İçeriğe Atla

İran'dan ABD'ye Uyarı: Saldırı Halinde İsrail ve Üsler Hedefte

İran'dan ABD'ye Uyarı: Saldırı Halinde İsrail ve Üsler Hedefte 📰 Gündem
AI destekli
... 3 dk Kaynak

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkedeki son gelişmeler ve artan sokak gösterilerini değerlendirdiği meclis konuşmasında, ABD'ye sert bir uyarıda bulundu. Kalibaf, Washington'ın olası bir askeri saldırı düzenlemesi halinde hem İsrail'in hem de bölgedeki ABD askeri ve denizcilik merkezlerinin Tahran için meşru hedef haline geleceğini açıkladı. Bu keskin mesaj, Orta Doğu'daki gerilimi bir kez daha tırmandırarak bölgesel ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu.

Tahran'ın Mesajı ve İç Siyasi Bağlam

Kalibaf'ın açıklaması, Tahran'ın stratejik duruşunu net bir şekilde ortaya koyarken, Washington ve Tel Aviv'e yönelik doğrudan bir mesaj olarak algılandı. Meclis Başkanı, ABD ve İsrail'in ülkelerindeki rejim muhalifi göstericileri desteklediğine işaret ederek, "Düşmanlar, 12 gün savaşında ülke içi teröristleri harekete geçirmeyi planlamışlar ama başarılı olamamışlardı. Şimdi, ülke içi teröristleri harekete geçirdiler. Teröristlerle savaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, konuşma sırasında bazı milletvekillerinin ABD karşıtı sloganlar atmasıyla daha da pekişti.

İranlı yetkililer, ülkenin savunma kapasitesine vurgu yaparak, herhangi bir dış müdahaleye karşı misilleme yapma kararlılığını sıkça dile getiriyor. Bölgesel güvenlik analistleri, bu tür tehditlerin genellikle diplomatik baskıyı artırma ve caydırıcılık sağlama amacı taşıdığını belirtiyor. Ancak uzmanlar, halihazırda oldukça kırılgan olan Orta Doğu dengelerinin bu tür açıklamalarla daha da hassaslaştığına dikkat çekiyor.

Protestoların Gölgesinde Yükselen Tansiyon

İran'da son dönemde yaşanan iç karışıklıklar, Kalibaf'ın bu sert çıkışının arka planını oluşturuyor. Ülkede 28 Aralık 2025 tarihinde yerel para biriminin döviz karşısındaki yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Büyük Çarşı'da esnafın başlattığı protestolar, kısa sürede ülkenin birçok kentine yayıldı. Özellikle 8 Ocak'ta Tahran'da şiddetlenen olaylar sırasında protestocular arasındaki gruplar tarafından çok sayıda otobüs ve ambulansın yanı sıra, 24 ev, 25 cami, 2 hastane ve 26 bankanın da aralarında bulunduğu kamu binaları kundaklanıp tahrip edildiği açıklandı.

Protestolara ilişkin resmi bir ölü ya da yaralı sayısı açıklanmazken, İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 10 Ocak'ta yayımladığı raporda, gösterilerin 14. gününde 37'si emniyet görevlisi ve 4'ü sağlık çalışanı olmak üzere 116 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 bin 600'ü aşkın kişinin yaralandığını ve 2 bin 638 kişinin de gözaltına alındığını duyurdu. Tahran yönetimi, olaylar sırasında internet erişimini engelleyerek bilgi akışını kısıtlamaya çalışırken, ülke içinde ve Avrupa’daki bazı İran Büyükelçilikleri önünde rejim karşıtı gösteriler devam ediyor.

Washington'dan Gelen Geçmiş Uyarılar ve Karşılıklı Tehditler

İran ile ABD arasındaki gerilim, yıllardır süregelen nükleer anlaşma müzakereleri, bölgedeki vekalet savaşları ve karşılıklı suçlamalarla derinleşiyor. Bu gerilim, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 9 Ocak'ta yaptığı açıklamalarla daha da belirginleşmişti. Trump o dönemde, İran'daki gösterileri yakından takip ettiklerini vurgulayarak, "İranlı liderlere şunu söylüyorum, ateş açmasanız iyi olur, çünkü biz de ateş etmeye başlarız" ifadelerini kullanmıştı. İsrail'in son dönemde İran'ın nükleer programına yönelik tutumu ve bölgedeki askeri faaliyetleri de bu gerilimin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Bölgesel İstikrarsızlık ve Gelecek Senaryoları

İran'ın iç karışıklıklar yaşadığı bir dönemde gelen bu sert uyarı, bölgedeki denklemleri daha da karmaşık hale getiriyor. Tahran'ın ABD ve İsrail'i içişlerine müdahaleyle suçlaması ve doğrudan askeri hedef göstermesi, gerilimin farklı bir boyuta taşındığını gösteriyor. Uzmanlar, hem iç siyasi baskıların hem de dış tehdit algısının İran yönetimini daha radikal adımlar atmaya itebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan barış ortamını daha da tehlikeye atarak, bölgesel çapta beklenmedik sonuçlara yol açabilecek potansiyel taşıyor.

Diplomatik kanalların açık tutulması ve tarafların itidalli davranması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, bu karşılıklı tehdit silsilesi, bölgenin istikrarını derinden sarsacak olaylara zemin hazırlayabilir.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda