İçeriğe Atla

Erdoğan'dan 'Zincirleri Kırma' Vurgusu: Türkiye Yeni Döneme Giriyor

Erdoğan'dan 'Zincirleri Kırma' Vurgusu: Türkiye Yeni Döneme Giriyor 📰 Gündem
AI destekli
... 12 dk Kaynak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi (AKM)'nde düzenlenen 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni'nde yaptığı ufuk açıcı konuşmasında, Türkiye'nin dış politika, savunma sanayii, ekonomi ve kültür sanatta kendisine dayatılan "elbiseyi yırtıp attığını" ve zincirlerini parçaladığını güçlü bir vurguyla dile getirdi. Erdoğan'ın bu açıklaması, ülkenin çok yönlü bir bağımsızlık ve özgünleşme sürecine işaret ederken, sözlerine İstanbul'a olan derin sevgisini "Yedi tepe üstünde zamanın gergef işlediği Aziz İstanbul’umuzda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum" ifadeleriyle başladı. Bu güçlü duruş, Türkiye'nin uluslararası arenada ve iç dinamiklerinde yepyeni bir evreye adım attığının altını çizdi.

Türkiye'nin Bağımsızlık Yürüyüşü: Zincirleri Kırma Vurgusunun Arka Planı

Türkiye, tarih boyunca jeopolitik konumu ve kültürel zenginliğiyle daima önemli bir aktör olmuştur. Ancak Batı'dan Doğu'ya uzanan coğrafyaların kesişim noktasında yer alması, zaman zaman kendisine dayatılan kalıplarla mücadele etme zorunluluğunu da beraberinde getirmiştir. Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in kuruluşuna, çok partili hayata geçişten günümüze kadar her evrede bu bağımsızlık mücadelesi farklı şekillerde devam etmiştir. Örneğin, Soğuk Savaş dönemindeki dışa bağımlılıklar veya uluslararası örgütlerdeki bloklaşmalar, Ankara'nın tam bağımsızlık arayışını her daim canlı tutmuştur. Son yıllarda yaşanan küresel dönüşümler ve bölgesel krizler, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını merkeze alarak kendi yolunu çizme kararlılığını pekiştirmiştir. Erdoğan'ın "zincirleri kırma" vurgusu, bu yüzyıllık bağımsızlık yürüyüşünün hem tarihi köklerine bir atıf hem de "Türkiye Yüzyılı" vizyonuyla geleceğe yönelik iddialı bir manifestosu niteliğindedir. Bu vizyonun temelinde, Türk düşünce ve edebiyat dünyasının abide şahsiyetlerinden Necip Fazıl Kısakürek'in temsil ettiği vakar ve cesaret yatmaktadır. Üstada göre, hakim bir dava mahkum bir edayla anlatılamaz; zafere vasıl olmak ancak eza ve cefaya katlanmak, zorluk ve baskılara göğüs germek ve daima dik durmakla mümkündür. Bu ilkeler, Türkiye'nin bugün ortaya koyduğu kararlı duruşa ilham veren köklü bir düşünsel mirasın işaretleridir.

Necip Fazıl Mirası: Düşünce ve Aksiyonun İlham Veren Rotası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türk edebiyatı ve düşünce dünyasının "Şairler Sultanı, büyük mütefekkir, hak bildiği yolda gözünü budaktan sakınmayan büyük dava ve aksiyon adamı" olarak tanımladığı Üstat Necip Fazıl Kısakürek'i bir kez daha rahmetle yâd etti. Şiirden tiyatroya, hikayeden romana, tasavvuftan tenkit ve biyografi yazılarına kadar onlarca ciltlik eseriyle ardında büyük bir miras bırakan Üstadın fikir planındaki vakarına dikkat çekerek, "Allah ızdırabını çektirmediği şeyin nimetini vermez" sözünü hatırlattı. Üstadın, Müslümanı yüzünün her hattında tevhid kaleminden bir satır okunan kimse olarak gördüğünü vurgulayarak, onu yakından tanıyanların yüzündeki kırışıklıklarda adeta toprağı gördüğünü ve "topraktan geldik toprağa gideceğiz" sözünü anımsadığını belirtti. Fikrin ve mücadelenin önemini anlatan Erdoğan, Müslümanın fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü olmadığını, bir dost meclisinde "Efendim, fikri acizaneme göre..." diye söze başlayan muhatabına üstadın celalli bir çehreyle "Fikrin varsa aciz değilsin, acizsen fikir sahibi değilsin" diyerek mukabele ettiğini hatırlattı. Erdoğan, bu cümlenin Necip Fazıl’ın hayata, fikre, mücadeleye, sanat ve edebiyata bakış açısını göstermesi bakımından yeterli olduğunu vurguladı. Bu vesileyle 2023 senesinde dualarla son yolculuğuna uğurlanan üstadın en büyük oğlu Mehmet Kısakürek'i ve 2025 yılının şubat ayında vefat eden Hattatların Reisi Hasan Çelebi hocamızı da anarak, onlara Cenab-ı Mevla'dan rahmet diledi. Geçmiş yıllarda Necip Fazıl Ödülleri'ne layık görülen Nuri Pakdil, Teoman Duralı, Rasim Özdenören, Ahmet Özalp ve Nevzat Atlığ gibi kıymetli isimleri de unutmayan Erdoğan, bu şahsiyetlere Cenab-ı Mevla'dan rahmet dilerken, "inşallah daha nice yıllar boyunca hep minnetle, hep şükranla, hep kemal-i hürmetle yâd edileceklerini" ve Türkiye'nin kültürel birikimine sunduğu katkıların "gelecekte de bir fener misali yolumuzu, ufkumuzu ve zihnimizi aydınlatmaya devam edeceğini" belirterek, "Cümlesine rahmet olsun" temennisinde bulundu.

Kültür Sanatta Çığır Açan Gelenek: Necip Fazıl Ödülleri'nin Yükselişi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Memnuniyetle müşahede ettiğim bir hususu burada sizlerle paylaşmak istiyorum" diyerek, 2014'ten bu yana geleneksel olarak her yıl düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri'nin, bugün sanat ve düşünce dünyasında kanon oluşturucu bir nitelik kazandığını ve "tam da 12 yıl önce tahayyül ettiğimiz şekilde kültür, sanat ve fikir dünyamıza yeni bir pencere açtığını" ifade etti. Bu ödüllerin, "Türkiye'nin kültür sanat havzasını çoraklaştıran 'al gülüm ver gülüm'cü anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunduğunu" vurguladı. "İşte bugün burada olduğu gibi ödül sahiplerimizin birbirinden kıymetli eserleri, eşsiz güzelliklerle dolu medeniyet bahçemizi yeni ürünlerle, yeni çiçeklerle süslüyor. Üstelik bu eserler yeni nesillerin ve genç kalemlerin sıhhatli bir kültür sanat ikliminde yetişmesine de vesile oluyor" sözleriyle ödüllerin gençliğe etkisine değindi. İnsana dair hasletlerin hızla tükendiği, küreselleşmeyle birlikte kültürel yozlaşma ve kültürel çölleşmenin tüm dünyayı etkisi altına aldığı, dijital teknokültürün yol açtığı yön ve anlam krizine karşı genç nesiller için bir pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödülleri'ni bu bakımdan son derece kıymetli bulduğunu dile getirdi. Erdoğan, "Kuşkusuz Üstad Necip Fazıl’ı en iyi anlayanlar sanatkarlardır. Onun edebi mirasını tevarüs edenler de edipler ve sanatçılar olacaktır. Bu bakımdan Necip Fazıl Ödülleri’ni Türkiye'nin kültür, sanat ve edebiyat hayatının canlanması, kalitenin ödüllendirilmesi adına ben kıymetli buluyorum." ifadelerini de ekledi. "Sizler üstadın hayalini kurduğu gençliğin yolunu kaybetmemesi ve daima istikamet üzere olması için çok mühim bir misyonu yerine getiriyorsunuz. Rabbim hepinizden razı olsun, emeklerinizi inşallah hayra ve berekete tebdil eylesin diyorum" ifadelerini kullandı. "Son derece titiz bir değerlendirme süreciyle ödül sahiplerimizi belirleyen jüri üyelerimize" şükranlarını ileten Erdoğan, üstadın fikir ve sanat mirasına dört elle sarılıp bu sene de ödül törenini başarıyla tertipleyen Star Gazetesi'ni ve Kültür Bakanlığı'nı kutladı.

Küresel Vicdanın Sesi: Gazze'nin Feryadı ve Türkiye'nin Sarsılmaz Duruşu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadeleri, özellikle son yıllarda Türkiye'nin uluslararası arenadaki aktif ve bağımsız duruşunu pekiştiriyor. Ankara'nın bölgesel krizlerdeki arabuluculuk çabaları ve uluslararası ittifaklardaki pozisyonunu yeniden belirlemesi gibi adımların, bu "zincirleri kırma" söyleminin somut yansımaları olduğu belirtiliyor. Diplomatik kulislerde, Türkiye'nin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etme kararlılığının altı çiziliyor. Bu bağlamda, Fikir-Araştırma ödülünü alan Peren Birsaygılı Mut hanımefendinin, nabzı Filistin'le atan, Gazze'deki soykırımı kalemiyle kelamıyla kayıtlara geçiren, Filistinli şairleri ve yazarları Türk okuyucusuna tanıtarak sağlam ve sahici edebiyat köprüleri kurmasına vesile olan çalışmaları ödül töreninde ayrıca takdir edildi. Erdoğan, Mut'a emeklerinden ötürü teşekkür ediyor ve kendisini tebrik etti. Gazze'deki İsrail saldırılarında şehit edilen 71 binden fazla Filistinli kardeşimizin anısına yapılan vurgular, Türkiye'nin insanlık vicdanına dokunan küresel meselelerdeki duruşunu bir kez daha ortaya koydu. Erdoğan, bu vesileyle şehitlere Allah'tan rahmet, mekânlarının cennet olmasını diledi. Kışın soğuğunda, son derece kısıtlı imkanlarla hayata tutunmaya çalışan, şartlar ne olursa olsun direniş ve diriliş ruhunu koruyan tüm Filistin halkına dayanışma duygularını iletirken, "O çadırların içerisinde kışta, yağmurda, çamurda o 7’den 70’e o çocukların, annelerin halini ekranlarda izliyoruz değil mi?" sözleriyle yaşanan insani dramı yüreklere dokunan bir dille aktardı. Türkiye'nin konteyner ve insani yardım ulaştırma çabalarına rağmen, "Netanyahu denilen firavun zaten bu işlere asla ilgi duymaz ve bunu kabul etmiyorlar" sözleriyle uluslararası çabaların nasıl engellendiğine dikkat çekti. Erdoğan, "Hesapların üzerinde bir hesap var. Bunun da vakti, saati inşallah gelecek. Ayet-i kerimede Rabbimiz “Ve mekerû ve mekerallâh, vallâhu hayrul mâkirîn” buyuruyor." diyerek inanç ve direnç mesajı verdi.

Savunma, Ekonomi ve Milli Kimlik: Tam Bağımsızlık Yolunda Stratejik Hamleler

Savunma sanayiinde yerlileşme oranının artırılması ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması, Erdoğan'ın bu vurgusunun en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. İnsansız hava araçları ve yerli savunma sistemleri gibi alanlarda kaydedilen ilerlemeler, Türkiye'nin güvenlik kapasitesini önemli ölçüde güçlendirdi. Ekonomi cephesinde ise, yeni modele geçiş ve bölgesel ticaret ilişkilerini çeşitlendirme hamleleri, geleneksel iktisadi anlayışa meydan okuyan bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu adımlar, yalnızca küresel dalgalanmalar karşısında Türkiye ekonomisini daha dirençli hale getirme potansiyeli taşımakla kalmıyor, aynı zamanda ülkenin kritik sektörlerde tam bağımsızlığını sağlama hedefine de hizmet ediyor. Ekonomi uzmanları, bu stratejik hamlelerin "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda ülkenin küresel ekonomideki konumunu pekiştireceğini ve bağımsız bir oyuncu olarak öne çıkmasını sağlayacağını ifade ediyor. Bu hamleler, aynı zamanda kültürel ve siyasi bağımsızlık arayışının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor ve Türkiye'nin gelecekteki uluslararası konumunu pekiştirecek adımlar olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Yüzyılı'nın Mimarı: Necip Fazıl'ın Emaneti Gençlik

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültür ve sanat alanındaki açıklamalarda da, Türkiye'nin kendi değerleri ve tarihsel derinliğiyle barışık, özgün bir kimlik inşa etmesi gerektiğini işaret etti. Bu yaklaşım, evrensel değerlerle entegre olurken, aynı zamanda milli ve yerel unsurları ön plana çıkaran bir kültürel kalkınma vizyonunu içeriyor. Sanat çevreleri, bu çağrının ülkenin kültürel üretiminde yeni bir ivme yaratabileceğini ve kendi öz kaynaklarına dönüşün önemini vurguluyor. Erdoğan, "Şiirlerini estetikle, fizik ve metafizikle, ince bir işçilikle süsleyen Necip Fazıl; tefekkürü ise sanatının hem kalesi hem de temeli haline getirmiştir. Türk şiirinin zirve bir şairi olarak Üstadın sesi kendinden öncekilerden farklıdır. Mısraları asırlık çilelerin yükünü taşır ve kendi zamanını da aşarak geleceğe uzanır" sözleriyle üstadın sanatsal derinliğini aktardı. İnsana dair hasletlerin hızla tükendiği bir çağda, kültürel çölleşme ve dijital teknokültürün yol açtığı yön ve anlam krizine karşı gençlerin sıhhatli bir kültür sanat ikliminde yetişmesine vesile olan Necip Fazıl Ödülleri’ni bu bakımdan son derece kıymetli bulduğunu belirtti. Bu ödüllerin, "kültür, sanat ve edebiyat hayatının canlanması, kalitenin ödüllendirilmesi" adına da önemli olduğunu ekledi. Konuşmasında Necip Fazıl'ın fikir ve dava bilincinin, Müslümanın "fikir planında acziyete düşmesine asla tahammülü olmadığını" belirten Erdoğan, bir dost meclisinde "Efendim, fikri acizaneme göre..." diye söze başlayan muhatabına üstadın celalli bir çehreyle "Fikrin varsa aciz değilsin, acizsen fikir sahibi değilsin" diyerek mukabele ettiğini hatırlattı. Üstadın hakikate ulaşma arayışını "Allah’a hakikatten yola çıkmak meşakkat, Allah’tan yola çıkıp varılan şey hakikat" sözleriyle özetleyen Erdoğan, Üstadın Sakarya şiirini ithaf ettiği aşk, vecd ve iman gençliğinin de bu şuurla büyüyüp yetiştiğini ve "Anadolu’nun dört bir yanında kök salmıştır" sözleriyle Türkiye geneline yayıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üstat ile tanışma şerefine nail olmuş, onun takdir ve taltifine mazhar olmuş bir kardeşiniz olarak", Necip Fazıl’ın şahsının yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi. Erdoğan, kendi neslinin "onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesinin nasıl verildiğini Necip Fazıl'dan öğrendiğini" vurgulayarak, "Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik" dedi. Şair Mehmet Emin Yurdakul'un "Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir" sözünü hatırlatan Erdoğan, merhum Necip Fazıl'ın milleti için, inandığı değerleri ve davası için tahkikata uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmediğini belirtti. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl’ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemediğini ifade eden Erdoğan, üstadın "Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir" sözünü anarak, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele ettiğini söyledi.

Erdoğan, Necip Fazıl'ın bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde gençliğe istikamet çizdiğini, özgüven aşıladığını ve tarih ve benlik şuuru kazandırdığını vurguladı. Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealinin, genç gönüllere gergef misali işlendiğini ve bugün meyveye durduğunu söyledi. Bu gençliğin, "Türkiye Yüzyılı" ülküsüne omuz veren, ülkenin yarınlarını inşa eden, savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak "Kim var?" diye sorulduğunda sağına soluna bakınmadan "Ben varım" diye kükreyecek bir gençlik işte tam da burada olduğunu belirtti. Bu gençliğin, şuurlu, eğitimli, vizyonlu, donanımlı; vatanına, bayrağına, ülkesine, milletine, tarihine, kimliğine, özüne aşkla bağlı, mazlum ve mağdurların yükünü omuzlayan, sonsuzun fethine çıkan bir nesil olduğunu ifade etti. Üstadın mahkeme anısını da paylaşan Erdoğan, "Bir keresinde, şimdi hatırlıyorum; Üstat mahkemeye çıkıyor. Mahkemeye çıktığında da tabii hakimler kendisini çok iyi tanıyorlar, sürekli karşısında. 'Artık bıktık senden' diyorlar. Üstadın verdiği cevap çok enteresan: 'Siz burada hakim, ben de burada yolcu olduğum sürece ben buraya daha çok uğrarım' diyor. Üstat bu. Onun için de unutmayın; bizler bu yolda yolcu oldukça, birileri de hancı oldukça biz bu hana daha çok uğrarız" ifadesiyle mücadelesinin sürekliliğine atıfta bulunarak, bu gençliğin de aynı kararlılıkla yürüyeceğine inancını pekiştirdi. Erdoğan, "Rabbim, Üstadın dava sancağını yere düşürmeyen bu gençlikten razı olsun. Onların ayağına taş değdirmesin. Bizleri de bu gençlikle yol yürümeye, bu gençliğin önündeki engelleri bertaraf etmeye inşallah memur ve mezun eylesin" diyerek gençliğe olan inancını ve duasını dile getirdi.

Yaratıcı Ruhlar Ödüllendirildi: 12. Necip Fazıl Ödülleri Sahipleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl sekiz ayrı kategoride dokuz kıymetli isme verilen ödüllerle "içinde bulunduğumuz çağın tükenmeye yüz tutan fikir ve sanat madenine eserleriyle yeni damarlar açan" sanatçıları tebrik ettiğini belirterek, "Ödüllerini takdim edeceğimiz yazarlarımızı, şairlerimizi, sanatçılarımızı şahsım ve milletim adına ayrı ayrı tebrik ediyorum. İçinde bulunduğumuz çağın tükenmeye yüz tutan fikir ve sanat madenine eserleriyle yeni damarlar açan siz kardeşlerime teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ödül sahipleri arasında yer alan isimler ve eserleri, Türkiye'nin kültürel çeşitliliğini ve zenginliğini gözler önüne serdi:

  • Şiir Ödülü: Celal Fedai. Şiirlerinin yanı sıra eleştiri ve poetika yazılarıyla edebiyatımızın kök metinlerinden güç alarak geleneksel olanı dönüştüren, yerleşik kabulleri sorgulayıp dünyaya yeni ve etkileyici bir perspektifle bakan Celal Fedai kardeşimizi tebrik ediyorum.
  • Hikaye-Roman Ödülü: Tarık Tufan. Gündelik hayatın hüznünü, inceliğini, kırılganlığını eserlerine özenle taşıyarak bugünün nabzını tutan, özgün anlatım teknikleriyle kurguladığı romanları geniş ve nitelikli bir okur kitlesine ulaşan Tarık Tufan'ı yürekten kutluyorum.
  • Fikir-Araştırma Ödülü: Peren Birsaygılı Mut. Nabzı Filistin'le atan, Gazze'de soykırımı kalemiyle kelamıyla kayıtlara geçiren, Filistinli şairleri ve yazarları Türk okuyucusuna tanıtarak sağlam ve sahici edebiyat köprülerinin kurulmasına vesile olan Peren Birsaygılı Mut hocamıza emeklerinden ötürü teşekkür ediyor, kendisini tebrik ediyorum.
  • İlk Eserler Ödülü: Merve Uygun ve Hasan Bozdaş. Öykülerinde gerçeklik zemininden kopmadan okura masalsı bir atmosfer sunan Merve Uygun'u ve şiirlerinde insanın madde olmayan kısmını adeta kanaviçe gibi işleyerek gönüllere dokunan Hasan Bozdaş'ı kutluyor, edebiyat ve düşünce yolculuklarında her iki isme de başarılar diliyorum.
  • Çocuk Edebiyatı Ödülü: Ayşe Sevim. Çocuklara ve gençlere edebiyatın göz hizasından bakan, didaktik olmayan bir dille hayallerden bahçeler kuran, değerlerimizi harf harf kelime kelime evlatlarımıza aktaran Ayşe Sevim kardeşimizi tebrik ediyorum.
  • Uluslararası Kültür Sanat Ödülü: Dia el-Azzavi. Görsel sanatın modern imkanlarıyla kendi coğrafyasının derin acılarını, renkli ayrıntılarını, doğunun zengin birikiminden beslenerek anıtlaştıran Dia el-Azzavi'yi canıgönülden tebrik ediyorum.
  • Müzik Ödülü: Bayram Bilge Tokel. Yahya Kemal'in "Musiki bizim romanımızdır" tespitini ve Tanpınar’ın "Türküler bizim romanımızdır" yorumunu hatırlatan Erdoğan, milli varlığımızın, hislerimizin ve hayata bakışımızın hazinesi olan türküleri; gerek icrasıyla gerekse teorik yazılarıyla yaşayan ve yaşatan Bayram Bilge Tokel kardeşimizi yürekten tebrik ediyorum.
  • Saygı Ödülü: Hasan Aycın. Çizgileriyle konuşan, çizgileriyle anlatan ve dünyaya çizgileriyle bakan Hasan Aycın hocamıza tevcih ediyoruz. Dünya standartlarını aşarak kendine özgü bir çizgi dili geliştiren, kalemini insani olan her değere ve insanlığın vicdan sızısına adayan büyük usta Hasan Aycın'ı tebrik ediyorum. Hasan Aycın hocamızla birlikte Necip Fazıl ödüllerine layık görülen tüm kültür, sanat ve edebiyat erbabımızı bir kez daha ayrı ayrı kutluyorum.

Aydınlanma ve Özgünlük: Yeni Bir Fikir İkliminin Şafağı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda "Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye; dış politikada, savunma sanayiinde ve ekonomide olduğu gibi kültür-sanatta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi, hamdolsun, orada da yırtıp atıyor" ifadeleriyle Türkiye'nin kültürel bağımsızlık sürecini bir kez daha vurguladı. On yıllar boyunca "ideolojik kabile üyeleri dışındaki kimseye nefes aldırmayanların", kendilerini okumuş, aydınlanmış ve ilerici görüp diğer herkesi cahillikle itham edenlerin devrinin fikir hayatında son bulduğunu, Batı’nın Türkiye'deki distribütörlerinin yerini artık ayakları bu topraklara basanların aldığını belirten Cumhurbaşkanı, bu durumu ülkenin aydınlık geleceği adına çok önemsediğini ve yarın her alanda daha iyi yerlerde olunacağına yürekten inandığını söyledi. Bu yeni kültürel dirilişin, Türkiye'nin evrensel değerlerle kendi öz kaynaklarını harmanlayarak dünya çapında özgün bir ses ve kimlik inşa etmesine zemin hazırlayacağı öngörülüyor. Erdoğan, "Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin" temennisinde bulunarak, programda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Merhum Necip Fazıl Kısakürek'i bir kez daha rahmetle, minnetle, özlemle anımsadı ve onun hatırasını yaşattığı için Star Gazetesi'ne şükranlarını sundu.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda