İzmir'in Balçova ilçesi, 8 Eylül 2025 tarihinde Salih İşgören Polis Merkezi'ne düzenlenen ve Türkiye'yi derin bir yasa boğan terör saldırısıyla sarsıldı. DEAŞ terör örgütü üyesi E.B. tarafından pompalı tüfekle gerçekleştirilen bu menfur saldırıda 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ile polis memuru Hasan Akın olay yerinde şehit düştü. Ağır yaralanan polis memuru Ömer Amilağ ise 30 Eylül'de tedavi gördüğü hastanede şehadet mertebesine ulaştı. Kanlı eylemde ayrıca polis memuru Murat Dağlı ile bir sivil vatandaş da yaralanırken, saldırgan E.B. çıkan çatışmada yaralı olarak yakalandı.
Terörün Gölgesindeki Türkiye: Geçmişten Gelen Acı Tecrübeler
Türkiye, ne yazık ki uzun yıllardır farklı terör örgütlerinin hedefinde olan bir ülke konumunda. Özellikle DEAŞ'ın küresel çapta yaydığı şiddet ve kaos, Türkiye sınırları içerisinde de zaman zaman acımasız saldırılarla kendini gösterdi. Geçmişte Ankara, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde düzenlenen ve yüzlerce masum insanın hayatına mal olan terör eylemleri, güvenlik birimlerinin bu tehdide karşı amansız mücadelesini sürekli kıldı. İzmir Balçova'daki bu saldırı da, DEAŞ'ın özellikle gençleri radikalleştirerek kendi karanlık ideolojilerine alet etme ve toplumsal barışı bozma çabasının son ve en acı örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Ülke genelinde terörle mücadeledeki kararlılık, her yeni saldırıda daha da pekişiyor.
Soruşturmada Kilit Gelişmeler: 58 Sayfalık İddianame ve Görüntüler
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen titiz soruşturma tamamlanarak, 7'si tutuklu 13 şüpheli hakkında 58 sayfalık iddianame hazırlandı. Bu detaylı iddianame, saldırının dehşet verici perde arkasını ve sanıkların eylemlerindeki rollerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Soruşturma kapsamında elde edilen olay anı görüntüleri, olay yeri inceleme raporları, bomba imha inceleme raporu gibi somut deliller ile şüphelilerin ve tanıkların ifadeleri, adaletin tecellisi için sağlam bir temel oluşturdu.
İddianamede, saldırıyı gerçekleştirdiğinde henüz 16 yaşında olan tutuklu E.B.'nin, DEAŞ silahlı terör örgütüne katıldığı, örgütün sapkın ideolojisini tamamen benimsediği ve bu fikirleri arkadaşları aracılığıyla çevresine yaymaya çalıştığı belirtildi. Okula gitmeyi reddeden E.B.'nin, terör örgütünün ideolojisine uygun olarak silahlı eğitim aldığı ve örgütün amacına hizmet edecek şekilde terör saldırısı talimatı alarak bu kanlı eylemi gerçekleştirdiği detaylarıyla yer aldı.
Sanık Sandalyesindeki İsimler ve Yargıdaki Ayrım
Soruşturma sürecinin ilk aşamasında 27 şüpheli gözaltına alınmıştı. Yaşları 18'den küçük olan 16 şüpheli, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Ancak saldırının kilit isimleri için hukuki süreç farklı ilerledi. Saldırgan E.B. ile babası N.B. ve annesi A.B., "terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme", "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" gibi ağır suçlardan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Çıkarıldıkları mahkemece, saldırgan E.B., babası N.B. ile M.A., K.N., C.T., F.S.A. ve M.E. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Saldırganın annesi A.B. ile T.Y., B.Y. ve F.Ç. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kentte 18 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen bir operasyonda gözaltına alınan DEAŞ şüphelisi H.B. ve H.K. da adli kontrol şartıyla salıverilen isimler arasında yer aldı.
Yargısal süreçte önemli bir detay olarak, saldırıyı gerçekleştiren E.B.'nin dosyası, yaşı nedeniyle çocuk ağır ceza mahkemesine gönderilerek ayrı bir yargılama sürecine tabi tutuldu. Diğer 12 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame ise ağır ceza mahkemesine sunuldu. Bu ayrım, çocuk sanıkların yasal düzenlemeler çerçevesinde farklı bir yargılama sürecine tabi tutulmasını öngörüyor.
Suçlamalar Zinciri: Minik Katile Yönelik Ağır İddialar
Başsavcılık, saldırgan E.B. hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "silahlı terör örgütüne üye olma" gibi temel suçların yanı sıra, birçok ağır suçtan daha ceza talep etti. İddianamede E.B. için istenen cezalar tüyler ürpertti:
- 3 kez "terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme"
- 4 kez "terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs"
- 2 kez "terör amaçlı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs"
- "Terör amaçlı bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma"
- "Terör amaçlı korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme"
- 4 defa "terör amaçlı mala zarar verme"
- "Terör amaçlı kamu malına zarar verme"
- "Terör amaçlı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme"
- "Terör amaçlı 6136 sayılı Kanun'a muhalefet"
Diğer 6'sı tutuklu olmak üzere 12 şüpheli hakkında da bu suçlara iştirak halinde azmettirme suçlarından iddianame düzenlendi. Tüm şüpheliler için istenen cezalar ise 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 261'er yıla kadar hapis cezası olarak kayıtlara geçti.
Adaletin Mesajı: Teröre Geçit Yok, Geleceğe Yönelik Caydırıcılık
Hukuk çevreleri, İzmir'deki bu menfur saldırının faillerine yönelik talep edilen ağır cezaların, Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığının açık bir göstergesi olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, bu tür caydırıcı cezaların hem kamu vicdanını rahatlattığını hem de benzer eylemlerin önüne geçmede kritik bir rol oynadığını belirtiyor. Terör örgütlerinin halk arasında korku ve panik yaratma çabalarına karşı hukuki yollarla en sert yanıtı vermenin önemi, bu dava ile bir kez daha teyit edilmiş oluyor.
Türk yargısı, bu tür hain saldırılarla anayasal düzeni hedef alanlara karşı adaletin tecellisi için gereken her adımı atmaya devam edecektir. Bu iddianame ve talep edilen cezalar, şehit düşen güvenlik güçlerimizin anısına ve teröre kurban giden tüm vatandaşlarımıza karşı adaletin yerini bulacağına dair güçlü bir mesaj olarak yankılanmaktadır. Yargı sürecinde verilecek kararların, terörle mücadelede emsal teşkil etmesi ve adaletin tüm boyutlarıyla yerine getirilmesi beklenirken, gençlerin radikalleşmesini engellemeye yönelik toplumsal bilinçlendirme ve rehabilitasyon çalışmalarının da bu hukuki süreçlerle eş zamanlı olarak artırılması gerektiği uzmanlar tarafından sıklıkla dile getiriliyor.