Gazze'de Kışın Ölümcül Yüzü: Yedi Günlük Bir Bebeğin Donarak Bitirdiği Hayat
Filistin resmi haber ajansının aktardığı yürek burkan bilgilere göre, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan Deyr el-Belah kentinde henüz yedi günlük masum bir bebek, dondurucu soğuklara dayanamayarak hayata gözlerini yumdu. Bu acı verici olay, onyıllardır süren ve son aylarda şiddetini katlayarak artan İsrail ablukası altındaki Gazze'de, ağır kış koşullarının yol açtığı insani dramın en trajik ve savunmasız yüzünü tüm dünyaya bir kez daha haykırdı. Minik bedeni soğuğa yenik düşen bu can, abluka altındaki coğrafyada insani durumun ne denli vahim bir seviyeye ulaştığını ve çaresizliği gözler önüne seren derin bir trajedi olarak kayıtlara geçti.
Ablukanın Gölgesinde Derinleşen Tarihi Yıkım
Akdeniz'in bu dar şeridi, 2007 yılından bu yana tam teşekküllü bir kuşatma altında, adeta dünyanın en büyük açık hava hapishanelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Yıllardır süregelen bu sıkı abluka, bölge halkının temel yaşam malzemelerine erişimini kısıtlamış, altyapıyı çökertmiş ve kronik kaynak sıkıntısıyla boğuşmasına neden olmuştur. Bölgede yaşanan ardışık operasyonlar ve çatışma döngüleri, zaten kırılgan olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırarak, Gazze'yi her geçen gün daha da izole etmiştir. Uluslararası toplumdan gelen tüm uyarılara rağmen kalıcı bir çözüm üretilemezken, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan yoğun çatışmalar ve aralıksız bombardımanlar, mevcut insani krizi topyekûn bir felakete dönüştürdü. Halihazırda kırılgan olan sağlık sistemi tamamen çökmüş, barınma imkanları yok olmuş ve halk, kışın en acımasız yüzüyle baş başa kalmıştır. YeniTürk Haber Merkezi olarak edindiğimiz bilgiler, bu trajedinin boyutlarını ürkütücü bir şekilde ortaya koyuyor.
Rakamların Soğuk Gerçeği: Donan Bedenler ve Çadır Kentlerin Çaresizliği
Bölgede etkili olan şiddetli soğuk hava dalgası, masum canları almaya devam ediyor. Tıbbi kaynaklardan alınan son bilgilere göre, son dönemde yaşanan ve büyük bölümünü yeni doğan bebekler ile küçük çocukların oluşturduğu donma bağlantılı ölümlerin sayısı 15'i aşmış durumda. Bu rakam, Gazze'deki sağlık altyapısının çöküşünü, ısınma imkanlarının yokluğunu ve en savunmasız nüfusun kış koşulları karşısındaki çaresizliğini gözler önüne seriyor.
7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalar ve yoğun bombardımanlar nedeniyle Gazze Şeridi'nde yüz binlerce Filistinli, evlerini terk ederek güneye veya daha güvenli olduğu düşünülen bölgelere sığınmak zorunda kaldı. Ancak bu zorunlu göç dalgası, altyapı yetersizlikleri ve devam eden abluka nedeniyle yeni yaşam alanlarında dahi temel ihtiyaçlara erişimi imkansız kıldı. Yerlerinden edilenlerin büyük bir kısmı, şiddetli yağış ve fırtına nedeniyle sık sık kullanılamaz hale gelen, dondurucu soğuklara karşı korumasız ve yetersiz derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Bu derme çatma barınaklar, kışın acımasız koşullarına karşı hiçbir koruma sağlamazken, içeride yaşayan on binlerce kişi için ölümcül riskler barındırıyor. Özellikle küçük bedenlerin soğuğa karşı dirençsiz kalarak hayatını kaybetmesi, insani yardım kuruluşlarını ve doktorları acil önlem almaya çağırıyor.
Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden sıkı abluka, halkın temel ihtiyaç maddelerine ve insani yardımlara erişimini bilinçli olarak kısıtlamayı sürdürüyor. Yetkililer, halkın gıda, ilaç, tıbbi malzeme, yakıt ve barınma ekipmanları gibi hayati öneme sahip malzemelere erişemediğine dikkat çekiyor. Yakıt girişinin engellenmesi, ısınma imkanlarının tamamen ortadan kalkmasına neden olurken, sık yaşanan elektrik kesintileri durumu daha da ağırlaştırıyor. Barınma ve sağlık hizmetlerindeki ciddi yetersizlikler, fırtınalı, yağışlı ve dondurucu soğuk havanın etkisini artırarak bebekler, çocuklar ve hastalar açısından hayati risk oluşturuyor.
Vaatler Tutulmazken, Uluslararası Vicdan Nerede?
Bölgedeki insani krizin bu denli derinleşmesinde, 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından yaşanan gelişmelerin de etkisi büyük. Anlaşmaya rağmen İsrail'in yardım girişlerini kısıtlamaya devam etmesi ve anlaşmada yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemesi, Gazze'deki insani durumun gözle görülür bir iyileşme göstermesini engelledi. Özellikle gıda, ilaç, tıbbi malzeme, yakıt ve barınma ekipmanlarının girişine getirilen sınırlamalar, krizin kalıcı hale gelmesine ve her geçen gün daha fazla masum canın kaybedilmesine yol açıyor.
Uluslararası yardım kuruluşları temsilcileri, Gazze'deki durumu "kabul edilemez bir insani felaket" olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler raporları on binlerce kişinin yerinden edildiğini ve derme çatma çadırlarda veya yıkılmış binalarda yaşam mücadelesi verdiğini ortaya koyuyor. Bu koşullar altında kışın gelmesiyle solunum yolu enfeksiyonları ve hipotermi vakalarında korkutucu bir artış yaşanıyor. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve doktorlar, bebek ve çocuk ölümlerinin önüne geçmek için uluslararası topluma yönelik acil yardım çağrılarını umutsuzca yineliyor. Acilen yakıt, ilaç ve ısınma malzemelerinin Gazze'ye kesintisiz ulaştırılması gerektiğinin altını çizen uzmanlar, "Eğer insani koridorlar bir an önce açılmaz ve yardımlar kesintisiz sağlanmazsa, benzer trajedilerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır" uyarısında bulunuyor. Dünyanın bu acı tabloya karşı sergilediği sessizlik ve yetersiz tepkiler, insanlık değerleri açısından büyük bir sınav teşkil etmektedir.
Geleceğin Gölgeleri: Salgınlar, Kronikleşen Felaket ve Kalıcı Çözüm Çağrısı
Mevcut durumun devam etmesi halinde Gazze Şeridi'nde sadece kış koşullarının değil, aynı zamanda kronik hastalıkların yayılması, yeni salgın risklerinin ortaya çıkması ve yetersiz beslenmeye bağlı gelişim sorunlarının artması gibi çok daha geniş çaplı insani krizlerin tetikleneceği öngörülüyor. Özellikle çocuklar için uzun vadeli fiziksel ve zihinsel gelişim sorunları kaçınılmaz hale gelebilir. Sağlık altyapısının tamamen çöküşün eşiğinde olması ve tıbbi malzeme tedarikindeki aksaklıklar, basit rahatsızlıkların bile ölümcül sonuçlar doğurmasına yol açabilir. Bu tablo, uluslararası toplumun Gazze'ye yönelik sorumluluğunu daha da artırıyor. Sadece acil insani yardımların hızlandırılması değil, aynı zamanda ablukanın tamamen kaldırılması ve bölgenin yeniden inşası için kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretilmesi, bu insani felaketin önlenmesinde hayati önem taşıyor. Sürdürülebilir barış ve insan onuruna yakışır yaşam koşullarının sağlanması, Gazze'nin geleceği için tek çare olarak öne çıkıyor.