Beylikdüzü'nden Yükselen Yıldızlar: Avrupa'da Türk Mutfağı Rüzgarı
Beylikdüzü Şehit Şafak Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin genç şefleri, Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonunca (TAŞFED) bu yıl 22'ncisi düzenlenen Uluslararası İstanbul Gastronomi Festivali'nde destansı bir başarıya imza attı. Dünya mutfaklarından yüzlerce şef ve aşçılık öğrencisinin kıyasıya rekabet ettiği bu prestijli festivalde, lisede aldıkları kapsamlı eğitimle hazırladıkları 12 farklı özgün tabakla jürinin karşısına çıkan genç yetenekler, dörder altın, gümüş ve bronz madalya kazanarak Türkiye'nin adını uluslararası gastronomi sahnesine altın harflerle yazdırdı. Bu tarihi başarı, Türk mutfağının genç temsilcileri aracılığıyla global alandaki gücünü bir kez daha gururla kanıtladı.
Gastronomi Dünyasının Kalbi İstanbul'da Attı: 22 Yıllık Gelenek
Uluslararası İstanbul Gastronomi Festivali, yirmi yılı aşkın süredir Türkiye'nin gastronomi haritasında vazgeçilmez bir yer tutuyor. TAŞFED öncülüğünde her yıl düzenlenen bu prestijli etkinlik, sadece dünya mutfakları arasında kültürel bir köprü kurmakla kalmıyor, aynı zamanda genç yeteneklerin keşfedilmesi ve Türk mutfağının global platformlarda tanıtılması için hayati bir rol üstleniyor. Festival, ülkenin zengin mutfak mirasını modern yorumlarla buluşturarak, Türkiye'nin gastronomi potansiyelini uluslararası jürilere ve binlerce ziyaretçiye sergileme fırsatı sunuyor. Bu yıl elde edilen madalyalar, festivalin bu misyonuna ne denli başarıyla hizmet ettiğinin en parlak göstergesi oldu.
Başarının Sırrı: Beylikdüzü Lisesi'nin Entegre Eğitim Modeli
Bu büyük başarının ardında, Şehit Şafak Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin "Mesleğim altın bileziğim" sloganı etrafında şekillenen yenilikçi ve disiplinler arası eğitim anlayışı yatıyor. Okul Müdürü Gülbanu Güngör, öğrencilerin mutfağa olan derin sevgi, inanç ve okullarına duydukları bağlılıkla çalıştıklarını, elde ettikleri derecelerin de bu aidiyet ve güçlü ekip ruhundan kaynaklandığını vurguladı. Güngör, okulda yiyecek-içecek hizmetleri başta olmak üzere ticaret ve turizm gibi 7 farklı alanın birbiriyle entegre, komplike ve özverili bir çalışma yürüttüğünü belirtti. Bu disiplinler arası yaklaşımın, öğrencilere yalnızca mesleki beceriler değil, aynı zamanda yurt içinde ve yurt dışında rekabet edebilecek kültürel ve kurumsal bilgi birikimi kazandırdığını ifade eden Güngör, "Amacımız hem yurt içinde hem yurt dışında hem de Türk mutfağında çalıştırabilecek, çalışkan bireyler yetiştirebilecek bir vizyona sahip olmak. Öğretmenlerimiz bu konuda sonsuz bir çaba içindeler" sözleriyle okulun kapsamlı vizyonunu ve öğretmenlerin özverisini dile getirdi. Lise, yiyecek-içecek hizmetleri alanında temel mutfak tekniklerinden dünya mutfağına uzanan geniş bir yelpazede uygulamalı eğitim vererek, genç şeflere sadece mesleki yeterlilik değil, aynı zamanda kültürel açıdan donanımlı bireyler olma fırsatı sunuyor.
Strazburg'dan Gelen Altın Dokunuşlar: Hamza Yaşakan'ın "Döngüsü"
Genç şefler arasında öne çıkan isimlerden 12. sınıf öğrencisi Hamza Yaşakan, "Döngü" adını verdiği yaratıcı tabağıyla altın madalya kazanarak büyük takdir topladı. Yaşakan, mesleğe olan ilgisinin aşçı olan amcasından geldiğini, öğretmenlerinin yönlendirmeleriyle bu tutkusunu daha da geliştirdiğini ifade etti. Bu alana yönelmesinin ardından 10. ve 11. sınıflarda edindiği 6 aylık staj deneyimlerinde pratik, teorik ve mesleki açıdan önemli bilgiler edindiğini vurgulayan Yaşakan, geçen yıl arkadaşlarıyla birlikte bir yarışmada dereceler elde ettiklerini ve bu başarının ardından öğretmenleri tarafından hazırlanan ERASMUS programı için sınavlara girerek kabul edildiğini anlattı. Fransa'nın Strazburg kentine, altı öğrenci ve bir öğretmen eşliğinde 15 günlük yoğun bir çalışma programı gerçekleştiren Yaşakan, bu süreçte hem Fransız mutfağını deneyimlediklerini hem de kaldıkları otelde Osmanlı mutfağına ait enfes lezzetleri tanıttıklarını, aynı zamanda o ülkenin etnik ve yöresel kültürünü yakından görme fırsatı bulduklarını aktardı. Bu deneyim, genç şefin vizyonunu genişletmesine büyük katkı sağladı.
Güz Bahçesi'nin Sihri ve İftar Sofralarının Elçisi: Ela Nur Turhan
Benzer bir başarıya imza atan 12. sınıf öğrencisi Ela Nur Turhan ise "güz bahçesi" temalı tatlı tabağıyla altın madalya kazanan bir diğer genç yetenek oldu. Sonbaharın yumuşak ve kırılgan hislerini yansıttığı tabağında, coğrafi işaretli Sakarya bal kabağı ve Giresun fındığı gibi yöresel ürünlere özel olarak yer vererek Türkiye'nin lezzet haritasını uluslararası jürinin beğenisine sundu. Turhan da geçen yılki yarışma sayesinde ERASMUS programına hak kazanıp sınavı geçerek Strazburg'a gittiklerini belirterek, özellikle Ramazan ayına denk gelen bu programda iftar menüleriyle Osmanlı ve geleneksel Türk mutfağını başarıyla tanıttıklarını, 300-400 kişilik menüler hazırlayarak toplu yemek konusunda önemli deneyimler edindiklerini paylaştı.
Aynı zamanda bir pastanede aktif olarak çalıştığını dile getiren Turhan, burada edindiği pratik bilgileri okuldaki teorik eğitimle birleştirerek kendini sürekli geliştirdiğini vurguladı. "Orada da güzel bilgiler öğrendim. Teknik konuda ustalarım beni çok destekledi. Okulda öğrendiğimiz yöntemlerle, iş yerinde ustalarımdan öğrendiğim bilgileri pekiştirerek kendimi daha ileriye taşımayı hedefliyorum. Bu süreç beni motive ediyor. Mutfaktan asla çıkmıyorum. Okulda, işte ve evde hep mutfaktayım. Hem kafa dağıtmak hem kendimi geliştirmek hem de hayallerime ulaşmak için mutfak benim için mükemmel bir yer. Orada kendimi gerçekten iyi hissediyorum" sözleriyle mutfağa olan derin tutkusunu ve mesleki adanmışlığını gözler önüne serdi.
Kuzey Çiçeklerinden İlhamla: Melek Derin Doğan'dan Bronz Dokunuşlar
Lisenin bir diğer başarılı öğrencisi Melek Derin Doğan da, TAŞFED yarışmasında ravioli yemeğiyle bronz madalya kazanarak yeteneğini kanıtladı. Doğan, tabağının ana temasını kuzey çiçeklerinin renklerinden ilham alarak hazırladığını belirtti. Okulda her dönem farklı yemek türleri üzerine eğitim aldıklarını, özellikle 12. sınıfta hamur işleri üzerine yoğunlaştıklarını aktaran Doğan, "Okulda çok keyifli bir süreç oluyor. Hocalarımız gerçekten bize çok şey katıyor. Daha önce hiç görmediğimiz ürünleri tanıyor, birçok farklı yemeği öğreniyoruz. Farklı kültürlere ait yemekler ve coğrafi işaretli ürünleri deneme fırsatımız oluyor. Evde deneyip okula geliyoruz. Okulda yapıp evde deniyoruz. İleride de bu alanda gastronomi eğitimi almak istiyorum" sözleriyle okulda edindiği tecrübeleri ve muttaki sürekli pratik yapma alışkanlığını anlattı. Gelecekte gastronomi eğitimi almayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.
Yemek Bir Araç Değil, Bir Amaç: Şef Kinsun'un Vizyonu
Lisenin Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Alan Şefi Beyhan Kinsun, öğrencilere verilen eğitimin kapsamını detaylandırarak okulun vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. 9. sınıftan itibaren temel mutfak becerileri kazandırdıklarını, 10. sınıfta deniz ürünleri, makarna ve mantı gibi kültürel yemeklere odaklandıklarını, 11. sınıfta ise etin bölümleri ve parçalanması gibi ileri seviye et işlemleri üzerine eğitim verdiklerini kaydetti. Son sınıfta ise öğrencilerin daha çok tatlı, çikolata ve hamur ürünleri üzerine yoğunlaştığını ifade etti. Şef Kinsun, yemeğin kültürümüzde genellikle bir araç olarak görüldüğünü ancak dünyada bunun bir amaca dönüştüğünü vurguladı. Kinsun, "Yurt dışında insanlar bunu aslında daha çok amaç haline getirmiş durumda. Aslında bizim hedefimiz yemek yemeyi, güzel yemek yapmayı amaç haline getirmiş bireyler yetiştirmek" ifadeleriyle okulun misyonunu özetledi. Amaçlarının kendi kültürünü bilen, Türk mutfağına hakim ve aynı zamanda uluslararası mutfaklarda çalışabilecek yetkinlikte öğrenciler yetiştirmek olduğunu dile getiren Kinsun, öğrencilerin uluslararası yarışmalarda dereceler almasının ve madalyalar kazanmasının kendilerini büyük bir gururla doldurduğunu ekledi.
Türk Gastronomisi Zirveye Tırmanıyor: Geleceğin Şefleriyle Uluslararası Etki
Beylikdüzü Şehit Şafak Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin Uluslararası İstanbul Gastronomi Festivali'nde elde ettiği bu eşsiz başarı, sadece gençlerin mesleki gelişimine büyük bir ivme kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda Türk gastronomisinin dünya çapında tanıtımı için stratejik bir öneme sahip. Bu tür uluslararası platformlarda kazanılan madalyalar, Türkiye'nin zengin mutfak kültürünün küresel ölçekte tanınmasına ve takdir edilmesine zemin hazırlıyor. Genç şefler, bireysel yeteneklerini sergilemenin ötesinde, Türkiye'yi ve onun eşsiz lezzetlerini global arenada başarıyla temsil eden birer gastronomi elçisi olarak ön plana çıkıyor. Kazanılan bu deneyimler ve alınan madalyalar, geleceğin şeflerinin kariyer yolculuklarında önemli birer mihenk taşı oluşturacak ve diğer gençlere de ilham vererek mesleki eğitime olan ilgiyi artıracaktır. Bu başarı, Türk mutfağının uluslararası alandaki prestijini daha da yükseltecek ve ülkenin kültürel diplomasisine önemli katkılar sağlayacak potansiyele sahiptir. Ankara'nın ve eğitim kurumlarının bu alandaki destekleri, genç yeteneklerin keşfedilerek uluslararası arenaya taşınmasında kilit rol oynamaktadır. Türkiye'nin mesleki eğitim kurumlarının bu vizyoner yaklaşımı sayesinde, gelecekte daha fazla Türk şefin dünya sahnelerinde boy göstermesi ve uluslararası gastronomi camiasında söz sahibi olması beklenmektedir. Bu başarı, aynı zamanda Türkiye'nin genç istihdamına ve turizm gelirlerine de olumlu yansımalar getirecek, ülkenin kültürel zenginliğini ekonomik güce dönüştürme potansiyelini artıracaktır.