İçeriğe Atla

Orta Doğu’da 2025: İsrail'in Saldırıları Krizleri Tırmandırıyor

Orta Doğu’da 2025: İsrail'in Saldırıları Krizleri Tırmandırıyor 📰 Gündem
AI destekli
... 3 dk Kaynak

Orta Doğu’da 2025: Krizlerin Yeni Yılı

2025 yılına yaklaşırken, Orta Doğu'daki insani dram ve siyasi belirsizlik, dünya genelinin dikkatini çekmeye devam ediyor. Gazze’de, ateşkese rağmen çocuklar açlık ve soğukla mücadele ederken, sürekli saldırganlık sergileyen İsrail, bölgedeki istikrarsızlığın başlıca kaynağı olmayı sürdürüyor. Özellikle 2023 yılında başlayan ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından “soykırım” olarak tanımlanan saldırılar, bölgenin siyasi haritasını, ticaret yollarını ve iç politik dengeleri derinden sarstı. Bu durum, yalnızca bölgedeki devletlerin ilişkilerini değil, uluslararası diplomasiyi de etkileyen sonuçlar doğurdu. Örneğin, Orta Doğu’nun jeopolitik yapısı bu krizler nedeniyle önemli bir değişim sürecine girdi.

Ateşkes: Gerçekten Var mı?

2025 itibarıyla “ateşkes” kelimesinin anlamı bile değişiklik göstermeye başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın barış çabaları ve uluslararası baskıları söz konusu olurken, bölgedeki savaş dinamikleri farklı yönlere kaymaya başladı. İran, bu dinamiklerin merkezine otururken, Washington’un bölgedeki askeri varlığı tartışmalara neden oldu. Gazze'deki ateşkes, ABD'nin doğrudan silahlı çatışmalara daha temkinli yaklaşmasını sağlarken, para ve silah akışının nasıl değişeceği üzerinde de sorular doğurdu. Bu ateşkesin ardından bile, bölgedeki belirsizlik ve gerginliklerin sona ermediği açık bir biçimde gözlemleniyor.

İsrail-İran Gerginliği: Yeni Tehditler

2025 yılının en sert kırılma noktası, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine gerçekleştirdiği doğrudan saldırı oldu. Bu hamle, “ABD bölgeden çekiliyor mu?” tartışmalarını alevlendirerek, Washington’un sahadaki etkisini sorgulattı. İran, bu duruma Katar’daki ABD üssüne misilleme yaparak yanıt verdi. 12 gün süren çatışmalar, iki ülke arasında belirgin bir gerilim eşiğine gelindiğini gösterdi. Bu durum, Orta Doğu'daki güç dengelerini değiştirebilecek potansiyele sahip bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Her iki tarafın da stratejik hamleleri, bu gerilimi artırabilir.

Suriye: Geçiş Süreci

Suriye, yıllar süren iç savaşın ardından karmaşık bir geçiş sürecine girmekte. Beşar Esad’ın 2025 yılında ülkeden kaçmasıyla Baas rejimi sonrası süreç başlamış oldu. Yeniden yapılanma çabaları ve devlet otoritesinin zayıf kalması, iç çatışmalarla paralel ilerlemekte. 2025-2026 dönemi, Washington’un yaptığı yaptırımları gevşetme girişimleri ve Suriye Merkez Bankası'nın para reformu gibi gelişmelerle şekilleniyor. Ancak bu geçiş süreci, ülkenin geleceği açısından belirsizlikler barındırıyor.

Yemen: Yeni Dinamikler

Yemen’deki iç savaş, Kızıldeniz’e kadar uzanan bir dinamikle devam ederken, Husilerin deniz trafiğine yönelik saldırıları da dikkat çekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet, özellikle güneyde yeni bir mücadele alanı yaratmıştır. Riyad’ın istikrar arayışı sürerken, BAE’nin de bölgede kendi nüfuzunu artırma çabası, çatışmaları derinleştiriyor.

İnsani Kriz: Gazze’de Durum İyileşmiyor

Gazze’de binlerce aile, artan açlık ve soğuk nedeniyle evsiz kalmaya devam ediyor. Uluslararası yardım kuruluşlarının verilerine göre, Gazze'nin kuzey bölgelerinde temiz suya erişim neredeyse imkânsız hale geldi. Açlık, susuzluk ve sağlık hizmetlerine ulaşamama, ateşkes sonrası dönemin belirleyici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Gazze’de ateşkesin ardından bile, İsrail’in sivillere yönelik saldırıları sürmekte ve bu durum, insanlar için yaşamı zorlaştırmaya devam etmektedir.

Stratejik Açıdan Gelecek Perspektifi

Uzmanlara göre, İsrail’in stratejisi, Gazze’deki ateşkes görüntüsünü kullanarak uluslararası baskıyı azaltırken, Batı Şeria’da geri dönüşü zor bir fiili durum yaratma çabası içindedir. Ancak bu yaklaşımın uzun vadede daha derin öfke ve istikrarsızlık yaratacağı düşünülmektedir. Bölgede yaşanan bu karmaşık gelişmelerin 2025 sonrası yeni çatışmalara neden olup olmayacağı, bölge uzmanları tarafından sıkça tartışılan bir konu olmaya devam etmektedir. Önümüzdeki süreç, bu krizlerin yeni dinamiklerinin nasıl şekilleneceği konusunda belirleyici olabilir.

Son Durum: Belirsizlik ve İleriye Dönük Sorular

2026’ya devreden en kritik soru, Körfez içindeki rekabetin, Yemen gibi ülkelerde hangi yeni çatışma biçimlerine dönüşeceği ve ülkeyi daha derin bir parçalanmaya sürükleyip sürüklemeyeceğidir. Türkiye ve uluslararası kamuoyunun dikkatle izlediği bu belirsizlik, hem insani krizi derinleştiriyor hem de uluslararası ilişkileri karmaşık hale getiriyor. Bugün, Orta Doğu’nun geleceği, yaşanan bu karmaşık ve çok yönlü krizle şekillenmekte.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda