Basının Yarım Asırlık Direnişi ve Hakikat Yolculuğu: Duran'dan Kritik Mesajlar
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle başkent Ankara'da, basın dünyasının köklü tarihini ve günümüzdeki stratejik önemini odağına alan bir dizi etkinliğe imza attı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın titiz çalışmalarıyla hazırlanan "Gazeteciliğin Yolculuğu Fotoğraf Sergisi"nin açılışını gerçekleştiren Duran, daha sonra Cumhurbaşkanlığı muhabirleriyle özel bir sohbet toplantısında bir araya geldi. Bu önemli programlar, gazeteciliğin güncel etik sorumluluklarını, fedakarlıklarını ve Türk basın tarihindeki derin izlerini kamuoyunun gündemine güçlü bir şekilde taşıdı.
10 Ocak Ruhu: Mesleki Onurun Doğuşu ve Basın Tarihinde Bir Direniş Destanı
Basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, gazetecilik mesleğinin varoluşundan itibaren kamuoyunun doğru bilgiye erişimindeki en temel ve vazgeçilmez dinamik olduğunu bir kez daha vurguladı. Ancak 10 Ocak, sıradan bir kutlama gününün ötesinde, Türk basın tarihinin en çarpıcı dönüm noktalarından birini simgeler. 1961 yılında yürürlüğe giren ve gazetecilere önemli sosyal ve ekonomik haklar getiren 212 sayılı "Basın İş Kanunu"'na karşı, dönemin gazete sahiplerinin aldığı boykot kararı, basın emekçilerini hak arayışına itmişti. Bu tarihte gazeteciler, haklarına sahip çıkmak için greve giderek mesleki onurun ve gazetecilik ruhunun ne denli vazgeçilmez olduğunu tüm Türkiye'ye göstermiş, çalışan gazetecilerin güvencesini pekiştirmişti. Bu direniş, gazetecilik mesleğinin sadece haber aktarıcılığından ibaret olmadığını, aynı zamanda hakları ve bağımsızlığı için mücadele etme azminin bir göstergesi olduğunu kanıtlamıştır. Yürürlüğe giren bu kanun, Türk basın tarihinde basın emekçilerinin haklarını güvence altına alan bir dönüm noktası olmuş ve mesleğin saygınlığını kalıcı olarak pekiştirmiştir.
Duran, bu kıymetli mesleğe ömrünü adayan gazetecilerin sadece sahadaki gelişmeleri aktarmakla kalmadıklarını, bizzat tarihin yazılışına tanıklık ederek önemli belgeler ürettiklerini ve toplumsal hafızayı canlı tuttuklarını ifade etti. Özellikle günün değişen fiziki, teknik, ekonomik ve politik şartlarına rağmen gazeteciliğin bu vazgeçilmez misyonunu kararlılıkla sürdürdüğüne dikkat çeken Duran, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için zor şartlarda büyük fedakarlık gösteren tüm basın emekçilerini tebrik ederek, görevi başında vefat eden gazetecileri rahmetle andı.
Tarihin Görsel Hafızası: "Gazeteciliğin Yolculuğu" Sergisi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Sergi Salonu'nda ziyaretçilere kapılarını açan "Gazeteciliğin Yolculuğu Fotoğraf Sergisi"nin, gazeteciliğin aslında tarih boyunca ortaya koyduğu önemi işaret eden, gösteren önemli bir aktivite olduğunu dile getiren Duran, serginin temel amacının gazeteciliğin tarihsel serüvenini görsel bir anlatımla sunmak, gelecek nesillere aktarmak ve basın emekçilerinin hafızalarda yer eden anlarını görünür kılmak olduğunu belirtti. Türkiye'nin siyasi ve toplumsal geçmişine de güçlü görsel tanıklık sunan sergi, basın tarihinin önemli anlarını belgeleyen fotoğraflarla adeta bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.
Sergide yer alan fotoğraflar, İletişim Başkanlığı ve Anadolu Ajansı (AA)'nın köklü arşivlerinden özenle derlenmiş, siyah beyaz ve renkli karelerden oluşuyor. Bu seçkinin temelini oluşturan arşiv, sadece Anadolu Ajansı'nın değil, aynı zamanda 1935 yılında kurulan Matbuat Umum Müdürlüğü'nün fotoğrafçılarının da titizlikle çalıştığı dönemlerden bize miras kalan, bugün sayısı 236 bini aşan son derece kıymetli bir bellek hazinesidir. Duran, bu arşivin içinden 1923-2024 yılları arasındaki gazetecilik faaliyetlerine ve Türkiye'nin siyasi hafızasına ışık tutan toplam 59 fotoğraf karesinden oluşan özel bir seçki yapıldığını vurguladı. Sözlerine, bu karelerin bize o dönemin Türkiye'sini anlattığını ve gazetecilik mesleğinin nasıl bir aşamadan geçtiğini çarpıcı bir şekilde sergilediğini ekledi.
Türk basın tarihini ve ülkenin siyasi geçmişini anlatan bu karelerin incelenmesi sırasında, Tasvir-i Efkar, Hakimiyet-i Milliye ve İleri Gazetesi gibi dönemin önemli yayın organlarına ait küpürler ile birlikte, o döneme ışık tutan önemli gazetecilerin fotoğrafları dikkat çekiyor. Sergideki küpürler, Türkiye tarihine dair önemli olayların manşetlere nasıl yansıdığını çarpıcı bir şekilde gözler önüne sererek, dönemin ruhunu ve basının olaylara bakış açısını aktarıyor. Sergi, böylece hem gazetecilik mesleğinin Türkiye'deki serüvenini hem de siyasi hayatın kritik dönemeçlerini bir arada sunuyor.
Cumhuriyet'ten Günümüze Liderler ve Basın: Tarihe Tanıklık Eden Kareler
Sergideki fotoğraflar, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gazetecilerle bir araya geldiği anlardan, Adnan Menderes'ten Turgut Özal'a, Necmettin Erbakan'dan Süleyman Demirel'e uzanan Türk siyasi hayatında iz bırakmış birçok liderin basın mensuplarıyla buluştuğu anlara tanıklık ediyor. Sergi açılışına katılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takip eden gazetecilere hitap eden Duran, Erdoğan'ın başbakanlığı döneminden bugüne gazetecilerle temaslarına ve usta foto muhabiri Ara Güler'in "insanı merkeze alan" eşsiz bakışına dair karelerin de bu seçkin koleksiyonda yer aldığını vurguladı. Duran, "Öyle inanıyorum ki bu muhabir arkadaşlarımızın Cumhurbaşkanımızın gayretlerini, çabalarını fotoğraflarken ortaya koydukları emek, yine tarihimizi gelecekte anlatacak çok önemli vesikalar olacak" sözleriyle bu emeğin paha biçilmez değerini vurguladı. Bu kareler, sadece tarihi anları değil, aynı zamanda siyasi liderlerin basınla olan ilişkisinin ve basının siyasi hayat üzerindeki etkisinin gelişimini de gözler önüne seriyor.
Dijital Çağın Yeni Sınavı: Dezenformasyona Karşı Hakikat Savunuculuğu
İletişim Başkanı Duran, konuşmasında gazetecilerin günümüzdeki profesyonel sorumluluklarının altını bir kez daha çizdi. Özellikle bilgi kirliliğinin, dezenformasyonun ve yapay zeka destekli içeriklerin hızla arttığı dijital çağda, doğru bilgiye erişimin giderek zorlaştığı bu dönemde basın özgürlüğünün etik değerlerle korunmasının ne denli hayati olduğunu vurguladı. Duran, "Bugün sahada, masada, dijital mecralarda iz sürerek ulaştığı doğru bilgiyi kamuoyunun istifadesine sunan gazetecilerimize şükranlarımı sunuyorum" diyerek sözlerini sürdürdü ve ekledi: "Her zaman için etik ve profesyonel kurallara göre hareket eden ve ömrünün önemli anlarını bu meslek uğrunda fedakarca ortaya koyan gazetecilerimiz, basın mensuplarımız vazgeçilmezdir."
Duran ayrıca, "Serginin geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kurmasını, özellikle genç kuşaklar için tanıklık bilincini ve hakikat sorumluluğunu güçlendirmesini temenni ediyorum" ifadeleriyle, bu tür kültürel etkinliklerin gazetecilik mesleğinin gelecek nesiller tarafından sahiplenilmesi ve etik değerlerin korunması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Medya analistleri de gazeteciliğin sadece haber aktarma işlevi görmekle kalmayıp, aynı zamanda kamusal denetim, farklı seslerin duyurulması ve toplumsal tartışmaların sağlıklı bir zeminde yürütülmesi için vazgeçilmez bir mekanizma olduğunu belirtiyor.
Geleceğin Güvencesi: Bilgi Kirliliğine Karşı Gazetecilik Misyonu
Dijitalleşmenin getirdiği yeni meydan okumalarla birlikte, gazeteciliğin "yolculuğu" hiç şüphesiz daha büyük zorluklarla ve sorumluluklarla devam edecek. Bilgiye erişimin kolaylaştığı ancak doğru bilginin ayırt edilmesinin zorlaştığı bir dönemde, gazetecilerin hakikat arayışındaki rolü her zamankinden daha kritik. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Anadolu Ajansı'nın bu tür kapsamlı sergilerle, mesleğin köklü geçmişini ve etik ilkelerini hatırlatma çabaları, özellikle genç iletişimcilere ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Duran'ın da altını çizdiği gibi, etik ve doğru bilgiye olan sarsılmaz bağlılık, bu mesleği her zaman ayakta tutacak ve vazgeçilmez kılacaktır. Gelecekte de gazeteciler, dijital dezenformasyonun ve algı operasyonlarının panzehiri olarak kamusal güvenin ve bilginin teminatı olmaya devam edecektir.
Serginin hazırlanmasında çok sayıda arkadaşının emeği geçtiğini, başta Anadolu Ajansı olmak üzere katkı sunan tüm kurumlara ve sergiyi hazırlayan çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Duran, bu tür etkinliklerin gazetecilik mesleğinin fedakarlık, sorumluluk ve etik değerler temelinde şekillenen yolculuğunu, basın emekçilerinin hafızalarda yer eden anlarını görünür kılarken, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal geçmişine de güçlü görsel tanıklık sunarak gelecek nesillere ışık tutmaya devam edeceğinin altını çizdi.