Suriye'de İsrail'in İhlalleri: Güncel Durum ve Gelecek Senaryoları
Savaşın yıkıcı etkilerinin devam ettiği Suriye topraklarında İsrail'in askeri faaliyetleri, uluslararası arenada tartışmaların odağı olmaya devam ediyor. Son günlerde, Suriye'nin Kuneytra ilinin kırsalında, İsrail ordusunun kurduğu kontrol noktaları ve yürüttüğü arama tarama faaliyetleri, tarihi bir sorunun yeniden alevlenmesine neden oluyor. Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın bildirdiğine göre, İsrail güçleri, 5 askeri araçla Kuneytra'nın Jabata el-Kaşeb kasabası ile Ayn el-Bayda yolunda kontrol noktası kurmuştur. Bu durum, bölgedeki mevcut çatışmaların daha da derinleşmesine ve siyasi istikrarsızlığın sürmesine katkıda bulunuyor.
İsrail'in Stratejisi ve Askeri Faaliyetleri
İsrail ordusu, Suriye’nin güneyinde, özellikle Dera ve Kuneytra bölgelerinde sık sık askeri araçlarla devriye gezmekte ve kontrol noktaları kurarak 'arama tarama' faaliyetleri yürütmektedir. Bu uygulamalar, bölgedeki tırmanan şiddetin ve gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Suriye hükümeti, bu eylemlerin 1974 tarihli Ayrılma Anlaşması’nın açık bir ihlali olduğunu belirtmektedir. Anlaşma, iki ülke arasındaki sınır güvenliğini korumayı amaçlayan bir dizi maddeden oluşmaktadır ve bu tür ihlaller, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında ciddi tehditler oluşturmaktadır.
1974 Ayrılma Anlaşması ve İhlallerin Sonuçları
1974 Ayrılma Anlaşması, Suriye ile İsrail arasında imzalanmış olan ve her iki tarafın da askerî varlıklarını sınıra belli bir mesafe uzaklıkta tutmasını öngören bir mutabakat metnidir. Bu anlaşmaya göre, her iki ülke de askeri faaliyetlerinde temkinli olmalı ve sivillere yönelik saldırılardan kaçınmalıdır. Ancak, İsrail ordusunun Suriye’nin kuzeyinde, özellikle de Kuneytra ve Dera kırsalında gerçekleştirdiği operasyonlar, bu anlaşmanın açıkça ihlali olarak değerlendirilmektedir. Şam yönetimi, bu durumun uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu ve daha önce de belirtildiği gibi, sivillerin can güvenliğini tehdit ettiğini ifade etmektedir.
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Açıklamaları
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, İsrail ordusunun Suriye’ye yapmış olduğu hava saldırısı ve kara baskınlarına dair çarpıcı veriler sunmuştur. 8 Aralık 2024 ile 18 Temmuz 2025 tarihleri arasında, İsrail’in Suriye’nin çeşitli bölgelerine binin üzerinde hava saldırısı gerçekleştirdiği ve yaklaşık 400 kara baskını düzenlediği anlaşılmaktadır. Bu tür baskı ve saldırılar, içinde yaşanılan bölgedeki toplumsal yapıyı alt üst etmekle kalmayıp, halkın yaşam standartları üzerinde de ciddi olumsuz etkilere yol açmaktadır.
Bölgesel Gerginliklerin Ekonomik ve Sosyal Etkileri
İsrail’in Suriye'deki askeri eylemleri, sadece güvenlik boyutuyla sınırlı kalmamaktadır. Bu faaliyetlerin ekonomik ve sosyal boyutları da göz ardı edilmemelidir. Süregeldiği düşünülen bu tür ihlaller, bölgedeki ekonomik faaliyetlerin aksamasına, ticaret yollarının kapanmasına ve iç göçlere neden olabilmektedir. Suriye halkı, zaten devam eden savaşın yarattığı yıkım ve yokluk içinde hayatta kalmaya çalışırken, dışarıdan gelen bu saldırılarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Çabalar
Uluslararası toplum, İsrail’in bu tür ihlallerine karşı çeşitli tepkiler ortaya koymaktadır. Ancak, bu tepkilerin etkinliği ve uzun vadede ne tür sonuçlar doğuracağı belirsizliğini korumaktadır. Birçok ülke, Suriye’deki insani durumu dile getirerek, ki bu da doğrudan bireylerin yaşam haklarını tehdit eden bir durumdur, diplomatik yollarla çatışmanın sona erdirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak, Suriye hükümetinin ve muhalefetin kendi içindeki ayrılıklar da bu süreci zorlaştırmaktadır.
Gelecek Senaryoları
Suriye’de devam eden bu gerginliğin gelecekte nasıl evrileceği, hem bölgesel güvenlik dinamikleri hem de uluslararası ilişkiler açısından büyük önem taşımaktadır. Eğer bu tür ihlaller ve çatışmalar devam ederse, Suriye’nin yeniden inşası süreci daha da zorlaşacak ve bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde büyük gerilimlere neden olacaktır. Uzun vadede, bu durum sadece Suriye ile sınırlı kalmayıp, komşu ülkeler üzerine de olumsuz etkiler yaratacaktır. Bu nedenle, uluslararası toplumun acil çözüm önerileri üzerinde hemfikir olması ve aktif adımlar atması gerekmektedir.