempo yakalanarak sahada eş zamanlı çok sayıda imalat gerçekleştirildi.
- Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Hattı: Türkiye'nin en yoğun sanayi ve ihracat kuşaklarından birini modern demiryolu altyapısıyla birbirine bağlayan bu kritik projenin altyapı çalışmalarında önemli mesafe kat edildi. Akdeniz limanlarını Güneydoğu Anadolu'ya bağlayan bu hattın kapasitesini artıracak imalatlar büyük ölçüde tamamlandı.
- Karaman-Ulukışla Hattı: Hem yüksek hızlı tren ağı hem de yük taşımacılığı açısından stratejik bir bağlantı niteliği taşıyan bu hatta altyapı çalışmaları yüzde 99,8 oranında tamamlandı. Test ve sertifikasyon süreçlerinin ardından hızlı tren işletmeciliğine geçilmesi planlanıyor.
- Siirt-Kurtalan Yeni Demiryolu Projesi: 2025 yılında yapım çalışmalarına başlanan projeler arasında yer alıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun demiryolu erişimini güçlendirecek bu hat, bölgenin kalkınma potansiyelini artıracak.
- Depremlerde zarar gören Malatya-Gölbaşı-Narlı Demiryolu Hattı da yoğun çalışmalar sonrası hızla yeniden hizmete alındı.
Genel Müdür Kurt ayrıca, 7 bin 994 kilometrelik hatta etüt ve proje çalışmalarının tamamlandığını, 5 bin 394 kilometrelik hatta ise proje çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Sanayi üretiminin doğrudan demiryoluna bağlanmasını sağlayan iltisak hatları da öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu kapsamda 2025 yılında 6 iltisak hattı (toplam 11,9 kilometre) tamamlanırken, 10 iltisak hattında (toplam 163,8 kilometre) yapım çalışmaları devam ediyor. Bu hatlar, sanayicinin rekabet gücünü artırarak ürünlerini daha düşük maliyetle limanlara ve sınır kapılarına ulaştırmasına imkan tanıyor.
Ekonominin Dinamosu: Demiryolu Taşımacılığının Kritik Rolü
Ulaşım ekonomistleri, böylesine büyük ölçekli demiryolu yatırımlarının, özellikle lojistik ve sanayi sektörlerinde ciddi bir dinamizm yaratacağını belirtiyor. Yeni hatların faaliyete geçmesiyle birlikte, taşıma maliyetleri düşecek, tedarik zincirleri güçlenecek ve bu durum, bölgesel kalkınma için de yeni kapılar açacaktır. Demiryolu ağının genişlemesinin, belirli bölgelerdeki üretim ve istihdamı doğrudan etkileyeceği öngörülüyor.
Demiryolu taşımacılığı sektör temsilcileri ise, bu projelerin tamamlanmasıyla birlikte, karayolu yük taşımacılığındaki yoğunluğun azalacağını ve daha çevre dostu, sürdürülebilir bir alternatifin güçleneceğini vurguluyor. Özellikle sanayileşmiş bölgelerden limanlara ve komşu ülkelere yapılacak taşımalarda demiryollarının payının artması bekleniyor. Günlük ortalama 1500 trenin işletildiği demiryolu ağının uluslararası taşımacılıktaki en büyük avantajları; yüksek kapasite, enerji verimliliği ve düşük maliyetler olarak sıralanıyor. Bu özellikler, Türkiye'yi uluslararası tedarik zincirlerinde daha cazip bir aktör haline getiriyor.
Veysi Kurt, demiryollarının Türkiye açısından yalnızca ülke içi ulaşımı sağlayan bir altyapı unsuru değil, ülkeyi küresel ticaret ağlarına bağlayan stratejik bir ulaşım aracı olduğunu ifade etti. Kurt, TCDD'nin de sürecin merkezinde yer alan stratejik bir aktör olduğunu belirterek, kurumun misyonunu sadece tren işletmekle sınırlı görmediklerini, uluslararası koridorların Türkiye içindeki omurgasını kurmak, modernize etmek ve işletilebilir hale getirmek olduğunu dile getirdi. Bu çerçevede demiryolu yatırımlarını yalnızca kar-zarar hesabıyla değerlendirmenin eksik ve yanıltıcı bir bakış açısı olacağını vurgulayan Kurt, yük taşımacılığı açısından demiryolunun sanayi üretimini limanlara, sınır kapılarına ve lojistik merkezlere daha düşük maliyetle ve daha öngörülebilir biçimde bağlayan bir omurga işlevi gördüğünü belirtti. Bu durumun yalnızca taşımacılık sektörünü değil, aynı zamanda ihracatı, sanayi rekabetçiliğini ve bölgesel kalkınmayı da doğrudan etkilediğinin altını çizdi. Bir organize sanayi bölgesinin demiryoluna bağlanmasının, o bölgenin yatırım çekme kapasitesini artıran yapısal bir avantaj yarattığına dikkat çekti.
Hedef 2053: Türkiye'nin Lojistik Gücünde Kesintisiz Yükseliş
Genel Müdür Kurt, demiryollarının ekonomik kalkınmanın, lojistik gücün, çevresel sürdürülebilirliğin ve bölgesel bütünlüğün temel taşı olduğuna işaret ederek, TCDD olarak görevlerinin yalnızca hat yapmak ya da tren işletmek değil, Türkiye'nin 2035 ve 2053 hedeflerine hizmet eden, sürdürülebilir, güvenli ve entegre bir demiryolu sistemini hayata geçirmek olduğunu kaydetti. Bu devasa demiryolu hamlesi, Türkiye'nin sadece ulusal ulaşım altyapısını güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel ve küresel lojistik arenadaki konumunu da pekiştiriyor.
Türkiye, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenlerinde kesintisiz bir demiryolu ağıyla Avrupa'dan Asya'ya uzanan ticaret koridorlarının ana damarlarından biri olma hedefine emin adımlarla ilerliyor. 2035 ve 2053 hedefleri doğrultusunda planlanan yeni projeler ve mevcut hatların modernizasyonu, ülkeyi sadece bir transit geçiş noktası olmaktan çıkarıp, önemli bir lojistik merkez ve üretim üssü haline getirme potansiyeli taşıyor. Bu vizyon, demiryollarını sadece bir taşıma aracı değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin, sanayinin rekabet gücünün ve çevresel sürdürülebilirliğin temel lokomotifi olarak konumlandırıyor.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini belirten Kurt, 2026 yılının, birçok projenin tamamlandığı, kuzey-güney akslarındaki yeni projelerin yatırım sürecine alındığı ve yapımı devam eden projelerin çalışmalarının sürdürüldüğü kritik bir yıl olacağını vurguladı. Atılacak adımların, Türkiye'nin demiryolunu hem ulusal ulaşımın hem de bölgesel ve küresel lojistik ağların ana omurgası haline getirme hedefini daha da ileriye taşıyacağını sözlerine ekledi.