Gazze'nin Devasa Yıkımı: Bir İnsanlık Dramı
İsrail'in, yaklaşık 22 aydır sürdürdüğü Gazze katliamı, derin izler bırakmaya devam ediyor. Türk televizyonlarında ilk kez görüntülenen bu yıkım, TRT Haber tarafından havadan görüntülendi ve bölgedeki durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi. Gazze, geçtiğimiz günlerde, yaklaşık 62 bin Filistinlinin kaybolmasıyla adeta devasa bir enkaza dönüştü. Taş üstünde taş kalmayan bölge, yalnızca Filistin için değil, uluslararası düzeyde insanlığın utanç kaynağı durumuna gelmiştir.
Devam Eden Saldırılar ve İnsani Felaket
İsrail ordusu, 19 Ocak'ta varılan ateşkesi bozarak, 18 Mart'tan bu yana Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 10 bin 251 Filistinliyi hayatını kaybettirmiş, 42 bin 865 kişi yaralanmıştır. Böyle bir yıkım karşısında, Gazze'deki gelişmelerin insani boyutunu anlamak bir hayati önem taşımaktadır. İsrail ordusunun kıtlık dayatması, bölgedeki yaşamı daha da zorlaştırmaktadır. Gerçekler acıdır: Gazze'de açlık nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 106'sı çocuk olmak üzere 239'a yükselmiştir.
Yardımlara Yönelik Sistematik Saldırılar
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, yalnızca fiziksel bir yıkım yaratmakla sınırlı kalmamaktadır. 7 Ekim 2023'te başlayan saldırılardan bu yana, hayatını kaybedenlerin sayısı 61 bin 776'ya ulaşmışken, yaralı sayısı ise 154 bin 906 olarak kaydedilmiştir. Ancak bu veriler, sadece sayıların ötesinde, bir insani felaketin büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Filistinlileri hedef alan saldırılar, yardım dağıtım noktalarına da yönelmiştir; 27 Mayıs'tan bu yana, sözde yardım dağıtım alanında 1881 kişi katledilmiş, 13 bin 863 kişi yaralanmıştır.
İnsani Krizin Derinleşmesi
İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki kuşatması, bölgedeki temel ihtiyaçların karşılanmasını imkansız hale getirmiştir. Su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemeleri bulmak gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Gazze'deki nüfus, yaklaşık 2,3 milyon iken, İsrail saldırıları ve sürgün emirleriyle yerinden edilenlerin sayısı 2 milyona ulaşmıştır. Bu gerçekler, Filistinlilerin insanlık dramını gözler önüne sererken, açlık ve hastalık tehditleri de artmaktadır.
Temel İhtiyaçların Yokluğu ve Sığınma Durumu
Yerinden edilen Filistinliler, derme çatma çadırlarda veya aşırı kalabalık okullarda, hijyen malzemelerinin eksikliğinde hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bulaşıcı hastalıkların yayılması da bu durumda kaçınılmaz hale gelmiştir. Okul ortamlarının sağlıksız olması, özellikle çocuklar arasında sağlık sorunlarının artmasına yol açmaktadır. Son 24 saatte, açlık nedeniyle 5 Filistinlinin daha yaşamını yitirmesiyle, toplamdaki açlık krizinin boyutu 96'sı çocuk olmak üzere 193'e ulaşmıştır.
Uluslararası Tepkiler ve İleriye Dönük Analiz
Uluslararası kamuoyu, özellikle sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucuları, bu duruma kayıtsız kalmamaktadır. Yerel ve uluslararası çevreler, İsrail'in açlığı ve susuzluğu birer silah olarak kullandığını belirtirken, bölgedeki insani kriz de her geçen gün daha çarpıcı hale gelmektedir. Gazze'deki insanlar, insani yardım beklerken, İsrail ordusu hayatlarını daha da zorlaştıracak saldırılar düzenlemeye devam etmektedir.
Önümüzdeki dönemde, bu yıkımın yarattığı sosyo-ekonomik etkiler, yalnızca Gazze için değil, tüm Orta Doğu için önemli sonuçlar doğurabilir. Ekonomik ve sosyal dokunun bu denli sarsılması, bölgedeki istikrarı tehdit edecek ve daha fazla çatışmaya yol açabilecektir. İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı, sağlıklı yaşam alanından yoksun bırakıldığı bir ortamda, genç nesillerin geleceği de tehlikeye girmektedir. Bu durum, bölgede sadece bir insani kriz değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olarak da ortaya çıkabilir.
Sonuç
Gazze'de yaşananlar, yalnızca bir coğrafyayı değil, insanlığı ilgilendiriyor. Bu derin insanlık dramı, tüm dünya tarafından görülmeyi bekliyor. Göz ardı edilen bir gerçek, halen enkaz altında binlerce insanın bulunduğudur. Bu vicdani sorunu çözmek için uluslararası toplumun harekete geçmesi ve insani yardımların bir an önce ulaşmasını sağlaması gerekmektedir. Bu savaşın sona ermesi ve barışın sağlanması, yalnızca Filistin için değil, tüm dünya için bir zorunluluktur.
Haber: Mücahit Aydemir
Kamera: Osman Eken