Gazze Şeridi'nde katil İsrail güçlerinin ateşkes ihlalleri şiddetlenerek sürerken, Birleşik Devletler'in bölge için ortaya attığı "ikinci aşama" planı uluslararası kamuoyunda ve siyaset çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Güvenlik odaklı bu geçiş planı, Filistin halkının siyasi temsilini ve egemenlik haklarını muğlak bırakması nedeniyle uzmanlarca ciddi eleştirilere maruz kalıyor.
ABD Planının Perde Arkası: Güvenlik mi, Siyaset mi?
Washington'dan gelen "ikinci aşama" söylemi, İsrail'in bölgedeki güvenlik endişelerini gidermeyi hedeflese de, Filistinlilerin kendi gelecekleri üzerindeki karar alma yetkisini ve uluslararası hukuktan doğan haklarını yeterince güvence altına almadığı yönünde endişeleri beraberinde getiriyor. Bölgeyi yakından takip eden diplomatik kaynaklar, bu planın detaylarında Filistin'in siyasi bütünlüğüne dair net bir yol haritasının eksikliğine dikkat çekiyor.
Kalıcı Çözüm Yerine 'Ertelenmiş Kriz' Tehlikesi
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Ortadoğu analistleri ve uluslararası hukuk uzmanları, Filistin halkının meşru temsilcilerinin sürece dahil edilmediği ve egemenlik meselesinin çözüme kavuşturulmadığı hiçbir adımın kalıcı barış getirmeyeceğinin altını çiziyor. Birleşmiş Milletler nezdindeki eski bir diplomat, "Temsil ve egemenlik gibi temel başlıklar netleşmeden atılacak her adım, kalıcı bir çözüm olmaktan çok, mevcut krizi ertelemekten başka bir işe yaramayacaktır," yorumunda bulunarak planın uzun vadeli risklerine işaret etti.
Gazze'deki insani kriz derinleşirken, bölgenin geleceğini şekillendirecek adımların, tüm tarafların adil temsilini ve uluslararası hukuka uygunluğu gözetmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, yeni bir gerilim dalgasının an meselesi olabileceği belirtiliyor.