İçeriğe Atla

Türkiye'de 'Sıcak Kar Kuraklığı' Alarmı: Su Kaynakları Tehlikede

Türkiye'de 'Sıcak Kar Kuraklığı' Alarmı: Su Kaynakları Tehlikede 📰 Gündem
AI destekli
... 5 dk Kaynak

Türkiye'nin Su Geleceği Alarm Veriyor: 'Sıcak Kar Kuraklığı' Dosyası

Türkiye, son yılların en sinsi ve potansiyel olarak yıkıcı çevresel tehditlerinden biriyle yüzleşiyor: Bilim insanlarının 'sıcak kar kuraklığı' olarak tanımladığı bu durum, ülke genelindeki doğal yolla depolanan kar suyunun artan kış sıcaklıkları nedeniyle erken erimesi ve su kaynaklarını yeterince besleyememesi anlamına geliyor. Bu gizli tehlike, ülkenin su güvenliği için ciddi bir alarm zili çalıyor.

Sinsi Tehdidin Perde Arkası: Bilim Dünyasından Çarpıcı Rapor

İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl liderliğindeki, doktor öğretim üyesi Çağan Alevkayalı ve araştırma görevlisi Nami Yurtseven'den oluşan uzman ekip, bu kritik konuya ışık tutan detaylı bir çalışma yürüttü. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezinin (ECMWF) 1950-2025 dönemini kapsayan 75 yıllık kapsamlı iklim serisi verilerini yaklaşık 1,5 yıldır titizlikle analiz eden ekip, çarpıcı sonuçlara ulaştı. Araştırma, Batı Balkanlar'dan başlayarak Karadeniz çevresini saran, Anadolu'nun yüksek dağlık alanlarından geçip Kafkaslar ve İran-Irak sınırlarındaki Zagros Dağları'na kadar uzanan devasa bir 'kar kuraklığı kuşağı'nın oluştuğunu ve Türkiye'nin bu kuşağın tam merkezinde yer aldığını gözler önüne serdi. Bu durum, ülkenin su kaynakları ve genel ekosistemi için hayati bir dönemece işaret ediyor.

1975'ten Bu Yana Süregelen Tehlike: Kar Kuraklığı Kuşağının Genişlemesi

Ülkemizin su kaynakları üzerindeki baskının yakın geçmişe dayanan köklü bir hikayesi var. Uzmanların analizleri, 1975'ten itibaren belirginleşmeye başlayan kuraklık sinyalinin, özellikle 2000'li yıllardan sonra adeta kıtalar arası bu geniş kar kuraklığı kuşağına dönüştüğünü gösteriyor. Türkiye'nin, Avrupa genelinde hızla genişleyen bu kar kuraklığı riskinin ve kıta boyunca uzanan devasa kuraklık koridorunun tam kalbinde yer alması, tehlikenin boyutunu daha da artırıyor. 'Doğal su kuleleri' olarak tanımlanan yüksek dağlık alanlarda depolanan 'su sermayesi'nin, yağışın kar şeklinde düşmesine rağmen artan kış sıcaklıkları nedeniyle zeminde tutunamadan hızla erimesi, uzun dönemli ve kronikleşen bir su kaybını gözler önüne seriyor. Bu durum, geçmiş iklim modellerine dayalı su planlamalarının artık yeterli olmayacağını açıkça ortaya koyuyor.

Kar Yağsa Bile Faydasız: 'Sıcak Kar'ın Gizli Tuzağı ve Su Eşdeğeri

Araştırmacılar, çalışmalarında sadece kar miktarının azlığına değil, su kaynaklarını doğrudan besleyen 'kar su eşdeğeri'ne, yani kar örtüsündeki toplam su miktarına odaklandı. Prof. Dr. Şermin Tağıl, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, tehlikenin sinsi doğasını vurguladı: "Kar yağdığında seviniyoruz ama bizim için tehlikeli, gizli bir risk söz konusu. Bu da 'sıcak kar kuraklığı' dediğimiz bir risk." Tağıl, bu olguyu, karın daha yüksek sıcaklıklarda yağması, yerde kalma süresinin kısalması ve yağışın kar şeklinde düşmesine rağmen artan kış sıcaklıkları nedeniyle zeminde tutunamadan hızla erimesi olarak açıklıyor. "Sorun karın yağmaması değil, karın taşıdığı su miktarının azalması. Kar yağıyor ancak hava karı saklayacak kadar soğuk olmadığı için erken erime başlıyor ve doğal su bankamızın da beslenmesi riske giriyor. Önemli olan karın su taşıma kapasitesi" sözleriyle, 'su sermayemizin' kritik bir şekilde azaldığına işaret etti.

Meteoroloji uzmanları, kar örtüsünün erken erimesinin, özellikle ilkbahar aylarındaki su depolama kapasitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirtiyor. Analizler, kar su eşdeğerindeki azalmanın yalnızca kar yağışındaki düşüşten değil, aynı zamanda kritik kaybın yağan karın yerde tutulan ve suya dönüşebilen kısmındaki hızlı düşüşten kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bu, kar yağsa bile yeterli su rezervi oluşmadığı anlamına geliyor.

Rakamlar Alarm Veriyor: Anadolu'nun Kalbi Susuz Kalıyor

Prof. Dr. Tağıl'ın aktardığı verilere göre, özellikle 1000-1500 metre yükselti aralığındaki dağlık alanlar, Türkiye'nin önemli doğal su kuleleri konumunda. Ancak bu kritik alanlarda, son 20 yılda kar su eşdeğerinde yaklaşık yüzde 30'luk çarpıcı bir azalma tespit edildi. Bu durumun geçici bir dalgalanma olmadığı, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer yer kalıcı hale gelen ve zamanla mekansal olarak genişleyip yoğunlaşan kar kuraklığı kümelerine dönüştüğü belirlendi. Araştırmacılar, kar su eşdeğerindeki bu kayıpların uzun vadede içme suyu temini, tarımsal üretim ve enerji üretimi üzerinde ciddi baskılar oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Bu yüzdelik düşüş, gelecekteki su kıtlığı riskini somut bir şekilde gözler önüne seriyor.

Dicle ve Fırat Tehlikede: Bölgesel Güvenlik İçin Kritik Eşik

Küresel atmosferik süreçlerin de kar kuraklığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tağıl, bu durumun Dicle ve Fırat gibi sınır aşan sular başta olmak üzere, tarım, gıda güvenliği ve enerji sistemleri üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu anlattı. Kuraklığa hassas bölgelerdeki riskin katlanarak arttığına dikkat çekiliyor. Bu potansiyel kriz, sadece çevresel bir endişe olmaktan çıkıp, ülkenin stratejik varlıklarını doğrudan tehdit eden, bölgesel ve ulusal güvenliği ilgilendiren çok boyutlu bir mesele haline geliyor. Komşu ülkelerle su paylaşımı konusunda gelecekte yaşanabilecek gerilimler de bu tablonun bir parçası.

Gelecek İçin Son Çağrı: Yeni Su Yönetimi Politikaları Şart

Prof. Dr. Tağıl, yakın gelecek aylara ilişkin de önemli bir öngörüde bulunuyor: "Bu yıl ülkemizde ocak, şubat aylarında kar yağışı bekliyoruz ama mart ve nisan aylarında güneyden gelebilecek bir sıcak hava kütlesi, bu karın barajlarımızı yani su rezervlerimizi, su bankamızı beslemeden sistemden çekilmesine neden olabilir." Bu, kısa vadeli hava durumu ile uzun vadeli su kaynakları yönetimi arasındaki karmaşık ilişkiyi ve gelecekteki potansiyel su kıtlığı riskini net bir şekilde ortaya koyuyor.

İklim bilimciler ve sektör temsilcileri, su planlamasının geçmiş iklim koşullarına göre yapılmasının riskleri artıracağına dikkat çekiyor. Türkiye genelindeki yetkililerin, bilimsel veriler ışığında su politikalarını acilen gözden geçirmeleri ve kamuoyunu bu konudaki gelişmeler hakkında düzenli olarak bilgilendirmeleri büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Tağıl, "Kar su eşdeğerini merkeze alan yeni su yönetimi politikaları, erken uyarı sistemleri ve alternatif depolama çözümleri hayati önem taşıyor" diyerek çözüm önerilerini sıralıyor. Mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve geleceğe yönelik sürdürülebilir su yönetimi stratejilerinin acilen devreye alınması gerektiğinin altını çiziyor. 'Sıcak kar kuraklığı', sadece bir meteorolojik olaydan öte, ülkenin stratejik su varlıklarını doğrudan tehdit eden, kapsamlı, uzun vadeli çözümler bekleyen ulusal bir mesele olarak önümüzde duruyor ve karar vericiler için acil bir eylem planı çağrısı yapıyor.

Bu haber, yapay zeka teknolojisi destekli olarak hazırlanmıştır. Detaylı bilgi için Editoryal Politikamızı inceleyebilirsiniz. Orijinal kaynak: kaynak habere git

Sonraki haber yükleniyor...
Otomatik yükleme durduruldu
© 2026 YeniTürk Hakkımızda