İçeriğe Atla

Sessiz Çocuklar: Utangaçlık mı, Sosyal Kaygı mı?

Sessiz Çocuklar: Utangaçlık mı, Sosyal Kaygı mı? 📰 Gündem
AI destekli
... 3 dk Kaynak

Sessiz Çocuklar: Utangaçlık mı, Sosyal Kaygı mı?

Okulda sessiz kalan çocukların genellikle utangaç olarak görülmesi oldukça yaygın bir yaklaşımdır. Ancak uzmanların belirttiğine göre, bu sessizlik bazen daha karmaşık nedenlere dayanabilir. İçinde kapanma davranışı, özgüven eksikliği ya da aile içi iletişim sorunları gibi faktörler, bu duruma yol açabilir. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ümran Gül Ayvalık Baydur, bu konuda önemli bilgiler sunmaktadır. Dr. Baydur, çoğu bireyin sessizliğini sadece karakter ile açıklamanın yanıltıcı olabileceğini belirtmektedir.

Sosyal Kaygı ve Utangaçlığın Farkları

Baydur'a göre, bazı çocuklar sosyal ortamlarda konuşmaktan kaçınmakta ve katılım gösterememektedir. Bu durum, başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceği korkusundan kaynaklanabilir. Özellikle, sosyal kaygı bozukluğu yaşayan çocuklar, başkalarının önünde hata yapmaktan yoğun bir korku duyarlar. Bu korku, hem akademik başarılarını olumsuz yönde etkiler hem de özgüven kaybına yol açar. Bu noktada, utangaçlık ve sosyal kaygı arasındaki farkı anlamak oldukça önemlidir. Utangaç çocuklar genellikle zamanla ortama uyum sağlarken, sosyal kaygı bozukluğu yaşayan çocuklar ise bu uyumu sağlamakta zorlanır ve durumu sürekli hale getirebilir.

Belirtiler ve Yan Etkileri

Sosyal kaygı bozukluğu yaşayan çocuklarda, birkaç belirgin belirti öne çıkıyor:

  • Sosyal ortamlardan kaçınma
  • Öğretmenle konuşmakta zorluk
  • Sunum, doğum günü, gösteri gibi durumlarda yoğun stres
  • Mide bulantısı, kızarma, terleme, çarpıntı gibi fiziksel tepkiler
  • "Yanlış söylersem rezil olurum" düşüncesiyle konuşmaktan kaçınma

Bu tür belirtilerin kesinlikle göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Baydur, velilere önemli uyarılarda bulanmakta ve bu belirtilerin derinlemesine araştırılması gerektiğini belirtmektedir.

Çocuklara Yaklaşım: Dikkat Edilmesi Gerekenler

Uzman, sessiz çocuklara yaklaşımda baskı, kıyaslama ve küçümseyici ifadelerden kaçınılması gerektiğini ifade ediyor. Örneğin, çocuğa "Neden konuşmuyorsun?" demek kaygıyı artırabilir. Bunun yerine, "Zorlanıyor olabilirsin, bu çok normal" gibi kabul edici ifadeler kullanmak, çocuğa güven vermek açısından daha etkilidir. Ayrıca, ebeveyn ve öğretmenlerin çocuklara kendilerini güvende hissedebileceği ortamlar sunması büyük önem taşır.

Alternatif İletişim Yöntemleri

Çocukların sessizliğini aşmalarında, yazı, resim ya da oyun gibi alternatif iletişim yollarının da büyük faydası olabilir. Küçük sosyal adımlar karşısında sözel övgüyle desteklemenin sosyal cesareti artıracağı da unutulmamalıdır. İşte bu bağlamda, çocukların sosyal becerilerinin gelişiminde aile içi iletişimin belirleyici rolü vardır. Güvenli bağlanma kurulamayan ya da aşırı baskıcı aile ortamlarında yetişen çocukların sosyal kaygı riskinin arttığı gözlemlenmiştir.

Eleştirinin Etkisi ve Destekleyici İletişim

Bir çocuğun sürekli eleştirilmesi ya da ebeveynin beklentilerini karşılayamama korkusuyla büyümesi, zamanla sosyal ortamlarda da kaygı duymasına neden olmaktadır. Oysa destekleyici iletişim, çocuğun özgüvenini artırmada kritik bir rol oynamaktadır. Ailelerin, çocuklarına yaşına uygun sorumluluklar vermesi, onların "başarabildiği duygusunu" pekiştirmekte ve bu durum sosyal cesareti artırabilmektedir.

Dijital Çağın Etkileri

Dijital çağda, çocukların yüz yüze iletişim yerine ekran üzerinden etkileşimi tercih ettiği artık bir gerçek. Baydur, bu durumun hem avantaj hem de risk taşıdığını vurguluyor. Ekran, başlangıçta utangaç çocuklar için güvenli bir alan sunabilmektedir. Ancak, uzun vadede yüz yüze iletişim becerileri zayıflayabilir ve sosyal kaygı pekişebilir. Yapılan araştırmalar, ekran süresinin yalnızlık hissi, düşük özsaygı ve kaygı düzeyi arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, çocuklara yüz yüze sosyal deneyim fırsatları sunmak ve ekran süresini dengelemek son derece önemlidir.

Sonuç ve Öneriler

Uzm. Dr. Ümran Gül Ayvalık Baydur, ebeveynler ve öğretmenler için önemli bir hatırlatmada bulunarak, çocukların sessizliğinin sadece bir kişilik özelliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bazen bu durumun bir yardım çağrısı olabileceğini belirtmektedir. "Her sessizlik, huzurun göstergesi değildir. Bazen çocuk, kelimeler yerine sessizliğiyle konuşur. Önemli olan, o sessizliğin dilini anlayabilmektir," diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekmektedir.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda