Yeşilırmak'ta Balık Katliamı: Tokat'ta Çevre Alarmı Zirve Yaptı!
Tokat'ın Turhal ilçesine bağlı Celal Mahallesi yakınlarındaki Yeşilırmak Nehri'nde 25 Mayıs Cuma sabahı yaşanan toplu balık ölümleri, bölgede geniş yankı uyandırdı ve büyük endişeye neden oldu. Nehrin kıyılarına vuran yüzlerce, hatta binlerce cansız balık, özellikle sabahın erken saatlerinde Celal Mahallesi sakinleri tarafından fark edildi ve yetkilileri hızla harekete geçirdi. Bu acı manzara, sadece Tokat'ı değil, tüm Türkiye'nin önemli su kaynaklarından biri olan Yeşilırmak'ın ekolojik sağlığına dair ciddi soru işaretlerini bir kez daha gündeme getirdi.
Kıyıda Yüzlerce Cansız Beden: Halk Şaşkın ve Tedirgin
Sabah erken saatlerde nehir kenarında yürüyüş yapan vatandaşlar, su yüzeyinde cansız yatan ve yaklaşık 1.5 kilometre uzunluğundaki kıyı bandına vuran çok sayıda balıkla karşılaşınca, bölge halkı hızla nehir etrafında toplandı. Bu beklenmedik durum karşısında Celal Mahallesi sakinleri büyük bir şaşkınlık ve üzüntü yaşadı. Durumun hemen ilgili birimlere bildirilmesinin ardından bölgeye sevk edilen ekipler, balıkların türü ve ölümlerin boyutu konusunda ilk incelemeleri başlattı. Görüntülerde, bazı vatandaşların olta ve hatta elleriyle kıyıya vuran balıkları toplamaya çalıştığı görüldü. Bu durum, hem olayın ciddiyetini hem de bölge halkının şaşkınlığını ve çaresizliğini gözler önüne serdi. Vatandaşlardan Ayşe Teyze, "Gözlerimize inanamadık, nehirde böyle bir felaket hiç yaşanmamıştı," sözleriyle yaşadığı şoku dile getirdi.
Ani Kriz: Ankara Hızla Devreye Girdi, Numuneler Laboratuvarda
Yeşilırmak'taki toplu balık ölümleri üzerine Tokat Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü gibi diğer ilgili birimler hızla aksiyon aldı. Olay yerine intikal eden uzman ekipler, nehrin farklı noktalarından su örnekleri ve ölü balıklardan numuneler alarak detaylı laboratuvar incelemesine gönderdi. Özellikle Karadeniz Teknik Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden uzmanlar ve halk sağlığı laboratuvarları da bu sürece dahil edilerek sonuçların güvenilirliği artırılmaya çalışılıyor. Yetkililer, balık ölümlerinin nedenini belirlemek amacıyla kapsamlı bir soruşturma başlattıklarını ve elde edilen sonuçların en geç 72 saat içinde şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılacağını vurguladı. İlk belirlemelere göre, ani su kirliliği, zirai ilaç kalıntıları veya nehirdeki oksijen seviyesinin kritik düzeye düşmesi ihtimalleri üzerinde yoğun bir şekilde duruluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, olaya sebep olan kirleticinin tespiti için özel bir çalışma grubu oluşturuldu.
Yeşilırmak'ın Acı Tecrübeleri: Geçmişten Kalan Dersler
Yeşilırmak Havzası, Türkiye'nin en verimli tarım alanlarından birine ev sahipliği yapması nedeniyle geçmişte de çevresel sorunlarla sıkça gündeme gelmiştir. Benzer toplu balık ölümleri, ne yazık ki Türkiye'nin diğer önemli su kaynaklarında da farklı tarihlerde gözlemlendi. Örneğin, 17 Nisan 2018'de Sivas yakınlarındaki Kızılırmak Nehri'nde ve 3 Haziran 2021'de Manisa Ovası'ndan geçen Gediz Nehri'nde yaşanan benzer krizlerde de ana etkenler arasında endüstriyel atık deşarjı ve tarımsal ilaçlamadan kaynaklanan kimyasal kirlilikler yer almıştı. Kızılırmak'taki olayda, bir tekstil fabrikasının arıtılmamış atıklarını nehre boşaltması sonucu yaklaşık 5 ton balık telef olurken, Gediz'deki felakette ise aşırı zirai ilaç kullanımı binlerce balığın hayatına mal olmuştu. Bu iki olay, bölge ekonomisine o dönemde 10 milyon TL'yi aşan bir zarar vermişti. O dönemde yapılan incelemeler, özellikle bahar ve yaz aylarında artan su çekimi ve azalan debi ile birlikte kirlilik yükünün daha da ağırlaştığını göstermişti. Bu olaylar, çevresel denetimlerin ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının önemini bir kez daha ortaya koymuştu.
Uzmanlar Alarm Veriyor: Geri Dönülmez Zararın Eşiğinde miyiz?
Çevre uzmanları, Türkiye'nin önemli nehirlerinden Yeşilırmak gibi stratejik bir su kaynağında yaşanan bu tür olayların, genellikle çevresel kirlilikten, sanayi atıklarından, kontrolsüz tarımsal ilaçlamadan veya iklim değişikliğinin neden olduğu su sıcaklığı artışı ve debi düşüklüğünden kaynaklandığını belirtiyor. Çevre Mühendisleri Odası Tokat Temsilcisi Dr. Ayşe Yılmaz, "Bu durum, Yeşilırmak'ın ekolojik dengesi için çalınan güçlü bir alarm zili niteliğindedir. Acilen su kalitesi analizlerinin derinleştirilmesi, potansiyel kirleticilerin kaynağının net bir şekilde tespit edilmesi ve somut önlemlerin alınması büyük önem taşıyor," şeklinde ortak görüş bildirdi. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıkların ve azalan su debisinin, oksijen seviyelerinin düşmesine yol açarak bu tür toplu ölümleri tetikleyebileceği uyarısı da yapıldı. Uzmanlar, Ankara'daki ilgili bakanlıkların, yerel yönetimlerle koordinasyon içinde kapsamlı bir denetim ve rehabilitasyon programı başlatması gerektiğini vurguluyor. Bu tür bir ekolojik tahribatın, geri dönülmez etkiler yaratma potansiyeli taşıdığına dikkat çekiliyor.
Balıkçılar İsyan Etti: Geçim Kaynakları Tehlikede
Yeşilırmak Havzası, bölge ekonomisi için hayati bir öneme sahip. Tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçimini sağlayan yaklaşık 5.000 kişi için nehir, adeta bir yaşam kaynağı. Bu son olay, bölge halkı arasında büyük bir endişe yarattı. Yerel balıkçılar ve çiftçiler, nehrin geleceği ve suyun kullanılabilirliği konusunda kaygılarını dile getirirken, yetkililerden hızlı, şeffaf ve kalıcı çözümler bekliyor. Celal Mahallesi'nde balıkçılık yapan Hasan Demir, "Bu yıl da böyle olursa, ne yapacağımızı bilemiyoruz. Çocuklarımızın rızkı bu nehirdeydi," sözleriyle çaresizliğini ifade etti. Suyun kirliliğinin devam etmesi halinde, sadece balıkçılık değil, tarımsal sulama ve hayvan yetiştiriciliği gibi diğer ekonomik faaliyetlerin de ciddi zarar görebileceği, bunun da uzun vadede bölgeden göçü tetikleyebileceği endişesi taşıyor.
Ankara'dan Acil Müdahale: Yeşilırmak İçin Kapsamlı Yol Haritası
Bu tür çevresel felaketler, sadece doğal yaşamı değil, aynı zamanda bölge insanının sağlığını ve ekonomik geleceğini de doğrudan tehdit etmektedir. Uzmanlar, olayın sadece mevcut durumu düzeltmekle kalmayıp, uzun vadeli bir çevre yönetimi ve sürdürülebilirlik politikası oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyor. Yeşilırmak'ın eski canlılığına kavuşabilmesi ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için kapsamlı bir eylem planının devreye sokulması, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kurumların öncelikli gündemi olmalıdır. Ankara'dan gelecek acil müdahale kapsamında, bölgedeki sanayi ve tarım tesislerine yönelik denetimlerin artırılması, atık arıtma tesislerinin modernizasyonu ve kapasite artırımına yönelik 100 milyon TL'lik bir yatırım paketinin hayata geçirilmesi bekleniyor. Ayrıca, çiftçilere yönelik çevreci tarım uygulamaları eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve kimyasal gübre/ilaç kullanımının alternatif yöntemlerle azaltılması hedefleniyor. Bu adımların, 2025 yılına kadar Yeşilırmak'ın su kalitesinde gözle görülür bir iyileşme sağlaması ve ekosistemin kendini toparlamasına olanak tanıması hedefleniyor. Aksi takdirde, bu tür ekolojik darbeler, havzadaki yaşamı derinden etkilemeye devam edecektir.